Prof. Dr. Faruk Taşcı
Prof. Dr. Faruk Taşcı
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

'İstihdam ile terörün önüne geçmek' ne kadar mümkün?

GİRİŞ 28.03.2026 GÜNCELLEME 28.03.2026 YAZARLAR

25 Mart’ta TÜİK işgücü istatistiklerini açıkladı; işsizlik oranı % 8,3 seviyesinde gerçekleşti. Son 21 yılın en düşük işsizlik oranı.

Meselenin “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili yönüne bakmak lazım.

İstanbul Üniversitesi’nden Başak Işıl Alpar ile Abdullah Miraç Bükey çok önemli bir araştırmaya imza attılar. Tam da “Terörsüz Türkiye” sürecinin sosyal ve ekonomik “bütünleşme” aşamasına denk geliyor.

İşin hukuki sürecinin nasıl olacağı kısmını ehline bırakayım; ama “İş Gücü Piyasası ile Terör İlişkisinin Teorik ve Ekonometrik Analizi: Türkiye Örneği (2014-2020)” adıyla basılan araştırma kitabı, meselenin hukuki sürecini şekillendirecek olanlara önemli veri/bilgi sunuyor.

Ne mi diyor araştırma?

“Terörün tek bir nedeni yok” diyor.

Her ülkenin kendi şartları belirleyici.

Hızlı nüfus artışı önemli; ama genç ve işsiz erkekler, “kırılganlık” yaratıyor.

Plansız kentleşme risk; özellikle göç hem fırsat hem güvenlik sorunu.

Eğitim/sizlik ve değer erozyonu da terörün varlığında rol oynayabiliyor.

Yoksulluk tek başına terör için açıklayıcı değil; ancak yoksulluğa eklemli eşitsizlik ve adaletsizlik güçlü bir etken. Özellikle “kırsal geri kalmışlık” terör örgütleri için zemin oluşturabiliyor.

Buna karşılık, zengin ülkelerde de terör görülebiliyor. ETA ve IRA, bunun örnekleri.

Ama mesele sadece ekonomi değil; psikolojik kırılmalar da devrede. Mesela hayal kırıklığı, öfke ve dışlanma, özellikle terör örgütlerine katılımda belirleyici olabiliyor. Yani dışlanma ve ayrımcılık radikalleşmeyi ve dolayısıyla terörü besleyebiliyor.

Üstelik terör, nedenleri ve sonuçlarını iç içe. Mesela işsizlik hem sebep hem sonuç olabiliyor. Göç hem tetikleyici hem çıktı olabiliyor.

Tek nedene indirgenemeyen “terörün elbette sonuçları” da var.

Terör sadece can almıyor, ekonomiyi de büyük zarar veriyor.

Yatırımlar duruyor. Kalkınma sekteye uğruyor. Güvenlik harcamaları da büyüyor. Yani bütçede üretime ayrılan pay küçülüyor. Belirsizlik ortamları da yatırımcıyı kaçırabiliyor.

Böyle bir zeminde terör, işsizliği besleyebiliyor. İşsizlik de terörü. Kısır bir döngü oluşuyor.

Terör nedeniyle göç de hızlanıyor, kırsal alan boşalıyor; büyükşehirler yükü taşımakta zorlanıyor.

Tarım ve hayvancılık da zarar görüyor; tarlalar âtıl kalıyor.

Turizm de darbe alabiliyor; otel rezervasyonları iptal edilebiliyor.

Hepsinden öte, terörden dolayı asıl kayıp insanda. Can kaybı oluyor. Sakat kalan insanlar söz konusu.

Korku yayılıyor; toplumda güvensizlik büyüyor.

Terör sosyal yapıyı da aşındırıyor; aileleri yıpratabiliyor, eğitimi aksatıyor, kurumların işlevini köreltebiliyor.

Sonuç net: Terör bir güvenlik sorunu olduğu kadar ekonomik, sosyal ve insanî bir yıkım.

Araştırmada, terörün sebep ve sonuçları yanında, “Terörsüz Türkiye” sürecinin sosyal ve ekonomik bütünleşme ayağına katkı sağlayabilecek önemli bulgular ve çözüm önerileri de var.

Bulgularda neler mi var?

Bazılarını sıralayalım:

Birincisi: Geçmişteki şiddet, bugünkü şiddeti artırıyor. Müdahale edilmezse süreklilik kazanıyor. Bu gerçek, “Terörsüz Türkiye” sürecinin ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor.

İkincisi: Terör sadece işsizlikle açıklanamaz. Dini, etnik, siyasi ve kültürel yapılar da güçlü belirleyici faktörler. Bu hususta, özellikle Güneydoğu Anadolu dikkat çekiyor.

Bu nedenle, terörün bu çok boyutlu yönü göz önünde bulundurulmalı.

Üçüncüsü: İstihdamın etkisi hemen değil, gecikmeli ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, bugünün politikası, yarının güvenliğini de belirliyor.

Hal böyle olunca, “Terörsüz Türkiye” sürecinde sosyoekonomik olarak istihdam ayağında atılacak bir adımın neticesinin hemen alınmasının mümkün olmadığını kabul etmek ve güvenlik hassasiyetini buna göre kurgulamak gerekiyor.

Dördüncüsü: İstihdam arttıkça terör azalabiliyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu’da etki çarpıcı. İşgücüne katılım oranı terörü baskılıyor.

Kısa vadede kadınların katılımı, uzun vadede erkeklerin kalıcı katılımı önemli. Bu noktada, “genç erkek işsizliğinin terörü artırdığı” görülüyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da “erkek işsizliği” terör açısından güçlü bir risk.

Bu nedenle, kadın istihdamı önemli olsa da “genç erkek istihdamı”na yönelik adımların terör riskini azaltacağı görülüyor. Yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da istihdam seferberliği yanında özellikle “genç erkek istihdam seferberliği” şart!

Nihayetinde genel tablo net: Terörle mücadele, sadece güvenlik meselesi değil; uzun vadeli kalkınma, sürdürülebilir istihdam ve sosyal içerme politikası ile bağlantılı.

Mesleki eğitim, girişimcilik, kooperatifçilik, yerel kalkınma projeleri, aileyi ve toplumsal bağı güçlendiren sosyal politikalar…

Hepsi birlikte düşünülmeli.

Çünkü güçlü ekonomi, sosyal aidiyet ve kapsayıcı istihdam, teröre karşı en kalıcı cevap olacak ve böylece “Terörsüz Türkiye” hedefine tam manasıyla ulaşılabilecektir.

Prof. Dr. Faruk Taşçı / Haber7

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL