Prof. Dr. Hakan Aydın
Prof. Dr. Hakan Aydın
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Yaşam zorlaşırken ölüm kolaylaşıyor

GİRİŞ 10.04.2026 GÜNCELLEME 10.04.2026 YAZARLAR

Toplumsal ilişkilerin inceldiği, sabrın her gün defalarca sınandığı bir dönemden geçiyoruz. Hızlanan gündelik yaşam ve derinleşen sosyal stres, basit karşılaşmaları bile gerilim tuzağına çekmeye başladı. Ölüm araçlarına kolay erişilebilirlik, sıradan anların içine sızan bu gerilimi büyük yangınlara dönüştürüyor.

Silah, bıçak, kesici alet... Ne varsa hayatın kenarında değil, tam ortasında duruyor. Evde, arabada, işyerinde, sokakta, okulda, apartman önünde, ayrılık anında, kıskançlıkta, öfke patlamasında, trafikte, aile içinde… Küçük bir söz dalaşı, bir anda hayatın son perdesi oluyor.

Sonu toprağa uzanan basit tartışmaların gittikçe yaygınlaşması sadece fiziksel bir tehlike değil. Zihinsel bir alışma hâline yol açıyor. İnsanlar, şiddetin varlığını sorgulamayı bıraktı. Artık kimse ‘neden var?’ diye sormuyor, ‘ne zaman başıma gelecek?’ diye soruyor.

Gerçek yaşamda şiddet kurbanlarının yanı sıra, ekran başındaki izleyici de bu travmanın parçası hâline geliyor. Toplumun önemli bir kesimi her gün haberler altında bu korkunç tabloya maruz kalıyor. RTÜK şiddeti tartıştıkça, ekranlar onu çoğaltıyor, yetmedi hikâyeye dönüştürüyor. Haber bültenleri dizilerin senaryosuna gerçeklik enjekte eden bir şırıngaya dönüştü.

Cinnet toplumu görüntüsünden kurtulmanın tek bir yolu yok, yolları var. Örneğin laf kalabalığına dönüşen medya ve şiddet çalıştaylarının, yerini bir an önce kanun yoluyla denetime bırakması. Bir diğer yol da ölüm araçlarının erişilebilirliğine büyük bir darbe vurmak. Silahı güç, erkeklik, itibar, eğlence ya da güvenlik simgesi gibi gösteren kültürel iklimi ötekileştirmek.

Bu iş istisna olmaktan çıktı. Adeta hazır bekleyen bir refleks gibi çalışıyor. Ruhsatlı veya ruhsatsız ateşli silahlar, kesici-delici tüm aletler, kişisel aksesuar gibi görülemez. Gündelik tartışmalarda bıçak ve benzeri aletlerin devreye girmesine sıfır tolerans ilkesiyle yaklaşılmalı, hiçbir esneklik tanınmamalı.

Burada mesele yalnızca araçların varlığı değil; o araçlara yüklenen anlam. Şiddet, bir çözüm yöntemi olarak zihinlerde yer ettikçe, araçlar yalnızca tetikleyiciye dönüşüyor. Düşünme ile eylem arasındaki mesafe hızla ortadan kalkarak, kontrol kaybı, sonucu belirleyen tek faktör haline geliyor.

Türkiye’de öldürücü araçlara erişim bu kadar kolayken şiddetle mücadelenin önüne geçilemez. Daha sert tedbirler gerekiyor. Ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma konusunda fiili denetim daha agresif hale gelmeli. Ruhsat verme ve yenileme süreçleri daha sıkı psiko-sosyal ve adli değerlendirmelerle yürütülmeli. Aile içi şiddet, tehdit, ısrarlı takip ve saldırganlık geçmişi olanların silaha erişimi çok daha sert biçimde sınırlandırılmalı. Okul, adliye, hastane ve toplu yaşam alanlarında kesici-delici alet denetimi güçlendirilmeli.

Türkiye’de giderek derinleşen öfke ve kırılganlık hali, bireysel zaafların ötesinde, erişimi kolaylaştıran yapısal koşulların ürettiği bir sonuç ve bu yönüyle daha ciddi biçimde ele alınmalı. Ölmek de, öldürmek de eskisinden daha kolay. Basitlikten öte normalleşmeye doğru gidiyor.

Daha fazla ‘yas’, daha fazla ‘bir anlık öfke’, daha fazla ‘tartışma büyüdü’ haberi görmek istemiyorsak, ölüm araçlarını radikal biçimde sınırlamak zorundayız. Ancak çözüm, yalnızca cezaları artırmakta ya da denetimleri sıkılaştırmakta görülemez. Yoksa alınan önlemler bir süre sonra etkisini yitiren geçici reflekslere dönüşür. Meseleyi zihinsel, kültürel ve yapısal bir dönüşümle birlikte ele almalıyız.

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber 7

YORUMLAR 5
  • kırkdokuzelli 11 saat önce Şikayet Et
    Ölen neden öldüğünü öldürenin neden öldürdüğünü bilmediği dönemdeyiz.. Kıyamet alametleri
    Cevapla
  • SİBGATULLAH 12 saat önce Şikayet Et
    İmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür! İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!”
    Cevapla
  • AĞACAN 12 saat önce Şikayet Et
    Affınıza sığınıyorum sayın Hocam , biz acilen özümüze dönmeli, kanun ile nizamı kendi kültürümüze göre düzenlememiz gerekmekte. Emeğinize sağılık.
    Cevapla
  • BURHANEDDİNRABBANİ 12 saat önce Şikayet Et
    İmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür! İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!”
    Cevapla
  • Erzincanlı 13 saat önce Şikayet Et
    önce tam manevi eğitim sonrada milli eğitim ALLAHCC korkmayan bir insan bir toplum insandanmı korkacak utanacak.
    Cevapla