Ne var ne yok ya da aşk olsun sana!
Ehl-i irfandan birine “Ne var ne yok?” diye sorduğumda sadece susmuştu, mütebessim çehresiyle.
“Ne var ne yok?” öylesine gelişigüzel bir soru değil çünkü. Çoğu zaman soranın da fark etmediği şekilde, verilecek cevaba göre cevap verenin hâlini, karakterini, aklını ve hatta amelini idrak etmeye yardım edebiliyor.
Mesela cevap olarak “merhamet var, gazap yok.”
Bu nedenle, haklı ve güçlü olmasına rağmen, kendisine haksızlık ve zulüm yapana karşı bile yıkmak için değil de gönlü yapmak için cehd etmek var. Tıpkı Hazreti Yusuf’un (aleyhisselam) kardeşlerine muamelesi ve buna da işaret ederek Efendimiz’in (aleyhisselatü vesselam) Mekke’nin Fethi’ndeki tavrı gibi.
Mesela “kıskançlık yok, gıpta var.”
Bu nedenle, biri bir nimete eriştiğinde “Şu şu nimetini Allah’ım mübarek eylesin, maşallah; bereket versin kardeşim” diyerek nimetin Asas Sahibi’ne kalbini bağlamak ve O’nun taksimine kalben razı olmak var.
Özetle, kalbiselim olmak var, hüzün yok!
İşte “Allah’ın dostları üzerine ne korku vardır ne de onlar mahzun olurlar.” (Yunus Sûresi, 62) ilahî kelamının tecelli ettiği kimseler, bunlardır.
Mesela “ilim var, kibir yok.”
Çünkü sonsuz güneş ışığının yanında pilli el fenerinin ışığının geçici ve hiç hükmünde olduğu idrak edecek irfan var.
Profesör olanın pilli el feneri hükmündeki aklından beslenen ilmi ne ki; Allah katından gelen sönmeyen güneş misali ledûn ilmi var, yani umman umman!
Bu nedenle, kibre kapılmadan “şeytan kadar ilmin olsa ne fayda” kelamı kibarını her zerresine nakşedenler var.
Mesela “ilim var, rütbe var, gururlanma ve böbürlenme yok.”
Bu nedenle, yedisinden yetmişi ile hemhal olabilme, onların yediklerini yeme, içtikleri içme, giydiklerinden giyme var; en önemlisi onların görüşlerine başvurma (istişare) var.
Böyle olduğu içindir ki “halk içinde gezerler hakirhane fakirhane” ve “halkın içinde hak gizli” hakikatine bağlı bir şekilde her daim tetikte ve rakiklikte olmak var.
Zira kundaktaki bebeği Konuşturan’ın (peygamberlik kapısı kapandı diye) istediğini istediği gibi konuşturma Kudreti bitmedi ya!
Özetle, aklıselim olmak var, vesvese yok, vehim yok.
İşte “… olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun… ” (Hac Sûresi, 46) şeklinde ilahî kelamda zikredilen “akleden kalb” sahipleri bunlardır.
Yine mesela “namaz var, fuhşiyyat yok.”
Çünkü nur ile nar (ateş) bir yerde duramaz. Namazın bir secdesinde tecelli eden nur dahi fuhşiyyat okyanusunu yakar geçer. Bu nedenle olsa gerek, diğer işlerinde (amellerinde) sorun olanlara, “namazındaki huşûya dikkat et” denmiştir.
Mesela “oruç var, hastalık yok.”
Çünkü “Lokman hekimdir!” Yani yediğin veya yemediğin, nasıl yediğin veya yemediğin, “kim için” yediğin veya yemediğin ve ne zaman yediğin ve yemediğin lokmada senin ya hekimin ya hastalığın var.
Üstüne bir de sadaka varsa, hastalıklara şifa var. Dememiş mi Efendimiz (aleyhisselatü vesselam) “… hastalarınızı sadaka ile tedavi edin” diye?
Mesela “zekât var, hırsızlık yok.”
Duymadık mı Efendimiz’in (aleyhisselatü vesselam) “Mallarınızı zekâtla koruyun” ikazını?
Zira zekât vermekle, zenginin malındaki yoksul hakkını teslim etmek var. Hal böyle olduğu için hem malın hırsızlık, afet, ziyan gibi maddi tehlikelerden korunması var hem de manevi olarak bereketlenmesi var.
Mesela “hac var, tefrika yok.”
Çünkü hac ibadetinde ırk, dil veya renk ayrımı olmaksızın tüm müminlerin tek bir gaye etrafında birleşmesi var. İşte Efendimiz’in (aleyhisselatü vesselam) “Cemaatte (birlikte) rahmet, ayrılıkta ise azap vardır.” muştusu özelde hac ibadeti için var.
Ve “helal var, haram yok.”
Bu nedenle mesela faiz ile muamele yapma imkânı olmasına rağmen, seller sular gibi faize akıp gidenleri görmesine ve hatta sele dört koldan çekilmesine rağmen, ticaretine faiz zehrinin zerresini bulaştırmayan er oğlu erler (özellikle genç girişimciler) var, ayakları öpülesi.
Özetle, ameli salih var, gafletle dünyaya dalma yok.
Gönlü yârda eli kârda olmak var.
Hepsinin tecellisine mazhar olmak için müminlerin duası var, büyüklerin himmeti var, Efendimiz’in (aleyhisselatü vesselam) şefaati var.
Dünya ve ahiret saadeti için “Lailâhe illAllah Muhammedür-Resûlullah” var; amenna!
Hepsine iman ettikten sonra, tüm tecellileri aşıp erenlere Allah var, gerisi yok!
Aşabilene aşk olsun; oluyor da!
Prof. Dr. Faruk TAŞÇI / Haber7
-
Sinan 9 saat önce Şikayet EtDahası da var..O'NUN SANATİ (Yok) bir (var)dır; Geçit vermez; Dar: mı, dardır! (Yok) bir (yok)tur; Akıl ermez, Ne de çoktur! (Var) bir (yok)tur; Yusyuvarlak Dönen oktur. (Var) bir (var) dır. O'na varmak... Bu kadardır!Beğen
-
furkan 10 saat önce Şikayet EtAllah razı olsun Faruk HocamBeğen
-
Nureddin 12 saat önce Şikayet EtAllah razı olsun hocamBeğen
-
Alparslan 13 saat önce Şikayet EtElhamdulillah "Allah var gam yok" TeşekkürlerBeğen Toplam 1 beğeni