Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Sanığa kefil olmanın hukukta yeri var mı

GİRİŞ 22.03.2010 GÜNCELLEME 22.03.2010 YAZARLAR

Genelkurmay Başkanı Başbuğ Vatan Gazetesinden Ruhat Mengi’ye hukuku hiçe sayan şeyler söyledi. Sayın Mengi maalesef hiç karşıt soru soramadı ve kendisine tebliğ edilenleri aktardı.

Yarım bilgi ve “Seçilmiş doğrular”la yapılan asimetrik psikolojik savaş bir Genelkurmay başkanının yöntemi olmamalıydı.

1- Tokat Reşadiye 8 askerin şehit olması olayında “Olaydan sonraki telefonla failin PKK örgütü olduğu bulunduğu gibi olaydan önceki telsiz ve telefon dinlemeleri ile olay önlenemez miydi?” sorusuna cevap bulamadık.

2- “TSK’da hiç kimse cami bombalayacak kadar alçalamaz” derken Menderes, Zorlu, Polatkan, 17 yaşındaki Erdal’ı asacak kadar alçalanları nasıl açıklayacak?

3- Üçüncü Ordu Komutanı Saldıray Berk için kefil olduğunu söylerken bu görüşün “Sanık hakkında maddi delillere ulaşan dört ayrı savcı ve üç hakimi yalancılık ve siyaset yapmakla suçlama” anlamı taşıdığı sorusuna cevap bulamadık. Bölge insanının neden fişlendiğine cevap bulamadık. Sünni köylerine soğuk dururken alevi köylerine özel muamelesinin nedenini öğrenemedik ki, o bölge ayrımcılığa çok hassastır.

Hakim ve savcılara kim kefil olacak?

”Siz hakim değilsiniz bu kadar emin olmanız sorunlu bir durum değil mi?” sorusu sorulamadı.

 Düşününüz 7 tane tıp profesöru toplanıp bir binanın yıkılmasına karar veriyor bir mühendis yıkılamayacağını rapor ediyor. Hangisinin sözü geçerlidir? Tabii ki mühendisin… Çünkü tıp hocaları uzmanlık alanları dışına çıkmışlardır sözleri geçerli değildir. Kurmaylık ayrı meslek,  yargıçlık ayrı meslek değil mi?

Herkes işine bakmalı ve haddini bilmelidir.

Aynı durum bu davada da geçerlidir. 4 savcı ve 3 hakim iddia edilen suçun maddi unsurunu yeterli görüyor. Sayın general ifadeye gelmiyor. Birliğinde arama yaptırmıyor. Kendine güvenen insan göğsünü gere gere savunmasını yapardı ama yapmadı. Nedeni....?

Sayın Başbuğ tarihe not düşülecek biçimde askeri vesayetin devam ettiğini doğrulayan bir şekilde omuzundaki rütbelerden rahatsız olmadan askeri gücün yargı gücüne baskı yaptığını belgeliyor. Geliniz de bu devlete hukuk devleti deyiniz.

Sayın Başbuğ’un kefaleti geçersizdir
Eğer sanıkların vekaleti kendinde ise tarih önünde cuntacıların avukatı Genelkurmay Başkanı olarak not edilir.

Türkiye darbe ve müdahale dönemlerinde TSK’dan tasfiye edilen subay astsubayların hikayesini yazarken aslında onların iç siyasete müdahalede potansiyel engel oldukları için tasfiye edildiklerini yazacaktır.

İrtica canbazına baktırıp darbe planlarını yürüten kadronun yanında duran bir Genelkurmay Başkanı. Çok yazık. Fakat ordunun içindeki sessiz çoğunluk bütün toplum gibi çetecilerden rahatsızdır.

Bir tarafta “Savunma hakkı verilmeden” ordudan ihraç edilenler 1565 subay astsubay diğer tarafta mahkemede süren davada Genelkurmay Başkanınca sanığın savunulması. Darbe planında eksi işaretli halen görevde olan 832 subaya sahip çıkılmama. Gözünü seveyim böyle adaletin.

28 Şubat’ın bin yıl sürmesini isteyen yalancı zihniyeti akıbetini en güzel Vakit yazarı Abdurrahman Dilipak ifade etmiş:

“...Onun için, önlerinde engel gördükleri kişileri “irticacı” diye yaftalayıp, YAŞ kararı ile ordudan ihraç ettiler..
İçeride ne dolaplar döndüğünü biz böyle öğrendik..
Bu dürüst ve çalışkan insanların ordudan sorgusuz sualsiz ihraç edilmeleri içeride iki gelişmeye sebep oldu..
1- Bir kısım insanlar bu haksızlık ve zulüm karşısında seslerini yükseltmeye başladılar ve bu işi yapanlara karşı kendi aralarında bir kanat oluşturdular. En azından bu kirli, kanlı ve karanlık işlere bulaşmama konusunda daha çok özen gösterdiler..
2- Bu terör baskısından korkanlar gidip çetelere teslim oldular.. Kraldan fazla kralcı göründüler.. Çıkarları çetenin yanında olmalarını gerektiriyordu, ama yüreklerini hep arkalarında bıraktılar..
Bugün ortaya çıkan durum aslında hep bu etkenlerin üst üste gelmesi ile mümkün oldu..”

Darbecilerin yasal dayanaklarının kaldırılması tek yol olarak gözüküyor.
Darbeci zihniyet bütün acımasızlığı ile ayaktadır. Ya zalimden yana ya da mazlumdan yana olmak ve asimetrik oyunlara alet olmayıp anayasa paketini tam olarak referanduma sunmak gerekiyor.

Eğer iktidar değer eksenli siyaset yapıyorsa mazlumun yanında olmalı. Cindoruk’un temsil ettiği çıkar eksenli siyasilerden olunmaması dileğiyle.

Nevzat Tarhan - Haber 7
ntarhan@gmail.com

YORUMLAR 26 TÜMÜ
  • şükrü ertaç 15 yıl önce Şikayet Et
    Ordu aleyhine yazı yazarsan ordu düşmanıymışsın,. Bu nasıl zihniyet yahu Tsk hata yapamazmı içinde demokrasinin D,sinin olmadığı bir mutlakiyet kuruluşu eşin veya annen başı örtülüyse baban veya kardeşin hacı filansa kazayla bayram veya cuma namazına gitmişsen TSK da yerin yoktur içki kullanmazsan fetullahcı damgası yersin bizim evlatlarımızı askere alıp anasını yemin merasimine sokmayanlar gataya almayanlara emrin olur paşam demek zorundamıyız halbuki sepetteki çürükleri temizleseler halkın gönlünde taht kurarlar halka komplo kuranları savunacaklarına.
    Cevapla
  • salih şahin 15 yıl önce Şikayet Et
    güya burası sözde değil özde demokrat insanların askerlerin ülkesi. ne gezer.adamlar demokrat görünüp milleti sözleriyle kandıracaklarını sanıyorlar.
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 15 yıl önce Şikayet Et
    GÖZÜNÜZE GEMİ GİRSİN.... Falancanın ebesi gemicik almış da falan da filan...bir şehir efsanesi...sürekli sordum, durdum ve yine soruyorum. Olayı detaylı bilen anlatsın ve bana niye savcılığa gitmediğini söylesin. Ayrıca bir yolsuzluk var ise falancanın ebesinin dokunulmazlığı mı var. Otobüs bileti fiyatlarına kadar karışanlar uyuyor mu yani? Sorularıma net cevap almazsam bu benim için bir şehir efsanesidir. Tekrarlayıp duranlar da papağandır. Papağanları severim ama engerekon cinsini sevmem.
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 15 yıl önce Şikayet Et
    NEVZAT HOCA DEMOKRAT BİR ASKERDİR.. Nevzat Hoca nasıl biridir bilmem. İyi bir psikiyatrist midir onu da bilmem. İyi bir bilim adamı mıdır onu da bilmem. İyi bir insan mıdır onu da bilmem. Bildiğim tek somut şey şudur: O demokrat bir askerdir.
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 15 yıl önce Şikayet Et
    RİSALE-İ NURLAR SANKİ KÖTÜ BİR ŞEY.... Ben okumadım. Ama üstadın ona harcadığı emeği bilenlerdenim. Saygım sonsuzdur üstada. Dik duruşu, mert duruşu hasta eder beni. Kim ki risale okumuş etkilenmiş, başımın üstünde yeri var. Hariçten gazel okuyanlar üstad kadar emek verip reddiye yazmayı denesinler, sonra gelsinler, konuşalım. O kadar emek vermeyenden risale-i nur eleştirisi komik bir şey olur.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle