Acımasız usta sendromu
Türkiye'de iyi usta bulmak artık ustalık isteyen bir iş oldu. Bulduğunuz ustanın işini düzgün yapması ise piyango. Bu kronik hâlin bir adı olmalı: Acımasız usta sendromu.
Acımasız usta sendromu adeta yeni bir mesleğin kapılarını açtı: Usta takipçiliği. Görevi, ustayı telefonla, mesajla ve rica minnet işini düzgün bir şekilde tamamlamaya ikna etmek.
Evinize bir tesisatçı çağırıyorsunuz, boyacı buluyorsunuz, elektrikçi geliyor, fayans ustasıyla anlaşıyorsunuz; iş başlıyor ama huzurunuz bitiyor. Bu andan itibaren müşteri olmaktan çıkıp ustanın peşinden koşan, telefonlarına cevap bekleyen, eksikleri takip eden, hatalarını düzeltmesini isteyen bir ricacıya dönüşüyorsunuz.
Trajikomik olan, bu tablonun artık kimseyi şaşırtmaması. İnsanlar "olur böyle" diyor. Aradığı usta telefona çıkmadığında "hepsi aynı" diye geçiştiriyor. Kimse hesap sormuyor, soramıyor. Haksızlık sıradanlaşmış durumda. İnsanlar mağdur olmayı kabullendikçe, kötü hizmet verenler kendilerini değiştirme ihtiyacı hissetmiyor.
Bugün pek çok kişi, bir ustaya ihtiyaç duyduğu andan itibaren mağduriyet endişesi taşımaya başlıyor. Bir de iş sonrası stresi var: Eksikler, arızalar veya bir takım zararlar nedeniyle insanı aylarca ustanın peşinden koşmak zorunda bırakan.
Bu sürecin sonunda ne mi oluyor? Vatandaş ya yaşadıklarını sineye çekiyor ya da aynı işi ikinci, hatta bazen üçüncü kez yaptırmak zorunda kalıyor. Bu durum nereye kadar böyle devam edecek?
Yaptıkları işten para kazananlar, yaptığı işin sorumluluğunu üzerine almıyor, mesleğinin itibarını zedelediği gibi iyi ustaların güvenilirliğini de tüketiyor. Böyle bir ortamda ustaya değil, ihtimallere para ödemiş oluyorsunuz. Şüphe yalnızca paranızı değil huzurunuzu da götürüyor.
Sorun sadece mesleki bilgi ve beceriyle ilgili değil. Asıl eksik olan meslek ahlâkı. Şimdiki durum tatmin edici olmayınca ister istemez geçmişe başvuruyorsunuz. Ahilik teşkilatı, yalnızca usta yetiştiren bir kurum değildi; dürüstlüğü, kul hakkını, adaleti ve müşteriye karşı sorumluluğu da öğreten bir karakter okuluydu. Bir kişinin usta sayılabilmesi için el becerisi kadar güvenilirliği de aranırdı. Kusurlu mal satmak, müşteriyi aldatmak veya yaptığı işin arkasında durmamak kabul edilemezdi.
Bugün mesleki eğitim veren kurumlarımız var, yok değil. Ancak Ahiliğin yaptığı gibi hem teknik yeterliliği hem de meslek ahlâkını birlikte geliştiren ve davranışları sürekli denetleyen bütüncül bir yapıdan söz etmek zor. Bu yüzden "işini düzgün yapmayan usta", "kusurunu telafi etmeyen esnaf" ve "müşteriyi oyalayan hizmet anlayışı" artık bireysel değil, toplumsal bir sorun hâline geldi.
Ustalık belgesinin yanında meslek ahlakı ve hesap verebilirlik anlayışını güçlendirecek yeni mekanizmaları somutlaştırmak lazım. Mesele yalnızca kırılan bir fayans, akan bir musluk ya da eğri takılmış bir kapı değil. Mesele, toplumdaki güven duygusunun her geçen gün biraz daha aşınması.
Bugün Türkiye'de iyi usta tavsiyesi altın tavsiyesi kadar kıymetli hale geldi. Adeta lüks oldu ve sağlam bir referans zinciri gerektiriyor.
İyi usta meselesini aslında bir insanlık meselesi olarak görmek gerekir. Çünkü sağlam bir işin temelinde yalnızca el becerisi değil; dürüstlük, sorumluluk, iş ve emek sahibine duyulan saygı var. İnsan yetiştiremediğiniz yerde usta da yetiştiremiyorsunuz.
Ahilik, iyi ustayı aynı zamanda iyi insan olarak yetiştirmeyi başarmıştı. Bugünkü ustalarımıza meslek ahlâkını, sorumluluğu ve verdiği sözün değerini kim öğretiyor?
Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7
-
38in köylüsü 12 saat önce Şikayet Ethakan bey geçenler de işin ehlisi bir yerli hanfendi o kadar övdü ki mantısını alıp buzluğa doldurduk ilk deneme de fiyasko olduğunu gördüm.geçen yıl evi tadilat yaptırdım sözde mimara bi sürü para verdim fayanscı duvarcıyı duvarcı boyacıyı beğenmedi .birbirne attı gittiler .şimdi yeni bir tadilat yerine evden çıkmayı yeğledim .o kadar usta kelimesini duymak istemiyorumBeğen
-
Adem 18 saat önce Şikayet EtBunları dile getirmek gerekiyordu tebriklerBeğen
-
Türkiye, 20 saat önce Şikayet Etİyi usta bulmak zorlaşmıyor, iyi usta olmak "ahlaken" zorlaşıyor. Ustalar da servisler kadar yaptığı işten sorumlu olmalılar. Aksi durumda değişen hiç bir şey olmayacaktır. Verilecek bu sorumlulukla araç bakımları servis tekelinden çıkacaktır.Beğen
-
umut 20 saat önce Şikayet EtBenim oğlum Trabzon Necmettin Erbakan elektromotor lisesinden mezun oldu, Sanayi servis kime gitsek kapı duvar, bu işe aşık bu çocuk ne yapmalı , iyi usta işi sevenden çıkar ama maalesef bu gençleri harcamakta çok becerikliyiz. Hakan bey bunla alakalıda bir yazı yazın belki bi yetkilinin insafına gelirBeğen Toplam 1 beğeni
-
Akın Tezel 21 saat önce Şikayet EtLise zorunlu olmaktan çıkarılmalı. O zaman ortayı bitiren sanata girer bunların bir kısmı usta olur. Aralarında dürüst olanı da çıkar.Beğen Toplam 4 beğeni