Dışarıdaki el, içerideki çatlak
Bir devleti dışarıdan gelen propaganda mı zayıflatır, yoksa o propagandanın etkili olmasına imkân veren içerideki sorunlar mı?
Bu soru yalnızca Osmanlı'nın son dönemini anlamak açısından değil, günümüzde dijital platformlar üzerinden yürütülen siyasal manipülasyonları değerlendirmek bakımından da önem taşıyor.
Zira tarihsel dönemler, kullanılan araçlar ve aktörler değişse de siyasal propaganda faaliyetlerinin işleyişinde dikkat çekici benzerlikler bulunuyor. Burada asıl mesele, kullanılan iletişim araçlarından ziyade, bu araçların mevcut siyasal ve toplumsal kırılganlıkları nasıl harekete geçirdiğidir.
Bu açıdan bakıldığında Jön Türk basınının oluşturduğu örgütlü siyasal iletişim ağı, Osmanlı Devleti'nin mevcut siyasal ve kurumsal kırılganlıklarını çeşitli yönlerden derinleştiriyordu. II. Abdülhamid yönetiminin meşruiyetini sorgulayan yayınlar, mevcut siyasal gerilimleri görünür kılıyor, askerî ve bürokratik kadrolar arasındaki muhalif örgütlenmelere düşünsel zemin sağlıyordu. Sert propaganda dili siyasal kutuplaşmayı artırıyor, bazı reform taleplerinin daha radikal mücadele biçimlerine yönelmesine katkıda bulunuyordu. Yurt dışındaki muhalif ağlar devletin denetimi dışında siyasal etki alanları oluştururken, gizli yayınların ve örgütlenmelerin takibi güvenlik mekanizmaları üzerindeki baskıyı artırıyordu. Böylece siyasal iletişim faaliyetleri, mevcut krizleri yalnızca görünür kılmakla kalmıyor, bazı yönleriyle daha da derinleştiriyordu.
Elbette bütün Jön Türk yayınları aynı amaçla hareket etmiyordu. Osmanlı'nın yıkılışını da yalnızca bu gazetelere bağlayamayız. Ancak mevcut siyasal krizlerin derinleşmesinde ve örgütlü muhalefetin güçlenmesinde bu yayınların oynadığı rolü görmezden gelemeyiz.
GÜNÜMÜZDE DEĞİŞEN NE?
Jön Türklerin Avrupa'da yayımladıkları gazete, dergi ve broşürler; gizli posta bağlantıları, tüccarlar, yolcular ve çeşitli aracılar vasıtasıyla Osmanlı topraklarına sokuluyor, ardından gizli örgütlenmeler ve taraftar ağları üzerinden dağıtılıyordu.
Bugün sınırları aşmak için bunların hiçbirine ihtiyaç yok. Sosyal medya hesapları, sahte kimlikler ve algoritmaların sağladığı görünürlük yeterli. Üstelik dijital ağlar çok daha hızlı, yaygın ve karmaşık yöntemlerle benzer sonuçlar üretebiliyor. Örneğin, kurumlara duyulan güveni aşındırıyor, kamu görevlilerini hedef alan manipülasyonlarla devletin işleyişini baskı altına alıyor, sahte hesaplar üzerinden toplumsal kutuplaşmayı körüklüyor ve dış aktörlere iç siyaseti etkileme imkânı sunuyor. Sürekli üretilen dezenformasyon ise devletin güvenlik ve kriz yönetimi kapasitesini zorluyor.
Dün propaganda mevcut çatlakları derinleştiriyordu; bugün dijital manipülasyon o çatlakları büyütmekle kalmıyor, toplumun nerede ve ne ölçüde bölündüğüne ilişkin sahte bir gerçeklik de üretebiliyor. Dün bu yayınlar kamuoyunu etkilemeye çalışıyordu. Bugün operasyonel hesaplarla kamuoyunun kendisi taklit ediliyor.
Bir hükümeti eleştirmek demokratik bir haktır. Ancak sahte kimliklerle toplumsal çatışmaları körüklemek, kurumlara duyulan güveni sistematik biçimde aşındırmak ve yapay kamuoyu oluşturmak başka bir meseledir.
Bir hesabın yurt dışından yönetilmesi de tek başına operasyon kanıtı değildir. Belirleyici olan, koordinasyonun, sahte kimliklerin ve manipülasyon amacının somut delillerle ortaya konulmasıdır.
Nihayetinde yalnızca dışarıdan yönelen müdahalelere değil, bu müdahalelerin içeride hangi karşılığı bulduğuna da odaklanmak gerekiyor. Çünkü hiçbir manipülasyon, toplumsal ve kurumsal kırılganlıklardan bağımsız olarak etkili olamaz. Güvenin zayıfladığı, adalet duygusunun örselendiği, kurumların şeffaflığını kaybettiği ve toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği ortamlar, dijital operasyonlar için elverişli zeminler oluşturur.
Dışarıdan gelen müdahalelerle mücadele etmek elbette önemlidir. Ancak devletin asıl gücü yalnızca bu müdahaleleri engellemesinde değil, onların toplumda karşılık bulmasını önleyebilmesindedir. Çünkü dışarıdaki eli durdurmak bir güvenlik meselesidir; içerideki çatlağı onarmak ise adaletin, siyasetin ve devlet yönetiminin meselesidir.
Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber7
-
Mustafa 3 saat önce Şikayet EtNe güzel bir konuyu gündeme getirmişsiniz emek verilmiş sağ olun hocam bunu siz farkındasınız da bu devlet büyüklerimiz acaba farkındamıBeğen
-
M.A.Bayrak 4 saat önce Şikayet EtSayın hocam yine muazzam bir konu ve üslup ve zeka ile birleşince böyle bir yazı olmuş tebrikler.Beğen