24 Temmuz ve sonrası
Bugün 24 Temmuz; Sultan II. Abdülhamid muhaliflerinin yıllarca talep ettiği basın özgürlüğüne kavuştukları gün. Basın Bayramı veya Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü. İkinci Meşrutiyet’in ilanının bir gün sonrası, ülkemizde 118 yıldır bu adla kutlanıyor.
Ancak özgürlüğün ömrü, heyecanından kısa sürdü. Muhalifler başlarına nasıl bir bela aldıklarını fark ettiklerinde iş işten geçmişti.
Daha mürekkep kurumadan basın; siyasi kampların, kişisel hesaplaşmaların ve iktidar mücadelelerinin cephanesine dönüştü. Sultan Hamid sansüründen yakınanlar, kısa süre içinde dağıtıcıya kadar uzanan yeni bir sansür zinciri kurdu. Gazeteler iktidar yanlısı, tarafsız ve muhalif diye fişlendi; matbaalar kapatıldı. Özgürlük dönemi yalnızca sekiz buçuk ay yaşayabildi.
Sonrası daha da karanlık. Hasan Fehmi, Ahmet Samim ve Zeki Bey öldürüldü. Sağ kalanlar hayal kırıklıklarını "Öldürürler başlasak feryada biz" dizeleriyle dile getirdiler. Gazeteciler hapsedildi, sürgüne gönderildi, ülkeden kaçmak zorunda bırakıldı. Basın Bayramı diye kutladığımız gün, aslında basının esaret sürecinin başlangıcı oldu.
24 Temmuz’dan geriye bayramdan ziyade acı hatıralar kaldı. Ne var ki akademik ve kültürel hegemonya, İttihat ve Terakki’nin basın politikasını uzun savaş yıllarının zorunlu sonucu savunusuyla mazur göstermiş; tek parti yıllarının baskıcı basın düzenini ise “toplumsal dönüşümün hizmetine koşulan basın” gibi steril ifadelerle temize çekmiştir. Aynı çevreler, Sultan II. Abdülhamid dönemini adeta şeytanlaştırmış, memleketin başına gelen her musibetin ana karargâhı gibi resmetmiştir. Bu alana damgasını vuran söylemsel iktidar hâlâ dimdik ayakta.
Döneme ilişkin bir anıyla bu bahsi kapatalım:
Alo Hüseyin!
“Enver, Harbiye Bakanlığı’na geldikten birkaç gün sonra Tanin’e telefon etti. Gazetede askerlikle ilgili bir haber varmış; bunu kimin yazdığını soruyordu. Gazeteyi karıştırarak sözünü ettiği haberi buldum; küçük ve bence gerçekten önemsiz bir haber olduğunu açıkladım. O, haberi vereni ve kaynağını öğrenmek istiyordu. Burasının gazete sırrı olduğunu, haber kaynağının adını veremeyeceğini söyledim. ‘Ama gazeteni kaparım sonra’ dedi. ‘Helâl olsun sana’ dedim. Ve gerçekten Tanin iki gün sonra kapandı. Buna hiç kızmadım ve üzülmedim (…) Sanki hoşnut bile oldum (Hüseyin Cahit Yalçın, Siyasal Anılar).
Muhalif sanatçı imajı
Türkiye’de muhalif sanatçının saygınlığı, sadece iktidara ne kadar yüksek sesle karşı çıktığından besleniyor. Eleştirdiği düzen karşısında ne ölçüde temiz, ilkeli ve tutarlı kalabildiğini ölçen bir mekanizma yok henüz.
Haluk Levent olayına kadar, Türkiye'de muhalif sanatçı olmak, otomatikman ahlaklı, demokrat veya hesap verebilir olmak anlamına geliyordu. Bu dokunulmazlık zırhı artık çatırdamaya başladı. Ortaya saçılan iddialar, çelişkiler ve para trafiği, yıllardır parlatılan "yalaka olmayan sanatçı" imajını yerle bir etti.
Haluk Levent zaten şarkı söyleyen bir figürün çok ötesinde konumlandırılmıştı. Adeta memleketin erdemi, toplumun vekâleten iyilik dağıtan yüzü olarak dolaşıyordu. Güya devletin yetişemediği yere yetişiyor, kurumların yapamadığını yapıyor, ekranlara ise iyilik timsali olarak yansıtılıyordu. Onu bir şarkıcı olmaktan çıkarıp sorgulanamaz bir iyilik azizine dönüştürenler, bugün tartışılan büyük mali usulsüzlük iddialarının toplumsal zeminini de hazırlamış oldular.
Sonuç: Adalet, vicdan, dayanışma diye kürsü kurup, sonra hesap veremez hâle gelenlerin, cilalı imajları arkasına gizlenmiş ahlaki zaafları bir bir ortaya çıktı. Üstelik bu tablo, diğer muhalif sanatçıları da ahlaki ve toplumsal bakımdan töhmet altında bıraktı. Artık samimi bir itiraz yükseldiğinde bile insanların aklına önce sözün doğruluğu veya yanlışlığı değil, perdenin arkasında ne olduğu gelecektir. Meseleyi muhalifliğin görece ahlaki üstünlüğünü kaybetmeye başladığı biçiminde de yorumlayabilirsiniz.
Tek tesellimiz bu karanlık tablo karşısında yükselen toplumsal tepki. Hâlâ bütünüyle çürümediğimizi, umut denen şeyin hâlâ nefes aldığını gösteriyor.
İntikam stratejisi
Türkiye’de muhaliflik giderek toplu bir öfke seansına dönüşüyor. Program yok, çözüm yok, dil yok; fakat intikam listesi hazır. Biri çıkıyor “hesap soracağız” diyor, diğeri “yargılayacağız” diye bağırıyor, bir başkası memleketi yeniden kurmaya önce birilerini yakıp yıkarak başlamayı öneriyor. Ellerinde balyozla demokrasi vaadinde bulunuyorlar.
Muhalefetin bazı çevrelerinde, iktidar olmanın tek bir amacı var: Karşı mahalleye gününü göstermek. Eğitimde nitelik nasıl artacak? Hukuk nasıl bağımsızlaşacak? Ekonomi nasıl toparlanacak? Savunmada caydırıcılık nasıl artırılacak? Bilmiyorum, siz biliyor musunuz? Ama kimlerin yakasına yapışılacağı konusunda herkes son derece hazırlıklı. Yıllarca iktidarı kutuplaştırıcı, öfkeli ve baskıcı olmakla eleştirenler, iktidara gelmenin yolunu aynı dili daha yüksek sesle konuşmakta arıyor. Bakalım “yeni parti”, yeniliği isim, logo ve binanın ötesine taşıyabilecek mi? Yoksa Tanin’in sıkıştığında Renin, Senin, Cenin’e dönüşmesi gibi, yalnızca tabelası değişen eski bir hikâye mi olacak?
Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7
-
AĞACAN 9 saat önce Şikayet EtYoksa Tanin’in sıkıştığında Renin, Senin, Cenin’e dönüşmesi gibi, yalnızca tabelası değişen eski bir hikâye mi olacak? aynen böyle olacak Sayın Hocam. Kaleminize sağılıkBeğen
-
Arif 11 saat önce Şikayet EtYeni bir chp oyunu sahnede Önceki seçimde topluca teröristlerle iş birliği yaptılar Seçmenleri tepki gösterip Erdoğan'a oy vermesin diye İnce ve Sarıgül'e parti kurdurdular Şimdi de chp içinde karışıklık varda parti ikiye bölünmüş numarası yaparak erken seçim yaptırma peşindeler Ak Parti bu numarayı yutarsa seçimi kazanamasalar bile ekrem gibi vekil yapıp hapisten kurtarma derdindeler.Beğen Toplam 1 beğeni
-
Arif 11 saat önce Şikayet EtParlattıkları ahbapın dolandırıcı yada hırsız olması hiç umurlarında değildi. 99 depreminde Ecevit hükümeti kendi beceriksizliği ile enkaz altında kaldı seçimi kaybetti. Erdağan'ıda depremle güçsüz gösterip yeneriz düşüncesiyle işlerine geldiği için sicili bozuk kişiye sarıldılar. Seçimi kazansaydılar ahpabdaki yolsuzlukları Afad ve Kızılay'da yapılmış gibi gösterebileceklerdi.Beğen Toplam 4 beğeni