Prof. Dr. Hakan Aydın
Prof. Dr. Hakan Aydın
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Türkiye’de ünlü olmanın değişmeyen kuralları

GİRİŞ 27.02.2026 GÜNCELLEME 27.02.2026 YAZARLAR

(…) Senden bir şaheser yaratacağım. Bir defa İffet adı saçma, anlamsız. Bundan sonra adın Demet olacak. Ve değişeceksin. Saçın. Gözün. Kaşın. Yüzün. Baştan aşağı. Tepeden tırnağa. Bambaşka bir insan olacaksın. Yepyeni giysiler alacağız. Son moda. Alımlı. Görkemli. Çekici. Uzmanlar giydirecek seni. Ev tutacağım sana. Yepyeni, güzel bir ev. Kitap oku, kursa git. Oturmasını, kalkmasını, konuşmasını öğren. Entelektüel zamparalara karşı hazır olman lazım. Seni bir gazeteciyle tanıştıracağım. Boyalı basından. Etkin bir adamdır çevresinde. Azıcık da çapkındır. Fotoğraflarını çekecek. Soyacak. Soyunacaksın. Ama fazla değil. İstediklerini ver ama dozunda. Sonra diğerleri ilgilenmeye başlayacak. Daha sonra diğerleri. Basında bir Demet furyasıdır gidecek. Reklam filmleri gelecek peşinden. Büyük reklam yıldızı Demet. Reklam şirketlerinin seninle ilgilenmesini ben sağlayacağım. Filmlerin çekilecek, televizyonla tanışacaksın. Reklam, televizyon derken en ünlü firmaların aradığı tek isim olacaksın. Resimlerin takvim kapaklarını süsleyecek. Ve sinema tabi. Büyük yıldız Demet. En ünlülerle. En ünlü sanatçılarla aynı filmlerde oynayacaksın. Çekler yazacaklar. Milyonluk. Takılar takacaklar. Ama sende karşılığını vereceksin. Durmadan akacak, akacak. Ve mutlaka karşılığını vereceksin. Sosyeteye gireceksin. Aslında seni aralarına almayacaklar. Sadece bunalıma düşmüş evli erkeklerin ya da ne kadar zampara olduğunu ispat etmeye çalışan bekârların misafiri olacaksın o kadar. Kesinlikle hiçbirine âşık olmayacaksın. Hiçbir erkeğe para yedirmeyeceksin. Hele hele evlenmek isteyenlere sakın inanma. Vur ve kaç. Senin işin bu. Söylediklerimi dinlersen para, pul, ün senin olacak. Güç, senin olacak. Tabi bende hakkımı alacağım (…)

Yönetmenliğini Kartal Tibet'in üstlendiği 1982 yapımı İffet filmindeki bu meşhur diyalog aslında Türkiye’de şöhret üretim mekanizmasının el kitabı niteliğindedir. Bu sahne Yeşilçam melodramı içinde görünse de, modern medya düzeninin erken bir röntgen filminden başka bir şey değildir. Günümüzde sosyal medya ve dijital platformlardaki fenomen endüstrisinde gördüğümüz ‘kişisel marka yaratımı’nın 1982 versiyonudur. Bugün fenomen kültürünün ‘kişisel marka’ dili, Yeşilçam’ın makyaj odasında doğmuştur.

Diyalog ‘Bir şaheser yaratacağım’ cümlesiyle başlıyor. Burada sanatçı edasıyla konuşan erkek figür, aslında bir medya mühendisidir.  Bu mühendis öncelikle kadına bir özne olmadığını hatırlatır:  O bir projedir. Kimliği, pazarlanabilirlik kriterlerine göre yeniden yazılmalı, ‘İffet’ gibi yerli ve masum çağrışımlı bir isim çöpe atılmalıdır. İffet, yerini şehirli, daha vitrinlik bir ‘Demet’e bırakır. Böylece kültürel köklerden koparılmış, piyasa için sterilize edilmiş bir karakter üretiminin ilk halkası tamamlanmış olur.

‘Soyunacaksın ama fazla değil.’

Bu cümle, medya ekonomisinin matematiğidir. Türkiye’de ünlü olmak; sınırları dikkatle ayarlanmış bir teşhir rejimine girmektir. Bu ülkede şöhret ekonomisi, cinselliği başından beri bir yatırım enstrümanı olarak görmüştür. Beden bir ifade alanı değil, sadece stratejik bir yatırım aracıdır.

Bu soyunma zamanla fiziksel alandan fikirsel ve ideolojik alana doğru genişlemiştir. Bu genişleme hem bir takım baronların kontrolündeki iç piyasada güçlü bir konum elde etmek hem de uluslararası ödül mekanizmalarında Türkiye’yi tek boyutlu bir karanlık hikâyeye indirgeyen anlatılarla ödül avcılığına çıkmak için yapılır. Başarılı bir av sezonundan sonra dönüp içeride ‘evrensel sanatçı’ kimliğiyle dolaşmak, sanatsal derinliğin değil, ödül algoritmasını ezberleme uyanıklığının bir sonucudur.  Küresel alkış uğruna, gerçeklik yerine, jüriye hitap eden dramatik bir karanlık sunmakta bu nedenle hiçbir tereddüt gösterilmez. Elbette eleştiri haktır. Eleştiri olmadan düşünce olmaz. Fakat mesele eleştiri değil; ödül mimarisine göre kimlik kurgulamaktır. Tıpkı filmdeki gibi: ‘Söylediklerimi dinlersen para, pul, ün senin olacak.’

‘Seni aralarına almayacaklar.’

Türkiye’de sosyete, medya ve kültür çevreleri, yükselen figürleri davet eder; ama içeri almaz. Ünlü, bir süreliğine vitrindir. Şöhret, sosyeteye giriş bileti değildir; geçici bir davettir. Yükselen figür kullanılır, tüketilir ve gerekirse hızla gözden çıkarılır. Ancak sistemin sunduğu bu geçici alanı kalıcı bir üstünlük zannedenler de vardır. Bu durum sadece magazin dünyasında değil; akademide, sanatta ve entelektüel çevrelerde de geçerlidir. Aidiyet değil, işlevsellik önemlidir.

‘Durmadan akacak… Ve mutlaka karşılığını vereceksin.’

Türkiye’de ünlü olmak bir kere kazanılan bir statü değildir; sürekli yeniden üretilmesi gereken bir performanstır. Karşılıksız reklam, beklentisiz dizi, politik pozisyonsuz ödül yoktur.

Ben de hakkımı alacağım.

Medya düzeninde asıl kazanan çoğu zaman yıldız değildir; onu yöneten yapıdır. Menajer, yapımcı, medya patronu, algoritma sahibi. Sistem çalışır, figür değişir. Önce gazete, radyo, sinema ve televizyonda, şimdilerde dijital platformlarda ve sosyal medyada güç yine sahiplik yapısında, dağıtım ağındadır. Kırk yıl önce makyaj odasında yazılan kurallar bugün dijital medya stüdyolarında uygulanmaktadır.

Siz bakmayın bu sistemden geçip yükselen bazı figürlerin, sonradan kendilerini sistem üstü bir konuma yerleştirmelerine; bu kuralları kabul ederek yükselenlerin, sonradan kuralları inkâr ederek yeni bir rol kesmelerine; kimliğini satarak başlayanların özgünlük dersi vermelerine; teşhirle yükselenlerin ahlak bekçiliğine soyunmalarına; sosyete figürü olanların topluma tepeden bakmalarına; uluslararası beklentiyi kurnazlıkla okuyarak kariyer basamaklarında hızla yükselenlere; en sonunda da güya insanlık yararına faaliyetleriyle kendilerini aklayanlara ya da en azından vicdanlarını rahatlatanlara...
Bu bir etiket yazısı değil. Her yükseleni, her ödül alanı hedeflemiyor. Sadece mekanizmanın nasıl işlediğini anlatmaya çalışıyor. Türkiye'de parlatılmış vasatlığın anatomisine ayrıntılı bir bakıştan ibaret. 

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber 7

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • ŞİMDİ 3 saat önce Şikayet Et
    Şimdi olay tamammen çığırından çıktı aynı yöntemle cinsiyet değişimi teşvik ediliyor.
    Cevapla
  • Ali 11 saat önce Şikayet Et
    Tek kelime ile harika bir bakış açısıyla yine gerçekler varolun hocam.
    Cevapla
  • İsimsiz 13 saat önce Şikayet Et
    Müthiş tespitler, emeğinize, yüreğinize sağlık.
    Cevapla
  • Bey 14 saat önce Şikayet Et
    Bir gerçek bu kadar güzel anlatılamazdı. Tebrik ederim Prof. Dr. Hakan Aydın bey.
    Cevapla
  • BİROL ALKAN 15 saat önce Şikayet Et
    Teşekkürler emeğinize sağlık, Özgürlük diye yutturulan yolun gidişat ve sonu
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle