Online şikâyet aynasında imamlık
İmamlık profesyonelce icra edilebilir mi? Hem evet, hem hayır. Tarihsel olarak da toplumsal hafızada da imam, namaz kıldıran görevlinin ötesinde bir rehber, kanaat önderi ve mahalle ölçeğinde toplumsal dayanışmayı ayakta tutan aktörlerden biri olarak görülmüştür. Bu nedenle vatandaşların beklentileri de doğal olarak sıradan bir kamu hizmetinden daha geniş bir alana yayılmaktadır.
Medya ve Din Araştırmaları Dergisi, 2025, 8(2)'de yayınlanan ve imamlara ilişkin online şikâyetleri konu edinen akademik bir çalışma, toplumun din hizmetlerine yönelik birikimine küçük bir ayna tutuyor.
Çalışmanın verileri bir şikâyet sitesinde yer alan imamlara yönelik şikâyetlerden oluşmakta. Söz konusu sitede Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili 3005 şikâyetten 488'inin imamlarla ilgili olduğu bulgulanmış. Bunlardan 14'ü Başkanlık tarafından çözüldüğü için 474 tanesi araştırmanın kapsamına dahil edilmiş.
Araştırma, 2022 ile 2025 yılları arasındaki şikâyetleri inceliyor. Toplam 567 farklı şikâyet kodlanmış. Çünkü insanlar artık yalnızca şikâyet etmiyor, yaşadığı deneyimi detaylı biçimde anlatıyor.
En fazla şikâyet edilen alan “dini ritüellerin icrası.” Özellikle ezan okuma biçimi, ses tonu, aşırı uzun ya da makamsız okunması vatandaşların ciddi bir bölümünü rahatsız etmiş görünüyor. Bu tablo, insanların sadece icraya değil, estetik ve usule de önem verdiğini gösteriyor. Çünkü cami yalnızca ibadet edilen bir yer değil; aynı zamanda duygu, aidiyet ve huzur mekânı. Bir başka dikkat çekici alan ise ses sistemi şikâyetleri. Yüksek ezan sesi tek başına 70 ayrı şikâyetin konusu olmuş.
Araştırmanın en kritik bölümü iletişim meselesi. Vatandaşların önemli bir kısmı imamların toplumu azarladığını, çocuklara sert davrandığını hatta bazı durumlarda fiziksel müdahalede bulunduğunu ifade ediyor. Günümüz toplumunda otorite artık yalnızca makamdan doğmuyor; güven veren iletişimden doğuyor. İmamlığın aslî fonksiyonlarından biri de cami merkezli toplulukları güçlendirmek, insanları iyiliğin yaygınlaştırılması davasına teşvik etmek ve farklı toplumsal kesimler arasında köprü kurabilmek. Bu rolün zayıfladığı yerde cami ile toplum arasındaki mesafe büyümeye başlıyor.
Daha çarpıcı olan ise bazı şikâyetlerin doğrudan “temsil krizi” hissi üretmesi. Sosyal medyada siyasi paylaşım yapma, uygunsuz üslup kullanma ya da görev saatinde camide bulunmama... Bunlar sadece bireysel hata olarak okunamaz. Çünkü din görevlileri, vatandaşın gözünde yalnızca bir memur değil, kurumun görünen yüzüdür.
Araştırmada cami temizliği, kadın bölümlerinin kapalı veya bakımsız olması, lavaboların hijyen sorunu gibi başlıkların da yoğun biçimde yer alması dikkat çekiyor. Toplum artık maneviyat ile hizmet kalitesini birbirinden ayırmıyor. İnsanlar temiz, erişilebilir, düzenli ve saygılı bir kamusal dini alan görmek istiyor.
Bir akaryakıt şirketinin yıllar önce lavabo temizliği üzerinden yürüttüğü kampanya, toplumun beklentilerini ne kadar doğru okuduğunu göstermişti. Çünkü insanlar çoğu zaman bir kurumla, önce en temel ihtiyaçlar üzerinden bağ kuruyor. Diyanet ve cami görevlileri de benzer şekilde “hizmet kalitesi”, “temizlik”, “erişilebilirlik” ve “misafir memnuniyeti” konularını tali değil, doğrudan temsil meselesi olarak görmeli.
Burada camilerin fonksiyonu üzerine de yeniden düşünmek gerekiyor. Cami, yalnızca namaz vakitlerinde açılan ve sonrasında kapatılan bir yapı değildir. Tarih boyunca camiler eğitimden dayanışmaya, gençlik faaliyetlerinden sosyal yardımlaşmaya kadar hayatın merkezinde yer alan ve yaşayan mekânlar olmuştur. Toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren, ortak iyilik etrafında buluşturan ve mahalle ruhunu canlı tutan kurumlardır. Dolayısıyla camilerin toplumsal olanla bağını güçlendiren her adım, din hizmetlerinin niteliğini artıracaktır.
Bu araştırma imamları hedef alan bir metin değil. Tam tersine Türkiye’de kamusal hizmet anlayışının nasıl değiştiğini gösteren sosyolojik bir fotoğraf. Eskiden vatandaş şikâyetini kahvede anlatırdı; şimdi veri üretiyor. Dijital çağın yeni denetim mekanizması tam da bu: görünürlük.
Din hizmeti yalnızca ilahiyat bilgisiyle yürümüyor. İletişim becerisi, toplumsal liderlik, rehberlik kapasitesi, kriz yönetimi, çocuk ve gençlerle sağlıklı ilişki kurabilme yeteneği, mahalle ölçeğinde toplumsal dayanışmayı örgütleyebilme kabiliyeti de bu görevin ayrılmaz parçaları.
Çünkü bugün insanlar sadece iyi bir imam aramıyor. Aynı zamanda camiyi canlı, topluluğu bir arada tutabilen, iyiliği örgütleyebilen ve temsil ettiği makamın ağırlığını taşıyabilen bir rehber görmek istiyor.
Hayırlı bayramlar,
Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7
-
Yerli 1 saat önce Şikayet EtÖncelikle bu araştırma imamları hedef aldığı açıktır; İmamla ilişkisi olmayan bir çok konuyu sanki imamdan kaynaklı gibi gösteriyor, İmam eğer önder olarak görülüyorsa yaşanan her hadise İslam temelinde kendisini ilgilendiriyor.. siyasi gayri siyasi..Beğen
-
BUNALIM 1 saat önce Şikayet Etİmam olacak kişi nefis tezkiyesi yapmış, Allah'ın (c.c) sevgisi kalbine yerleşmiş biri olmalıdır. İnsanları bir araya getiren muhabbetullahtır. Okuma ile değil yaşama ile kazanılan bir hâldir.Beğen
-
Hüseyin Türk 3 saat önce Şikayet EtSayın hocam yazınızı okudum çok şeffaf bir şekilde hem talepleri hem olması gerektiğini yazmışsınız ve ne kadar naif ve güzel bir üslup kullanarak yazılmış bir yazı ellerinize sağlık.Beğen Toplam 1 beğeni
-
Misafir 4 saat önce Şikayet EtCamide üç kişi bile olsa imam ve müezzin, hoparlör ile okuyorlar.Beğen
-
Mustafa 5 saat önce Şikayet EtİMAMI KONUSMAYIN İMAMLA KONUŞUN UZAKTAN ELEŞTİRMEK KOLAY önemli olan işin sahibinden öğreninBeğen Toplam 1 beğeni