Prof. Dr. Hakan Aydın
Prof. Dr. Hakan Aydın
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Suç işleme cesareti kırılmadan suçla mücadele edilemez

GİRİŞ 02.10.2026 GÜNCELLEME 02.10.2026 YAZARLAR

Bir insanın suç işleme cesareti nereden beslenir? Öfkeden, hırstan, cehaletten, ahlaki zaaftan ya da çürümeden, özentiden, yakalanmayacağını düşünmesinden, ekip çalışmasından, “iyi bir avukatla kısa sürede tahliye olurum” inancından, bağlantıları aracılığıyla yargıyı etkileyebileceği varsayımından, yaptığının yanına kalacağı inancından? Hangisinden ya da hangilerinden?

Mesela adı, ünvanı, kimliği ne olursa olsun; bir insan kendi varlığını başkasının emeğini, birikimini ve geleceğini sömürerek büyütmeye nasıl cesaret eder? Başkasının kaybını kendi kazancına dönüştürmeyi nasıl içine sindirir? Para hırsı, insanı hangi noktada başkasının yok oluşuna karşı duyarsızlaştırır?

Bir insan, mensubu olduğu üstelik helal kazancı her şeyin temeline koymuş bir inanca yönelik nefretin objesi hâline nasıl gelir? Yüksek bir makama atandığı için tüccar olan eniştesinden ticareti bırakmasını isteyen, zararına mukabil de köşkünü eniştesine devreden bir devlet adamı profilinden bu noktaya hangi ara geldik?

Ya da rüşvet, ihale, zimmet, kamu zararı iddialarını, gayriahlaki demenin bile hafif kaldığı iğrenç ilişkileri ele alalım. Seçimle gelen bir yönetici, bu tür kirli ilişkiler ağının içine, hiçbir tereddüt göstermeden, gönül rahatlığıyla nasıl konumlanır? Makamına mı güvenir? Partisine mi? Aldığı oya mı? “Nasıl olsa taraftarım beni savunur, dosya siyasi kavganın içinde kaybolur” diye mi düşünür?

Son altı ayın haberlerine bakın: Şu kadar ilde şu kadar operasyon… Şu kadar örgüt çökertildi, şu kadar kişi yakalandı, şu kadar milyarlık mal varlığına el konuldu.

Ekranda sirenler, koçbaşları, sıra sıra kelepçeler. Sonra ne oluyor? Ertesi sabah aynı haber, yalnızca şehirler ve isimler değiştirilerek yeniden önümüze geliyor.

Her güne yeni bir operasyon haberiyle uyanmamız demek ki insanların suç işleme cesaretini kıramıyor.

Yeni nesil suç örgütleri, sokak çeteleri, çocukları suça sürükleyen yapılar, giderek ağırlaşan şiddet vakaları, cinayetler, büyüyen uyuşturucu pazarı, okul önlerinde silahla güç gösterileri… Bütün bunlar yalnızca asayiş başlığı altında değerlendirilebilir mi?

Bu pervasızlığın ve rahatlığın kaynağı ne? Cezasızlık algısı mı güçleniyor? Suçun karşılığında ödenecek bedelin yeterince caydırıcı olmadığı mı düşünülüyor? Yoksa suç örgütleri kamu otoritesinin müdahale kapasitesini ve kararlılığını artık eskisi kadar önemsemiyor mu? İlginç bazı sorular da var: Toplumda, deyim yerindeyse, “kurttan korkmayan ölmüş eşeklerin” sayısının ne oranda çoğaldığı... Aynı şekilde suçu geçim kaynağı, kolay para kazanma yöntemi, hatta bir meslek gibi görmeye başlayanların sayısının yakın gelecekte nerelere varacağı!

Suç işleme cesareti doğuştan gelmiyor; üretiliyor. Geciken yargı üretiyor. İşlemeyen denetim üretiyor. Koruyan bağlantılar üretiyor. Suç gelirinin failde kalması üretiyor. Taraftarlık üretiyor. Operasyon görüntüsünü alkışlayıp davanın sonucunu unutan bizler de üretiyoruz.

Suçun kendisi kadar suçluluğun itibara dönüştürülmesi de cesaret üretiyor. Kimi ekranda mağdur, kimi sosyal medyada “reis”, kimi siyasi kürsüde kahraman ilan ediliyor. Böylece kelepçe utanç olmaktan çıkıp madalyaya dönüşüyor. Suçlu efsaneleşiyor, mağdur unutuluyor. Çoğu zaman failin hikâyesi ezberlenirken mağdur buharlaşıyor. Tüm bunlar hâliyle yeni failler için bir davetiyeye dönüşüyor.

Bu nedenle operasyon sayısı kadar, kanunların gerçek adaleti sağlamaya ne kadar yakın olduğunu, kaç dosyanın gerçekten sonuçlandığını, mağdurun mağdurluktan kurtulup kurtulmadığını, kamu zararının tahsil edilip edilmediğini, suçun finansmanının kesilip kesilmediğini, çeteyi doğuran zeminin kurutulup kurutulmadığını da konuşmak zorundayız.

Suçla mücadelede denklem tersine çevrilmeli: Suç, kazandırdığından fazlasını kaybettirmeli. “Yakalanırsam ne olur?” hesabının yerini, “hayatıma mâl olur” korkusu almalı. Suçtan gelen para, sağlanan koruma, kazanılan çevre, sokakta oluşturulan sahte itibar; hiçbiri failin elinde kalmamalı.

Devlet yalnızca tetiği çekeni yakalayan değil, o tetiği çekmeyi kârlı, mümkün ve risksiz gösteren düzeni bozan taraf olmalı. Çünkü “bana bir şey olmaz” diyebilenlerin çoğaldığı yerde sorun yalnızca suçlu sayısı değildir; suçun maliyetinin ucuzlamasıdır.

Bütün bunları yaparken etkili yöntemler, adil ve uygulanabilir seçenekler kapsamlı bir şekilde ele alınmalı. Bu süreçte yapılmaması gereken tek şey, sokağı görmeden sokak suçunu, çocuğunu uyuşturucudan korumaya çalışan aileyi tanımadan uyuşturucuyla mücadeleyi, dükkânı kurşunlanan esnafın korkusunu bilmeden caydırıcılığı tarif edenlerden hukuk dersi almak.

Sırça köşklerde, steril ortamlarda, lüks mekânlarda yaşayan ve toplumsal gerçeklikten kopmuş, hukuk ve insan hakları konusunda Batı’nın sahteliğini aşamamışların teorilerinin, adaleti sağlamadığının, gerçek hayatla örtüşmediğinin anlaşılması için daha ne kadar bedel ödemek gerekiyor?

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7

YORUMLAR 16 TÜMÜ
  • BİROL 8 saat önce Şikayet Et
    Dileğimiz buradakilerin bir an önce uygulanmasıdır ve Suçlunun cezası kesinlikle mağdurun onayı olmadan affedilmemeli,
    Cevapla
  • OKUR 13 saat önce Şikayet Et
    Doktor reçetesi gibi hastalıkların teşhisi ve tedavisi bir arada verilmiş
    Cevapla
  • ÇETE 13 saat önce Şikayet Et
    10 yıl hapiste kalan bir mahkum 10 bin çeşit suçun nasıl işleneceğine dair staj yapmış, yani mahkumluk olgusu bu, noter çağıracaz, en güvenli kapıyı Tükürerek kilidi açacağım diyor, bunlara akıl veren alt ce üst akıllar, avukatları yada çeteleri düşünürsek meselenin boyutunu hafsala almaz. Mesela hapşsten çıkınca imalata soyunan var mı? Kısa yoldan köşe dönme başlıyor.
    Cevapla
  • MEHMET KILIÇ 13 saat önce Şikayet Et
    türkiyede olan durumu çok net ve güzel özetlemiş yüregine saglık
    Cevapla
  • GAZİ 13 saat önce Şikayet Et
    hocam elinize sağlık. sorduğunuz soruya cevap 20 yıl , 30 yıl sonra aydınlatılan faili meçhuller cevap mıdır. üzerinden 20 yıl , 30 yıl geçmiş. delillerin büyük kısmı zayi olmuş olduğu halde bu cinayet çözülebiliyorsa.... sorunuza yeterli cevap olur mu acaba. saygılarımla
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle