Prof. Dr. Faruk Taşcı
Prof. Dr. Faruk Taşcı
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Türkiye’deki İslam düşmanlığı başka bir yerde yok: Mihalgazi Belediye Başkanı’nın tesettüründen “Hafız Bakan”a

GİRİŞ 14.02.2026 GÜNCELLEME 15.02.2026 YAZARLAR

Mihalgazi Belediye Başkanı hanımefendinin tesettürüne yönelik “karanlık” sözler ve yeni İçişleri Bakanımızın “hafız” olması üzerinden belli bir kesimin “hazımsızlığı”, ister istemez Türkiye’deki gavurların varlığını düşünmeye sevk ediyor insanı. 

“Gavurluk” derken de “İslam düşmanlığı”nı kastediyorum. Zira Türkiye’deki İslam düşmanlığı, dünyanın başka bir yerinde yok.

Menderes’e düşmanlık “ezandan” dolayı idi. 

“Menderes şöyle yaptı”, “Menderes böyle etti”… Geçelim hepsini. 

Hayatında bir kere dahi camiye girmek nasip olmayan Menderes’in ipi, “ezanı aslına çevirdiği” için çekildi. 

Yani kendi yaşantısında İslam’ın karşılığı neredeyse olmayan Menderes, İslam’ın en önemli nişanelerinden biri olan ezan için yaptığından dolayı “İslam kahramanı” kabul edildi ve İslam düşmanlarının kurbanı oldu!

Erbakan’a düşmanlık da “takunya”sından dolayı idi.

Siyasi kimliğinden önce, akademik kariyerinde başarılı biriydi. O dönem Türkiye’nin en genç profesörlerindendi. Türkiye’de ağır sanayi vizyonunun teknik altyapısını ilim adamı olarak geliştirdi.

1970’lerdeki koalisyon ortaklığı döneminde “Ağır Sanayi Hamlesi” ile Türkiye’nin kendi sanayi altyapısını kurmayı hedefledi. Çimento, motor, makine ve savunma sanayii alanlarında çok sayıda fabrikanın temelini attı.

Refah Partili yıllardaki başbakanlığı döneminde kamu kaynaklarını tek merkezde toplayan “havuz sistemi”ni uyguladı; ekonomide başarılı oldu. Memur ve işçi maaşlarında görülmemiş şekilde ciddi artışlar yaptı.

Akademik başarısı ve siyasi alandaki tüm olumlu katkılarına rağmen, Erbakan “takunyalıydı”; dindar Müslüman kimliği öne çıkan bir profil olarak her daim İslam düşmanlarının hedefi oldu. 

Ona, partilerine ve geliştirdiği Milli Görüş hareketine saldıranlar, doğrudan İslam’a saldıramadıkları için “siyasal İslam” diye uyduruk bir kavram üzerinden saldırdılar. 
28 Şubat, İslam’a düşmanlıkta en üst seviye oldu. “Siyasal İslam” söylemi ile bu düşmanlık örtülmeye çalışıldı. 

Erdoğan düşmanlığı zirvede, çünkü çok güzel “Kur’an-ı Kerim okuyor” maşallah. 

Siz bakmayın, “Erdoğan şöyle yaptı da böyle oldu” gibi siyasi zeminde laflar edip içlerindeki İslam düşmanlığından kaynaklı kinlerini doğrudan kusamayanlara. 

Noksanlıkları olsa da Erdoğan, İslam düşmanlarının gözünde İslam’ın en baş temsilcisi! Halifesiz dönemin gönüllerdeki halifesi. “One minute” ile de tüm dünyaya bu temsiliyeti yayılmış tek lider. 

Bu nedenle, Türkiye’deki İslam düşmanları, Erdoğan’ın dünya Müslümanlarını birleştirici potansiyelinden hatta fiili hamlelerinden çok korkuyorlar!

Öyle ki “… kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar” ayeti (Âl-i İmrân Sûresi, 119) tam da İslam düşmanlarının Müslümanları temsil ettiklerini düşündükleri Erdoğan’a karşı kinin şeklini açık ediyor. 

Şimdi Mihalgazi Belediye Başkanı hanımefendiye karşı “söz kusmuğu” yapanlar. 

Tam da Anadolu İslamı’nın en güzel temsili bir belediye başkanı. 

Ellerinden öpülesi duruşu, anne olduğu için de ayaklarından öpmenin caiz olduğu yücelik. 

Merve Kavakçı’ya “dışarı dışarı” diye “böğürenler”, başörtüsünün İslam’ı temsil ettiğini iyi bildikleri için bunu yaptılar. Dertleri İslam idi, böğürenlerden ölenlerin ve onlara destek verenlerin toprağı bol olsun! 

Aynı karanlık zihniyet, Mihalgazi Belediye Başkanı için hortlamış da ifritliğini belli ediyor.
“İkna odaları” kuranlar ve orada örümcek kafaları ile kız kardeşlerimize her türlü psikolojik işkence yöntemi uygulayan gericiler, bal gibi de İslam’a olan düşmanlıklarından bunu yaptılar. 

İmkanları olsa yine yaparlar, yapıyorlar Mihalgazi Belediye Başkanı hanımefendiye dişlerini gösterdikleri gibi. 

Hiçbiri kadın düşmanı değil, olsa idiler siyonist katil kadınlara ve terörist kadınlara yaptıklarından dolayı en azından “kınama” yaparlardı. 

“İslam’ın emrettiği kadın profilinin düşmanı” hepsi! Dertleri kadın değil, İslam ve İslam’ın göz nuru kadınlar!

Ve en son İçişleri Bakanımız “hafız” diye hop oturup hop kalkıyorlar.

“Kafirler: ‘Şu Kur’an’ı dinlemeyin ve okunurken ona karşı yaygara koparın, böylece başkalarının dinlemesini de engelleyin. Belki bu yolla müminlere üstün gelirsiniz’ dediler” ayeti (Fussilet, 26) tam onlar için.

Kafasına darbeyi yemiş eşek arısı gidip yerde debelenip duruyorlar. 

“Hafız Bakan” olur muymuş da, nasıl olur muymuş da?...

Müslüman bir ülkede bal gibi de olur. Olmaması garipti, olması doğal!

Bunu doğal görmemek, İslam düşmanlığının uzantısı. 

Özetle; Türkiye’de İslam’a “sıcak savaş” açarsan ne olacağı belli; yersiniz tokadı! Bu nedenle İslam’a karşı “soğuk savaş” var ve bunun adı “İslam düşmanlığı”. 

Bunu yapanlar, elbette “münafıklar” yani Müslüman olmayıp Müslüman postunda dolanıyorlar! Maalesef bu münafıkların söylemlerine şu veya bu gerekçelerle inanıp arkalarından giden ve destek veren cahil takımı da var!

Nasıl mı tanıyacağız bu münafıkları?

El-cevap: “… münafıkları sen yüz çizgilerinden tanırsın, hiç şüphesiz konuşmalarından da tanıyacaksın.” (Muhammed Sûresi, 30)

Yüzleri (yüzsüzlükleri) ve söyledikleri (lağım) ortada!

Yemezler…

Prof. Dr. Faruk TAŞCI / Haber7

 

YORUMLAR 27 TÜMÜ
  • Mnbg 1 ay önce Şikayet Et
    Yaşasın öğretmenler!?!
    Cevapla
  • Orhan 1 ay önce Şikayet Et
    Bunlar mankurtlaşmış bunlarla başetmek zor
    Cevapla
  • Esat 1 ay önce Şikayet Et
    Sn. Yazar dün olduğu gibi bugünde aynı hezayanları duyacağız. Takmayın bunları, ileriye yönelik hedef, proje ve vizyon oluşturun. Sizden beklenen bu, bırakın siyaseti başkaları yapsın.
    Cevapla
  • Söküp atmak 1 ay önce Şikayet Et
    Putperestler imandan zaten yoksun yaşamaya mahkum, bilmeyerek tapanlar önce bunu anlamaları lazım.
    Cevapla
  • Hafız 1 ay önce Şikayet Et
    Kıyamete kadar Ebu cehiller var olucak.biz kardeşlerimize.hafızlarımıza,reisimize sahip çıkarsak.Allahın izniyle salyalarını akıtacaklar
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle