Başörtüsü müsabakası
Başörtüsü müsabakası
Başörtülü Mahinur Özdemir'in Brüksel bölge parlamentosuna seçilerek Meclis'te yemin etmesini “Avrupa'nın özgürlük algısı budur işte, bir de sizinkine bakın” türü bir kıyasla haberleştirmeyi, alttan alta, müstehzi kıvrımlar eşliğinde “Şiştiniz mi?” göndermelerinde bulunmayı, doğrusu anlayabiliyorum.
Anlayabiliyorum, çünkü başörtülü vekil yemin edemesin diye, başörtülü genç kız okula giremesin diye, başörtülü doktor çalışamasın diye ve hatta başörtülü bir kadın Başbakan eşi olamasın diye memleketin altını üstüne getirmiş, yeri yerinden oynatmış olan main stream medya, pekala haber değeri olan “Belçika'nın başörtülü vekili” mevzuunu görmemezlikten gelmekten, en azından geçiştirmekten yana. Yani ki, ilerici görünümlü güdük jakobenlere “n'aber” demek, çiftestandartlının çiftestandardını yüzüne vurmak bendenize göre garip değil. Garip olan; başörtüsü karşıtlarına “n'aber” diyenlerin, “çözüme gelsek” cümlesini duyar duymaz sağdan sıvışmaya başlamaları.
Bana kalırsa Mahinur Özdemir'i hayıflanma ya da anlaşılır gerekçelerle dahi olsa övünme manivelası haline getirmek kimseye bir şey kazandırmaz. Özdemir, AK Parti kapatılayazdığından bu yana üstü elbirliğiyle kapatılan “başörtüsü” konusunun çözümüne yönelik iradenin yeniden gün ışığına çıkartılması için harika bir zemindir. Ve konuyu raftan indirme atmosferinin husule gelmesi, başlıbaşına büyük kazançtır
“Günışığına çıkarılmak” ifadesini kullanıyorum, çünkü bu kadar göz önünde olup da çözüm ihtimalleri bu kadar derine gömülmüş, üstüne kürek kürek sessizlik toprağı örtülmüş başka hiçbir “ceset” olmadı bu ülkede. Ölüm şekli de, sevmedikleri kadar sevdiklerinin de kerhen onayıyla sırtından vurulmak şeklinde tezahür etmişti.
Bu tezahürat, totaliter ve tepeden inmeci pespektifin durduğu noktadan başlamış, kapatılma noktasına kadar gelip direkten dönen bir partinin suskunluğunu içererek büyümüş ve son olarak muhafazakar camianın neredeyse tamamına yayılan çaresizliğin bıkkınlığı vasıtasıyla son darbeyi almak şeklinde tecelli etmişti.
Bugün sokaklarda gezerken, alışveriş yaparken, yetişmesi gereken yere koştururken “görünen” milyonlarca örtülü kadın “ontolojik bir gömü” aslında. İran ses veriyor, Belçika nezdinde tüm Avrupa kendini gösteriyor, ama Türkiye, yılgınlığın toprağı altında. Kanı bağışlamaya bile değer görülmeyen başörtülüler, sokakta dahi örtüsüne tahammül edilemediği için memurluktan azledilmiş başörtülüler, peruk takmaktan usanmış ve direkt başını açmış öğrenciler, ağzıyla kuş tutsa bile hak ettiğini alamamış olanlar, hepsi ama hepsi bu ülkede.
Bugün Mahinur Özdemir'in başarısı, AB'nin özgürlük algısı üzerinden, öteki mahalleye nanik yapanların televizyonlarında göremezsiniz sözgelimi onları, işyerlerinde üretimdedirler, halkla ilişkiler kademesine çıkamazlar asla. Davetlerde, yemeklerde eşlerinin yanında değillerdir mesela. Kartal ve Maltepe Belediyeleri'nde olduğu söylendiği gibi CHP'ye geçtiği anda toptan “dışarı dökülmemişlerse” birkaç belediyenin içinde, o da açık kadın çalışanlara ağır basmamaları gözetilmiş şekilde rastlayabilirsiniz onlara.
Durum budur ve Mahinur Özdemir olayının Türkiye'deki üstü örtülmüş soruna katkısı olacaksa, O'nu karamsarlığın ittiği duyarsızlık mezarından, tam da gömüldüğü yerden “niye duyarsızlaşıldığından” başlayarak çıkarmamıza satıh teşkil etme potansiyelidir.
Oysa duyduğumuz tek ses zafer tamtamı. Bu elbette geçerli gerekçelerle anlaşılır bir tepki ama yani, “nasıl yediniz golü” dedikten sonra dönüp işine bakmak, başörtülüye gül bahçesi vaat etmediği gibi, gömüldüğü yerden çıkartmaya dair bir niyetin olmadığını da imliyor.
Ne yani, herkes Avrupa'ya mı gitsin sizce? Bilmem farkında mısınız ama, ters istikameti önermesine rağmen totaliter, Kemalist rejim de aynı görüşte.
Haftaya, “Mardin kapı şen olur” tadında bir yazı. “Buralarda” yar sevmedik ama Mardin'i sevdik. Salı'ya
-
yorumluyorum 16 yıl önce Şikayet Etinsaf. : ASİMETRİK HARP Asıl asimetrik harbi ilker başbuğ gibiler inançlılar üzerine yıllardır yapmaktadırlar. onlara söylenecek çok şey var. şunu unutmasınlarki,çanakkalede kocatepede,tınaztepede sakarya ve benzeri yerlerde erkeklerle omuz omuza savaşan başı örtülü analarımız bacılarımızdı.yoksa onun bikini ve mayo giymiş kadınlarıylamı bu topraklar savunuldu.? asimetrik savaş kelimesini kullanan insan önce düşünür sonra biraz olsun utanır öyle konuşur.Beğen
-
ayrıkotu_ 16 yıl önce Şikayet Etbelcika. TÜRKİYE; malezya olmadı,türkiye iran olmadı,acaba diyorum TÜRKİYE;belcika olabilirmi....Beğen
-
Ahmet ZEHİR 16 yıl önce Şikayet Etİnaç özgürlüğü. Baş örtüsü takan arkadaşların öncelikle neden takdıklarını bilmesi ve Savunma yaparken bunun aileden gelen bir adet olduğunu söylemesini anlayamıyorum.Biz müslüman isek müslüman kadının örtünmesi FARZ dir bunu ALLAH emrettiği için yapıyor olması dünya ve ahiret saadeti için yaptığını bilmesi gerekir.Yoksa anlamsız baş örtünmesi ve bunu sadece gösteriş için yapması çok acıdır.Müslüman kadin zeki olmalı hayatına ve etrafındakilere güzel örnek olmalı İnşallah bizde baş örtüsü ile bu ülkede Doktor,siyasetçi,...Beğen
-
İhsan ABAY 16 yıl önce Şikayet EtTespit ettiğim kadarıyla. Benim çevremde başörtülü kızlarda mahalle baskısı olmasa yarısı başını açar.... Yaptıkları hareketlerle giydikleri kıyafet çelişiyor...Hiç de dinle alakaları yok...Beğen
-
ali vatansever 16 yıl önce Şikayet Etanlamak veya anlamamak. bence baş örtüsü yani (türban ) takanlar , benim birebir konuştuğum bayanların kendine yakışytığını vede onun için taktığını bazıları aile baskısı veya mahalle baskısı yüzünden takıyorum diyorlar çok az bi kesim dini inancımdan takıyorum diyor ama makyajlar süper burasıda benim görüşüm.Beğen