Psikiyatrist gözüyle Davos duruşu
Diplomaside öfke ve kibir
Diplomasi tarihinde ender rastlanacak ve unutulmayacak bir olay yaşandı. Eşit konumdaki iki konuşmacıdan birisine 25 diğerine 12 dakika süre verildi. Kısa konuşma süresi verilen ve cevap hakkı engellenen Sayın Erdoğan birinci bölümdeki soğukkanlılığını değiştirdi, ağır ve hüküm içeren bir konuşma yaparak salonu tek etti. Daha sonra Sayın Erdoğan basın toplantısında tepkisini panel moderatörünün âdil davranmaması ile ilgili olduğunu söyleyerek köprüleri atmadığını belli etti. Mamafih Sayın Simon Peres de hemen arayarak özür diledi.
Daily Telegraph gazetesinin başlığı: “Türk lider, İsrail Cumhurbaşkanı ile yaptığı tartışmadan hışımla çıktı.” şeklinde. Ve şu ifadeleri: “İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, ülkesinin son bir ayda Gazze’ye yaptığı saldırıyı hararetle savunmuş ve sesini yükseltip parmağını sallayarak, Erdoğan’a her gece İstanbul’a füze atılsa ne yapacağını sormuştu. Yanıt vermeye çalışan Erdoğan’ın sözü kesildi. O da ‘Konuşmama izin vermediğiniz için bir daha Davos’a geleceğimi sanmıyorum’ diyerek kalktı ve konferans salonundan çıkıp gitti.” konuyu özetliyor.
Sayın Erdoğan’ın tepkisi diplomatik tavır mı, teatral bir heyecan mı, diplomatik kabadayılık mı, diplomatik skandal mı? sorularına cevap vermeye çalışalım.
İki tür diplomasi tanımı vardır. Klasik diplomasi ‘Ülke için yurtseverce yalan söyleme sanatı’ olarak tanımlanırken bilimsel diplomasi tanımlaması ‘Uluslararası alanda ülkeyi temsil, muhatabı ikna etme iş ve sanatı olarak tanımlanır’
Klasik diplomatlara göre bir haksızlık varsa ve söz verilmediyse tepkinin sadece bir açıklama ile olması yeterlidir.
Sonuç aldırıcı bilimsel diplomasi ise krizi fırsata dönüştürecek beden dilinin kullanılmasıdır.’
Bilimsel diplomaside amaç sorunu çözmek ise diplomatik dil ve üslup için “Diplomat gibi hem hikmetli hem nazik, çocuk kadar hem saf hem de ısrarcı olabilmek” amaçlanmalıdır.
Niyet’in bilimsel bir kategori olduğu anlaşıldıktan sonra iletişim teknikleri yeniden yazılmaya başlandı.
Çünkü niyet ‘Non verbal comminication’ olarak tanımlanan iletişim biçiminde beden dili şeklinde ses tonu, konuşmalardaki eşik altı vurgulara, mimik ve jestlere yansıyarak dinleyicilerin beyinlerinde ayna nöronları harekete geçiriyor ve etkileme gücü artıyor.
Beden diline iletişimin %70-80’ini oluşturan duygusal aktarım ayağı da denebilir.
Büyüklerimizin ‘Samimiyetin dahi kerameti vardır’ telkini bilimsel olarak artık doğrulanıyor.
Eğer diplomatın amacı kendi egosunu tatmin ve mesleki geleceğini düşünmek ise sonuç almak değil alkış almaya öncelik verir, rolünü yapar meslektaşlarından alacağı övgü ile beslenir.
Sayın Erdoğan ne yaptı? Türkiye de televizyonlar konuşmanın tartışma olduktan sonraki bölümlerini verdiler. Sadece bu bölümü izleyenler bütünü görmedikleri için asabi ve fevri bir tavır olarak yorumladılar.
Ben ilk izlediğimde antisemitizm’in verdiği bir duyarlılık mı, haklıyken haksız duruma düşecek orantısız bir tepki mi verildi, diye düşündüm.
Sayın Peres’in kibirli, başöğretmen edası ile parmağını sallayarak 25 dakika konuşması ve yer yer bağırarak konuşması dikkat çekiciydi. Moderatörün Sayın Erdoğan’a el müdahalesi ile engelleme yapması,12 dakika süre ile kısıtlanmasını izlemeden hüküm vermek önyargı işareti ve ‘İsrail Muhibler Cemiyeti’ tavrı ile mümkündür.
Yahudilerin kendilerini üstün ırk olarak gördükleri biliniyor. Yahudi narsisizmi Tevrat’a da girmiştir. Narsisizmin temel özelliği empati yapamaması ve haklılığı kendilerine yönelik değerlendirmesidir.
Narsisistik büyüklenme içinde olan bir kişiyle iletişim kurmak isteyenlerin zaman zaman ilişki sınırlarını hatırlatması gerekir.
Büyüklenmeci kişi hep ayrıcalık beklentisi içindedir ve sıradan olmaktan çok korktukları için çok çalışıp başarılı da olurlar sırf övgü almak için bunu yaparlar.
Yahudi ırkının büyüklenme hastalığına karşı onlarla ilişkide amaç onlara değişmeyi öğretmek olmalıdır. Bu zor bir yoldur.
İki şeyi kabul ettirmekle ‘politik kibirli’ ile mücadele edilebliir.
Birincisi değer verdiği şeyin kaybının çok yakın olduğunu hissettirmek, ikincisi de ciddi olduğunuza onları inandırmaktır.
Kibirlilerin çoğu zora girmeyi sevmezler tek kutsalları kendi çıkarlarıdır, onlardan adil olmayı beklemek saflık olur. İlişki kurarken kendi sınırlarını net çizenler kazanırlar.
İsrail ve Dünya Yahudileri İkinci dünya savaşında ciddi biçimde mazlum oldular, ta bugüne kadar mazlum olma konusundaki potansiyellerini inanılmaz bir şekilde kullandılar.
29 Ocak 2009 Davos dünyanın İsrail propagandasını fark etmesini sağlayacak bir kırılma yaşattı. Dünya Yahudilerine her istediklerinin kendi menfaatlerine olmadığını anlatmak ve dünyanın geri kalanları ile adil bir ilişki kurmaları zaruretini öğretmek için iyi bir fırsat yaşıyoruz.
Sayın Erdoğan’ın son konuşmayı yaparken bacak bacak üstüne atması, mütevaziliği terk etmesi, kararlı ve tutarlı konuşması yerinde idi. Eğer salonu terketmeseydi büyük bir hata yapabilirdi.
İçinde öneri olan kontrollü, haklı ve mantıklı gerekçelere dayalı öfkeli tavır içtenlik içeriyorsa ancak bilimsel olarak ikna edici ve ciddiyeti çağrıştırıcı etkisi ortaya çıkar.
Sayın Erdoğan’ın tavrı diplomasi’de olgu olarak değerlendirilecek sonuçlar çıkaracak niteliktedir. Mazlumların onurunu koruyan bu tavır son çare olarak ve yerinde kullanılırsa etkili olmaya devam eder.
İletişim psikolojisi açısından eleştirilebilecek tek yönü ‘Ben dili yerine sen dili’ kullanmasıdır.
Ben bu duruştan İsrail içindeki barış isteyenlerin elinin de güçlendiğini düşünüyorum.
’Dünyanın desteğini kaybediyoruz, yalnızlaşacağız, değer verdiğimiz şeyleri kaybedeceğiz’ diyen barışcıl ve laik İsrail toplumu özeleştiri yapabilirse Ortadoğu ve dünya barışı için ümitlenebiliriz.
Sayın Erdoğan’ın içinde öneri olan bu öfkesi ancak alkışlanabilir.
-
Hasan KARA 16 yıl önce Şikayet Etİçimizdeki sözde laikçilere. Söcde laikçilerimiz her fırsatta dindar halka ve siyasetçilerimize dinci, geriçi laiklik düşmanı gibi yaftaları yapıştırırlar ve saldırırlardı ya, ne garip ki aynı zevat dünyanın en antilaik, en dinci, en gerici devleti olan İsraile sempatiyle yaklaşmaktalar, garip bir sevgi ve muhabbetle bu devleti savunurlar. Bunun hikmeti, acaba kendilerinin içinde gizli yahudilik olmasın. Baksanıza vatandaşı oldukları ülkenin başbakanını savunacakları yerde İsrailin cumhurbaşkanını savunuyorlar.Beğen
-
canpolat hazar 16 yıl önce Şikayet EtATATÜRK DİYORKİ;. "Biz vakıa birkaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet'in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzu altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz."Beğen
-
Mimiga 16 yıl önce Şikayet Et*. Başbakanımız bir parti lideri olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak (içimizdeki İsrailliler hariç) hepimizin duygularına tercüman oldu, şimdiye kadar temsil edildiklerimiz tarafından onların karşısındayken, ayaktaysak el pençe divan durarak, eğer oturuyorsak dizlerimiz karnımıza çekilmiş olarak oturduk. Biri ilk defa böyle bir meydan okudu, Türk olduğumuzu hatırlattı, gururumuz okşandı. Böyle bir adama "oy avcısı" denmez. Hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım bu adama sahip çıkalım.Beğen
-
tamay aytam 16 yıl önce Şikayet EtKörler sağırlar şok oldular. Paneli izleyenler görmüşlerdir; Perez in konuşmasından sonra "oh ne güzelde ayar verdin" babında salondan alkışlar yükselince Başbakanın şalter tam olarak attı. Buna da sonrasında değindi ve iki yüzlüleri utandıracak sözleri söyledi. "Vahşeti alkışlamakta bir insanlık suçudur" Bu cümle bomba etkisi yaratırken oynanan tiyatronun kralın çıplak olduğunu saklayamayacağı anlaşıldı. Artık mış gibi yapmanın göz boyuyamayacağı da anlaşılmış oldu. Bundan sonra tavır bu olmalı dobraca insanlık için konuşulmalıdır.Beğen
-
selim bahadır 16 yıl önce Şikayet EtALİ GÜRÇAY ve ZAFER ZENGİNE. Ali Bey, esasen Nevzat Hocanın söyledikleri ile sizin söyledikleriniz aynı şeyler, burada garip olan ne anlamadım. Zafer bey ise meseleye tersten bakıyor anladığım kadarıyla ve Nevzat Hocayı siyonist olmakla suçluyor. Bana kalırsa hoca gayet haklı tespitlerde bulunuyor. Yalnız Sen dili ve Ben dili konusunda hocaya katılmıyorum. Ben dili kullanarak bu eleştirileri yapsaydı asla bu etkiyi alamazdı...Beğen