Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Prof. Tarhan'ın resmi ideoloji teşhisi

GİRİŞ 29.10.2009 GÜNCELLEME 29.10.2009 YAZARLAR

Bir büyük şirket düşününüz, dev ve uluslararası büyüklükte, şirket çeşitli nedenlerle geriledi ve iyi yönetilemedi. Daha sonra şirket yönetiminin çocukları yönetimi devraldılar, şirketi kurtardılar ve yeniden yapılandırdılar.

Bu durumda yönetimin devamında üç davranış biçimi ve üç yöntem vardır. Sayacağım sosyopsikolojik tavırlar (attitudes) birey, şirket ve ülke yönetimleri için geçerlidir.

Sağlıklı değişim yolu

Birincisi babalarına saygı gösterip onları onurlandırıp hem olumlu hem olumsuz yönlerini görerek onların hatırasını ‘minimalize’ ederek ama reddetmeyerek yaşatmak. Bu seçenekte değişim travması çözülür düşmanlık ve suçluluk duyguları oluşmadan cenaze defnedilir, yas yaşanır şirkette iç barış oluşur, vicdanlar rahat olduğu için evlatlarda iç huzur vardır. Baskın duygu özgüven ve empatidir. ‘Varoluş anksiyetesi’ yani varoluş, doğuş ve değişim travmasının sıkıntı ve kaygısını sağlıklı bir şekilde aştıkları için iç barış içinde yönetilirler birlik ve beraberliği sağlayabilirler.

Hatalı yöntem baba kompleksli uygulama

İkincisi varoluşunu babasına düşmanlık üzerine oturtup onun bütün hatıralarını silmek ve kendine yeni bir düzen kurmak için babayı kötüleme ve karalama ile hareket etmektir.

Aile şirketleri böyle davranırsa ‘baba kompleksi’ içinde hareket etmiş olurlar. Baskın olan arka plan duygular korku, açgözlülük ve bencillik yani empati yoksunluğudur.

Özgüven eksikliği olan ve kendi egosunu kutsallaştırarak var olmaya çalışan bu tarz kişiler ‘varoluş anksiyetesi’ni yönetip çözemedikleri için hep huzursuzdurlar. Kendi içlerinde huzur olmadığı için yönettikleri şirkette ve devlette iç huzur olmaz yeni ayrılıklar yaşanır.

 

Diğer hatalı uygulama ‘kutsallaştırma yöntemi’

Üçücüsü babalarının hatalarına rağmen yeni kurulan şirkette aynı hataları devam ettirmek babasını ‘mumyalaştırarak’ kutsallaştırmak. Yeni çözüm üretmeye engel olacak biçimde babayı ‘yeryüzü tanrısı’ gibi idealize etmek varoluş ve bireyselleşmeyi gerçekleştirememektir.

Varoluş için özgüvene sahip olamayan bağımlılık duyguları yüksek ‘paternalist’ yani babacı, babayı ve atayı kutsallaştıran anlayışlar kendi çözüm ve modernizmini oluşturamadığı için iç huzur sağlayamazlar. Zamanın ruhuna uygun değişim gerçekleştiremedikleri için kendileri ile birlikte şirketleri de zarar görür. Küresel rekabette yenik düşerler.

Türkiye’de resmi ideoloji ‘Paternalist’tir.

Batı dünyası kendi modernizmini geliştirirken varoluş anksiyetesini yöneterek çağdaşlık standartlarını oluşturmuşlardır. İngiltere, Hollanda gibi kuzey demokrasileri monarşiyi minimalize etmiş fakat yok etmeyerek en sağlıklı geçişi yapmışlardır. Fransızlar baba kompleksi içinde çatışmalı jakoben, giyotinli değişimler yaşamış iç huzur için sürekli ikinci üçüncü Cumhuriyetler geliştirmeye çalışarak modernleşme yolunda ilerlemiştir. Türkiye ise Cumhuriyetin başında ‘Baba kompleksi’ ile hareket ederek Osmanlı düşmanlığı üzerinde varoluşunu yaşatmaya çalıştı. Fakat empati yoksunluğu ile ‘bölünme ve irtica’ gibi korkular üzerine oluşan sistem nedeniyle iç huzur bulamamıştır. Fransa’nın 1800’lü yıllardaki birinci cumhuriyet dönemini tarzını seçerek, korktuklarını gerçekleştirecek tavır içinde bulunmuştur.

‘Babam bilir’ tarzı yönetimi hak etmiyoruz

1950’de Tek Parti Cumhuriyetinden sonra yaşanması gereken değişimi yine yaşayamadık ve fırsatı heba ettik. Türkiye, halen Cumhuriyetin kuruluşunda geliştirdiği o tarihlerin güncel ideolojisini resmi ideoloji adı altında mumyalaştırmış, kutsallaştırmış değişime direnerek varoluş anksiyetesini çözememiştir.

Paternalist yaklaşımlar özeleştiri yaptırmaz ve gelişmeyi engeller yazılı olmayan kuralları, inançları ve kutsalları vardır. Bu nedenle travmayı çözemez. Ünlü ve Politik Psikoloji çalışmaları ile tanıdığımız Prof. Vamık Volkan “Türkiye Osmanlı’nın ve Atatürk’ün yasını tutmayı başaramamıştır” derken haklıdır.

‘T.C.’  Osmanlı sonrası baba kompleksi ile hareket ederek modernizmi iç barışı bozacak şekilde yönetmiştir. 1950 sonrasında ise çok partili Cumhuriyete geçerken paternalizm yani babacılık  ile hareket ederek tek parti dönemindeki değerleri mumyalaştırarak ve kutsallaştırarak değişime direnmektedir.

Aydınlar çifte standartlı

Bunun nedeni toplumdan çok, güvendiğimiz aydınların çifte standardıdır. Yöneticilerin kendi menfaatlerini ülkenin menfaatinden önce tutmalarıdır.

Kendi kurulu düzendeki çıkarları nedeniyle direnen resmi ideolojinin yanlışlarına toplum umursamaz davranmamalıdır. Böyle davrandıkça haksız yöntemlerden kurtulmamız zordur. Seçimden seçime irade beyan etmekten öte ülkenin katılımcı ortağı gibi davranıp yanlış düşünen yöneticilere yeter demek gerekir.

1950’lerde metedolojisini aldığımız demokrasinin ideolojisini de almalıyız. Resmi ideolojimiz demokrat değildir.

Cuntacılar hesaba çekilmeyecek mi?

Ordumuz 87’nci yıla girerken en sıkıntılı Cumhuriyet Bayramını kutluyor. Abartılı özgüven işareti olan ‘Güçlü Ordu Güçlü Türkiye’ sloganı hataların devam edeceği işaretini veriyor ve endişeliyiz. Başkalarının acısı üzerinde huzur olmaz. Ordumuzun güçlü olması hepimizi mutlu eder ama vatandaşın üzerinde sopa gibi sallanarak ve korkutarak düzeni sağlayacaklarını zannedenler yanılıyorlar. Gerçek otorite korku uyandırarak değil güven uyandırarak sağlanır.

Türkiye gemisindeyiz ve kaptanın hatasına artık göz yummamalıyız. TSK içindeki çetelerin devamında toplum olarak “Benim sorumluluğum yok mu?” demeliyiz. İç barış istiyorsak özeleştiri yapabilmeliyiz. Hükümet de gerçek demokrasi istiyorsa artık gereğini yaparak üçlü kararname ile TSK’daki çürükleri temizlemelidir.

Ülke bizim, ordu bizim, Cumhuriyet bizim. Tabii mülkiyetin gereğini yaparsak.
Hepimizin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun

Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
ntarhan@gmail.com

YORUMLAR 26 TÜMÜ
  • asım ateş 16 yıl önce Şikayet Et
    Hocam,Daha çok Yazın.... Hocam daha çok yazın,bizim acelemiz var,doğru ölçöleri bulanlar bile ACAİP ve HAMASİ çöküntülerle söylem geliştirir olmuşlar.BELLİKİ GELEN FELAKETTEN KORUNMAK İÇİN ELİMİZDEKİ CAN SİMİTLERİNİ YETERİNCE GÖREMİYORUZ veya bu kurtuluş yollarını kullanamayacak kadar akıllarımızı ambalajlamişlar.Dha çok yazın,daha çok kişi aydınlansı/doğruyu bulsun(İnşallah)...Gönülden teşekkür ediyoruz...
    Cevapla
  • ABDULLAH KULOGLU 16 yıl önce Şikayet Et
    Ali Erdoğan Bey nedir bu durum?. Neden bu kadar din ve cemaat kelimelerinden rahatsızsınız? Öldüğünüzde cansız bedeniniz cemaatin önüne gelecek ve ne yazık ki cenaze namazını yine cemaat kılacaktır. Ahirette ise biliyorsun çağdaşlık ve laiklik ayakları geçmez. Onlar bu geçici hayatta senin gibi fani insanların icad ettikleri kavramlardır. Orada yanlız ''Din gününün sahibi'' olan Allah Tealanın hesabı ve ebedi makarr-ı saltanatı vardır. "Öyle bir günden korunun ki, o günde hiçkimse hiçkimseye hiçbir fayda sağlayamaz'' (Bakara Sûresi, 48)
    Cevapla
  • METE ATAYATA 16 yıl önce Şikayet Et
    Önce darbeciler yargılansın ve dokunulmazlıklar kaldırılsın. Darbecilerin yargılanması konusunda ilk ciddi adımları atmak için80'in darbeci kadrolarını yargılamaya başlayalım.Bu darbeciler kimler ile çalıştı ortaya çıkaralım(ABD'nin parmakları ortaya çıkacak).Başka ülkelerin başka ülkeleri nasıl yönlendirdiğini(özellikle ekonomik ve idari olarak)ortaya koyarsak,idrak edebilirsek o zaman da toplum ve yönetim olarak daha sağlıklı önlemler alırız ve istenmeyen bir çok siyasi gelişmelerin önüne geçebiliriz diye düşünüyorum.Dokunulmazlıklar da istisnasızolarakkaldırılmalı
    Cevapla
  • Üsame-i Kurdi 16 yıl önce Şikayet Et
    beyefendi din imparatorluğundan çok rahatsız olmuş. neden bu kadar osmanlı imparatorluğundan rahatsızsın efendi? yavuz sultan selim irana saldırıp kızılbaşları ve rafizi tahifesini esir edip dize getirdiği için mi bu kadar rahatsızsın?
    Cevapla
  • Ali Erdogan 16 yıl önce Şikayet Et
    Konu Osmanlı'yı ne kadar övücez konusu değil, Osmanlı ile Adam avlamak konusudur.. Resmi ideolojiye Paternalist diyen, yazılarında sürekli 1800'lü yıllara bir öykünme hissedilen Romantik yazarın, Avrupa'dan sürekli cımbızlayarak aldığı bir takım örnekler ile Türkiye eleştirisi yapması, ancak bu kadar garip kaçabilir. Daha önceki örneklerini de gördüğümüz için, Beritanya ile Osmanlı toplumlarındaki Dini-Cemmaat yapılarını birbirine eşitlemesi artık çok da tuhafımıza gitmiyor. Evet Brtitanya hala monarşi. Ama bu ülke Fransa'yı örnek almıştır. Bir takım çatlak yazılar ile mi bu değişecek?
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle