Prof. Dr. Rauf Karasu
Prof. Dr. Rauf Karasu
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Sağlık Çalışanları Tarihi Kararı Bekliyor: Hakkari’den Anayasa Mahkemesi’ne Uzanan Anayasal İtiraz

GİRİŞ 17.09.2026 GÜNCELLEME 17.09.2026 YAZARLAR

Sağlık Çalışanlarının "Eş Durumu" Kıskacı Kırılacak mı? Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin 663 sayılı KHK 45/A-3 hükmünü iptal etmesi halinde binlerce sözleşmeli sağlık personelinin aile birliği tayininin önü açılacak

Hakkari’den Anayasa Mahkemesi (AYM) ‘ne Uzanan Anayasal İtiraz

663 sayılı KHK 45/A-3 hükmüne göre, sözleşmeli sağlık personelinin bulunduğu ilde bir yıl görev yapması ve vizeli pozisyon bulunması durumunda; eşlerin her ikisinin de Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında sözleşmeli veya eşlerden birinin sözleşmeli, diğerinin Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında ya da diğer bir kamu kurum veya kuruluşunda kadrolu statüde istihdam ediliyor olması halinde, hizmet ihtiyacının daha fazla olduğu yere atama yapılabiliyor.

Hakkari 2. İdare Mahkemesi  eşin "kadrolu statüde" istihdam edilmesi şartının sözleşmeli sağlık personeli aleyhine eşitsizlik yarattığı gerekçesiyle AYM'ye başvurdu. Başvuru kararında, devletin aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı bağlamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerine vurgu yaptı. Dava konusu düzenlemenin, sağlık personelinin aile birliği mazeretine dayalı atama hakkını yalnızca eşin kadrolu istihdam edilmesi şartına bağladığı, eşi sözleşmeli statüde çalışan personeli ise kapsam dışı bıraktığı belirtildi. Statüler arasındaki bu ayrım nedeniyle, eşleri kamuda sözleşmeli olarak görev yapan sağlık personelinin nakil hakkından mahrum bırakılmasının, aile hayatına saygı hakkının ihlali niteliğinde olduğu ileri sürüldü.

Anayasa Mahkemesi, 25.06.2026 tarihli Genel Kurul toplantısında Hakkari 2. İdare Mahkemesi'nin başvurusunun ilk incelemesini yapıp esastan inceleme kararı aldı. Yüksek Mahkemenin, yakın tarihte nihai kararını vermesi beklenmektedir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının ve kamuoyunun gözü, yakın zamanda verilecek nihai karara çevrildi.

Anayasa Mahkemesi İçtihatlarında "Aile Hayatına Saygı Hakkı" ve Devletin Yükümlülükleri

663 sayılı KHK 45/A-3 hükmü, sözleşmeli sağlık personelinin eş durumu mazeretiyle nakil isteyebilmesini "eşinin başka bir kamu kurum veya kuruluşunda kadrolu statüde istihdam edilmesi" şartına bağlamıştır. Eşinizin yanına gidebilmeniz için eşinizin mutlaka kadrolu memur olması gerekiyor. Kamuoyunda 3+1 modeli olarak bilinen sistem, ne yazık ki binlerce sağlıkçıyı bir aile dramının içine sürüklüyor. Oysa Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir." denilerek aile hayatı dokunulmaz bir güvenceye bağlanmıştır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesine göre, "Aile, Türk toplumunun temelidir... Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması... için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar."

Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararlarında istikrarlı bir şekilde vurguladığı üzere, bu iki anayasal hüküm birbirini tamamlayan ve devlete iki boyutlu sorumluluk yükleyen dinamik bir hak şemsiyesidir:

İdari makamlar, aile yaşamlarına, meşru ve demokratik toplum düzeninde gerekli olmayan, müdahalelerde bulunamaz. Bilakis Devletin, bireylerin aile hayatının etkili bir şekilde korunmasını ve aile üyelerinin bir arada yaşayabilmesini sağlamak amacıyla gerekli yasal, idari, ve mali mekanizmaları kurma yükümlülüğü bulunmaktadır.

"Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı... hakkın etkili bir şekilde korunması ve saygı gösterilmesi amacıyla yasal, idari ve pratik tedbirlerin alınmasını zorunlu kılan pozitif bir yükümlülüğü de devlete yüklemektedir. Bu pozitif yükümlülük, bireylerin aile hayatını serbestçe yaşayabilmesi ve aile bağlarının kopmaması adına idari ve yasal mekanizmaların esnek ve koruyucu nitelikte tasarlanmasını gerektirir."

Yüksek Mahkemeye göre idare, kesintisiz ve hayati öneme sahip sağlık hizmetlerinin ülkenin her yerinde etkin yürütülmesi adına personel planlaması yapma ve istihdam politikaları belirleme konusunda geniş bir takdir marjına sahiptir. Ancak idareye tanınan takdir yetkisi hiçbir zaman anayasal hakların özünü zedeleyecek katılıkta işletilemez.

"İdarenin kamu hizmetlerinin etkin, kesintisiz ve verimli yürütülmesini sağlamak amacıyla personel istihdamı, atama ve nakil işlemleri konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız olmayıp, anayasal hakların özüne dokunacak veya onları işlevsiz kılacak bir katılıkta uygulanamaz. Devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında, 'kamu hizmetinin gereklilikleri' ile 'bireyin aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı' arasında adil bir dengenin kurulması zorunludur. Alınan idari tedbirler, başvurucuya kamu yararıyla açıklanamayacak derecede ağır ve katlanılamaz bir kişisel külfet yüklememelidir."

İptal davasına konu olan 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesindeki "eşin kadrolu olması" şartı, bu adil dengeyi bütünüyle kamu yararı lehine bozmaktadır. Düzenleme; koordineli atama, geçici görevlendirme, karşılıklı yer değiştirme (becayiş) veya sözleşmeli çalışan eşlerin ortak bir coğrafi paydada buluşturulması gibi alternatif hakkaniyet mekanizmalarını tamamen dışlayarak, bireyin en korunaklı çekirdek hakkı olan aile birliğini kamusal menfaat karşısında tamamen feda etmektedir.

Danıştay İçtihatları Açısından "Aile Birliği" ve "Kamu Hizmeti" Dengesi

Danıştay da naklen atamalarda aile birliğinin korunması ilkesini sosyal devletin ve anayasal bütünlüğün vazgeçilmez bir parçası olarak görmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) ve Danıştay 2. Dairesi'nin yerleşik kararlarında, personelin eş durumu mazeretinin sadece biçimsel bir mevzuat şartına sıkıştırılamayacağı, idarenin boş kadro ve hizmet ihtiyacını planlarken aileleri birleştirecek esnek çözümleri de üretmesi gerektiği istikrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır.

Danıştay 2. Dairesi İçtihadı ( T. 6.6.2018,  E. 2016/10639, K. 2018/3811

"Bir kamu görevlisinin eş durumu özrü nedeniyle atanma talebinde bulunması halinde, sadece idarenin mutlak personel ihtiyacının değil; hizmet gereklerinin, eşlerin kurumlarının karşılıklı hizmet ihtiyaçlarının ve boş kadro durumlarının bütüncül olarak gözetilmesi gerekir. İdarenin atama haklarında sahip olduğu takdir yetkisi, kamu görevlilerini ailelerinden süresiz olarak ayırma mekanizması olarak kullanılamaz. Kamu hizmetinin verimliliği, personelin ailevi huzuru ve anayasal güvenceleri ile doğrudan ilişkilidir."

Danıştay, Sağlık Bakanlığı'nın atama yönetmeliklerindeki eş durumu kısıtlamalarına karşı açılan iptal davalarında da benzer şekilde "ölçüsüz sınırlama yasağı" ilkesini işletmiştir. Yüksek mahkeme, stratejik veya sözleşmeli personelin aile birliğinin sağlanamaması durumunda, çalışanın kamu hizmetine odaklanamayacağını ve bu durumun telafisi imkansız zararlar doğuracağını açıkça kabul etmiştir.

Yukarıda yer verdiğimiz AYM ve Danıştay kararları, eşi kamuda sözleşmeli çalışan sağlık personelinin tayin hakkından dışlayan düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğunu ortaya koymaktadır.

Bir kamu görevlisinin eşinin hukuki statüsünün "kadrolu" veya "sözleşmeli" olarak adlandırılması, devletin korumak ve geliştirmekle mükellef olduğu "aile" biriminin anayasal değerini ve korunma ihtiyacını hukuken azaltmaz veya değiştiremez. Sırf unvan ve statü isimlendirmesinden yola çıkarak aileleri coğrafi olarak ayıran bir mevzuat pratiği, rasyonel bir dayanaktan yoksundur.

Mevzuatın esnek, koruyucu ve geçişken çözümler üretmek yerine, doğrudan mutlak bir "reddetme" ve "hak kapsamı dışına itme" mekanizması kurması, sınırlama aracı ile ulaşılmak istenen amaç arasındaki ölçülülük ilişkisini ve hakların özünü sakatlamaktadır.

Bir yandan Cumhurbaşkanımız “aileyi korumak milli güvenlik meselesidir" derken, diğer yandan mevzuatların aileleri bölmesi kabul edilemez

2025 "Aile Yılı" hamlesinin ardından bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından “Aile ve Nüfus On Yılı” (2026-2035) ilan edilmesi ve buna dair Genelgenin 02.05.2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanması, kamudaki bu katı yasağı tamamen boşa düşürmektedir. Söz konusu Genelgede, "Aile ve Nüfus On Yılı'nda, aile ve nüfusun güçlendirilmesine yönelik politikaların geliştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesi başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı biçimde hareket etmesini gerekli kıldığı ifade edilmektedir. Bu nedenle iptale konu düzenleme Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ilan edilen 2025 yılı "Aile Yılı" ve "Aile ve Nüfus On Yılı" Politikaları ile de çelişmektedir ve ne yazık ki; "Aile Yılı"nda Aileler bölünmüştür ve bölünmeye devam edilmektedir. Devlet, vatandaşına hizmet götürürken yeni istihdam modelleri üretebilir; ancak hiçbir idari model anayasal hakların ve en önemlisi aile bütünlüğünün üstüne basıp geçemez.

Kamuda Statü Adaletsizliğine Karşı Tarihi Dönüm Noktası

Hakkari 2. İdare Mahkemesi, bakmakta olduğu 2026/10 E. sayılı dosyada 663 sayılı KHK’nın 45/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ve tayin imkanını yalnızca eşin kadrolu olması durumuna hapseden "kadrolu statüde" ibaresinin anayasaya aykırı olduğu kanısına vararak, söz konusu ibarenin iptali istemiyle 6 Şubat 2026’da dosyayı somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne taşımıştır.

Hakkari 2. İdare Mahkemesi’nin kıymetli Başkan ve Üyelerini yürekten tebrik ediyorum. Aile hayatına saygı hakkı bağlamında önlerine gelen uyuşmazlıkta, kuralları dar ve şekilci bir kalıpla yorumlamak yerine, Anayasa Mahkemesi’nin hak eksenli ve korumacı felsefesini esas alarak yaptığınız anayasal itiraz başvurusu, Türk yargı pratiğinde somut bir örnek oluşturmuştur. Bireylerin kutsal aile hayatını en üst düzeyde koruyacak bir vizyonla yaptığınız bu başvuru; adalete olan güveni pekiştirirken, temel hak odaklı yargı anlayışının yerleşmesine de çok değerli bir katkı sunmuştur.

Anayasa Mahkemesi’nin önünde karara bağlanmayı bekleyen bu dosya; kamudaki statü adaletsizliğine son verilmesi ve anayasal hakların statü sınırlarına hapsedilemeyeceğinin tescillenmesi adına tarihi bir dönüm noktasıdır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Bugün kamuoyunda 3+1 modeli olarak bilinen sistem, ne yazık ki binlerce sağlıkçıyı bir aile dramının içine sürüklemiştir. Oysa Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın kararlarındaki ortak ve temel felsefe; idari esnekliklerin, istihdam politikalarının ve personel ihtiyacının, bireyin en temel çekirdek haklarından olan aile bütünlüğünü işlevsiz hale getirecek boyuta ulaşmaması gerektiğidir. 663 sayılı KHK'nın 45/A maddesindeki katı "kadro" şartı, eşi sözleşmeli statüde görev yapan sağlık personeli yönünden aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkının, eşitlik ilkesinin ve devletin pozitif yükümlülüklerinin açık bir ihlali niteliğindedir. Kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği, ailenin parçalanması pahasına sağlanamaz.

İdare, mutlak ve kategorik bir ret politikası yürütmek yerine, aile birliği mazeretine dayalı nakil taleplerini somut olayın özellikleri çerçevesinde bireyselleştirerek değerlendirmelidir. Bu kapsamda, personelin görev yaptığı mevcut mahaldeki kadro ihtiyacı ile talep edilen yerdeki hizmet gereksinimleri karşılaştırmalı bir analize tabi tutulmalı; ret veya kabul kararları genel düzenlemelere değil, bu somut ve objektif değerlendirme sonuçlarına dayandırılmalıdır. Nitekim, nakil talebinde bulunan personelin mevcut görev yerindeki hizmet ihtiyacına kıyasla, gitmek istediği (eşinin görev yaptığı) mahaldeki kamu hizmeti ihtiyacının daha yoğun olması durumunda, talebin kategorik olarak reddedilmesi ağır bir hakkaniyetsizlik doğuracaktır. İdarenin bu yöndeki bir tasarrufu, hem personelin aile bütünlüğünü zedeleyecek hem de hizmetin daha çok ihtiyaç duyulan bir bölgede sunulmasını engelleyerek kamu yararı ve hizmet gerekleri ilkeleriyle açıkça çelişecektir.

Gece gündüz demeden, hayat kurtarmak için canını dişine takan sağlık çalışanlarımız omuzlarında sadece mesleğin değil, sarılamadıkları sevdiklerinin ve uzak kaldıkları yuvalarının o ezici, ağır hasretini taşıyor. Devletin işleyişi, kadro hesapları elbette önemlidir ama hiçbir şey bir annenin çocuğundan, bir eşin yuvasından kilometrelerce uzakta, boynu bükük kalmasını haklı çıkaramaz. Statüler sevgiyle kurulan bir yuvanın yıkılmasına gerekçe olamaz. Bu vicdan yarası bir an önce sarılmalıdır.

Buradan Sağlık Bakanı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'na açıkça sesleniyoruz: Bu ayıbı temizlemek için Anayasa Mahkemesi’nin kararını beklemeye gerek yok! Sayın Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği aile politikalarıyla çelişen bu katı düzenlemeyi en kısa süre içinde kaldırın. Meydanlarda savunduğunu o kutsal aile hayatını, önce kendi personelinize çok görmekten vazgeçin!

Yararlanılan  Anayasa Mahkemesi Kararları

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/BireyselBasvuru?id=a2JiOjBhN2ViYmE0LTQwZjItMzdiMi02MmQyLWRiMjdjOWE1MjdjYg&type=BireyselBasvuru&query=E%C5%9E+DURUMU+A%C4%B0LE+HAYATI

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/BireyselBasvuru?id=a2JiOjhkMzJmZTZlLWVjNGYtNjMxZC04OTlmLWM5NTA1ODkxYzkyNQ&type=BireyselBasvuru&query=E%C5%9E+DURUMU+A%C4%B0LE+HAYATI

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/BireyselBasvuru?id=a2JiOmRkZDU0MGZhLTIzZWItYTIzNC1mODA4LTgwNmZiZjMzOWRjYw&type=BireyselBasvuru&query=E%C5%9E+DURUMU+A%C4%B0LE+HAYATI

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/BireyselBasvuru?id=a2JiOjBlODAyMWRhLTdjYjItZmQ2ZS0yMzgxLTA1ZjJiZGEyMTU4Mw&type=BireyselBasvuru&query=E%C5%9E+DURUMU+A%C4%B0LE+HAYATI

 

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı

 

YORUMLAR 4
  • ahmet 22 dakika önce Şikayet Et
    ama hakkari'ye, van'a, siirt'e atan, ertesi gün tayin iste eş durumundan git. eşin gelsin buralara birlikte çalışın denir, yok illa burdakiler gidecek. sonra bir yıl, iki yıl yeni atamayı bekle ki buraya personel gelsin.
    Cevapla
  • ahmet 24 dakika önce Şikayet Et
    yozgattan aşağıya doğru bir çizgi çeksek bu çizginin doğusuna ne kadar eş durumu başvrusu oluyor acaba, neden eş durumu başvuruları hep batıya doğru oluyor, doğudaki insanlar hizmeti nasıl alacak böyle sınırlandırmalar olmazsa. devlet demiyor ki eşleri birleştirmeyelim. tayin iste doğuda birleşin, belirli süre çalışınca istediğiniz yere gidin.
    Cevapla
  • Sadi 2 saat önce Şikayet Et
    Yazı baştan sona doğru ama bir şey atlanmış. Kadro boşluğuna atan sonra eşdurumu ertesi günü kadrosu dolu yere dön. Bu kamu da ciddi sıkıntı birileri hizmet alamazken birileri oturup maaş alıyor..
    Cevapla
  • Rıdvan Tepe 3 saat önce Şikayet Et
    bu konunun tartışmalara mahal bırakmayacak şekilde ailenin bütünlüğü lehine olacak şekilde acilen düzletilmesi gerekiyor. yetkililerin bunu bir an önce emsal olacak şekilde kanunlaştırmasını bekliyoruz.
    Cevapla