Prof. Dr. Hakan Aydın
Prof. Dr. Hakan Aydın
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Şehit isimleri susmamalı

GİRİŞ 17.07.2026 GÜNCELLEME 17.07.2026 YAZARLAR

Şehit isimlerinin kamusal alanlarda yaşatılması, rastgele bir tabela düzenlemesi ya da yalnızca törensel bir sembol değildir. Toplumsal hafızanın canlı tutulmasına hizmet eden bu uygulama, acılarımızı hatırlatıyor; bir yandan şehitlerimizin fedakârlığını görünür kılarken diğer yandan ülkemize ödetilen bedeli anlatıyor. En önemlisi, okul, cadde, park vb. mekânlarda yaşatılan bu isimlerle kuşaklar arasında hafıza köprüsü kuruluyor.
Ne var ki zamanla günlük hayatın sıradan akışı içinde bu isimlere o kadar alışıyoruz ki, bir okulun girişindeki, bir caddenin köşesindeki ya da bir parkın tabelasındaki ismi, arkasındaki fedakârlığı, acıyı ve mücadeleyi hatırlamadan okuyup geçiyoruz. Hatıralar anlatılmadıkça nasıl silikleşiyorsa, isimler de hikâyelerinden koparıldıkça yalnızca yön tariflerinde kullanılan ifadelere dönüşüyor. Oysa her şehit ismi, topluma terörün bedelini, vatan uğruna verilen mücadeleyi ve ortak sorumluluğumuzu hatırlatan canlı bir hafıza çağrısıdır.

Yalnızca isimleri korumakla yetinmemek, isimlerin taşıdığı anlamı sürekli yeniden üretmek gerekiyor. İsimleri yaşatmakla hafızayı yaşatmak aynı şey değildir. Bir şehidin adının milyonlarca insan tarafından bilinmesi yetmez; o ismin temsil ettiği ahlak, inanç ve medeniyet tasavvuru bilinmiyorsa toplumsal hafıza gerçek işlevini yerine getiremiyor demektir. Hafızanın gerçek taşıyıcısı tabelalar değil, o tabelaların ardındaki ruhtur.
Buradaki asıl tehlike, şehitleri ve onların hayat hikâyelerini anonimleştirmektir. Çünkü zamanla “Şehitler Caddesi”, “Şehit X İlkokulu” ya da “Şehit Y Parkı” ifadeleri günlük dilin içinde sıradanlaşırken, gerçek bir insanın hayatı kamusal bir etikete dönüşebiliyor. Oysa şehitlik, bir ismin ardındaki cesareti ve fedakârlığı toplumsal hafızada yaşatan bir anlam alanıdır. Bir ismi ölümsüzleştirmek, onu soğuk bir tabelaya kazımakla değil; yeniden hatırlanan, anlatılan ve hissedilen bir insan hikâyesine dönüştürmekle mümkündür. İsimler ancak hikâyeleri yaşadıkça susmaz.

Başka bir deyişle mesele, yalnızca kamusal mekânlara hangi isimlerin verildiği değil, o isimlerin toplumla nasıl konuşturulduğudur. Görünürlük burada ikinci plandadır. Asıl önemli olan, o isimlerle toplum arasında anlamlı bir bağ kurabilmektir. Bir çocuk okuluna adı verilen şehidin kim olduğunu, bir genç ise her gün geçtiği caddenin neden o isimle anıldığını bilmiyorsa hafıza sessizleşmiş demektir.

Hatırlamak, yalnızca bir ismi tekrar etmek değil; o ismin temsil ettiği hayatı, mücadeleyi ve bedeli bilmek ve yaşatmaktır. Bu nedenle anma kültürü, pasif bir saygı biçiminden aktif bir öğrenme sürecine dönüşmelidir.

Maalesef zaman, en güçlü hatıraları bile sıradanlaştırabiliyor. Her gün önünden geçtiğimiz tabelalar, bir süre sonra dikkatimizi çekmez oluyor. İsim kalıyor fakat hafıza silikleşiyor. Bir şehidin adı, yalnızca bir yön tarifi değil, bir milletin ödediği bedelin özetidir. Bu hafızanın geleceğe aktarılması ise bugün yaşayanların geçmişe hangi anlamı yükledikleriyle doğrudan ilgilidir. 

Özellikle terörün en ağır dönemlerini yaşamamış genç kuşaklar açısından bu hikâyelerin aktarılması ayrı bir önem taşıyor. Çünkü geçmişte yaşanan acılar, anlatılmadığında kolayca soyut rakamlara ve uzak tarih bilgilerine dönüşebiliyor. Vatan savunmasında ve terörle mücadelede hayatını kaybeden her insanın bir ailesi, yarım kalan hayalleri, geride bıraktığı sevdikleri ve toplumda bıraktığı bir iz var. Kuşaklar arasındaki hafıza bağı kurulamazsa geçmişte ödenen bedeller, arşivlerde kalan istatistiklere dönüşebiliyor. Hamaset için değil, yeniden aynı duruma düşmemek için.

Tüm şehitlerimize saygı ve minnetle.

Ruhları şâd olsun.

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7

YORUMLAR 2
  • MAZİ MEZARLIĞI 1 gün önce Şikayet Et
    İç anadoluda bir yerde bir mezar var, Çocukken büyüklere sorardık, eskiden yaşayan gavurların mezarlığı derlerdiHer hangi bir iz işaret yok, yıllar öyle geçti bir gece rüyamda o mezarı görüp gidip inceledim, Bakanlığa bildirdim.DEFİNECİLER TARİHİ MEZAR DİYE TARUMAR ETMİŞ. MEĞER ANADOLUYA İLK YERLEŞEN ÖZ YÖRÜK TÜRKMEN DEDELERİMİZİN MEZARIYMIŞ. KÖY taşınınca 200 yıl önce hatıralar silim
    Cevapla
  • Mehmet B. 1 gün önce Şikayet Et
    Çok doğru tesbitler hocam.. Mesela bir çocuk parkına bir şehidimizin ismi verildiğinde, parkın bir kaç yerine o şehidimizi beynimize kazıyacak şekilde görseller ve yazılar içeren tablo ve panolar olmalıdır. Selametle...
    Cevapla