Prof. Dr. Rauf Karasu
Prof. Dr. Rauf Karasu
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Şamil Tayyar’ın "Fon Operasyonu" Serzenişine Hukuki Katkı: Hukuki Güvenlik Açığı mı, Ahlaki Çöküş mü?

GİRİŞ 28.09.2026 GÜNCELLEME 28.09.2026 YAZARLAR

Şamil Tayyar’ın sermaye piyasalarındaki fon hareketlerine ve içeriden öğrenenlerin ticareti (insider trading) pratiklerine yönelik serzenişini takdir ediyorum. Sayın Tayyar’ın merhum Alev Alatlı’ya atıfla sorduğu "Bu işlemler hukuki olabilir, peki ya helal mi?" sorusu hayati bir ahlaki neşterdir.

Fon krizine sebep olan ve kamunun güvenini sarsan bu eylemler, doğrudan kul hakkı ve aldatma kapsamına girmektedir. Bir tarafın masadaki kartları önceden bildiği, diğer tarafın ise mutlak bir cehaletle kayba mahkum edildiği bu hileli asimetri, İslam iktisadının en katı şekilde yasakladığı haksız kazanç yöntemlerindendir. Kitabına uygun görünen finansal manipülasyonlar sonucunda yüz binlerce insan mağdur olduğu için manen haram sayılır.

Rızkı veren Allah’tır; ancak temiz ve helal kazancı muhafaza etmek kulun en büyük sorumluluğudur. Değerini finansal tablolarla değil, adalet ve kul hakkıyla ölçen bu onurlu duruşu yürekten destekliyorum.

Bir sermaye hukukçusu olarak, bu ahlaki yaklaşımın yasal mevzuatlar ve teknik hukuki mekanizmalarla desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Fon krizinde menfaat elde edenlerin fiilleri sadece ahlaken "haram" değil, yürürlükteki hukukumuza göre de açıkça "SUÇTUR."

23 yıl önce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan makalemizde bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler yapmışım. (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2003, Cilt 52, Sayı 4, s. 299-334)

Hukuki ve akademik açıdan durumun özeti şudur:

Bugün küresel ve yerel finansal piyasalarda 'erken bilgi akışı', 'network gücü' veya 'stratejik fon yönetimi' gibi rasyonel kavramların arkasına gizlenen içeriden öğrenenlerin ticareti, özü itibarıyla organize bir hak gaspıdır. Kamuya açık olmayan kurumsal gelişmeleri kapalı kapılar ardında öğrenip pozisyonlarını buna göre alan ve servetlerini katlayan fon zenginleri aslında hukuki olmayan bir işlem yapmaktadır. Yapılan iş ve işlemler Sermaye Piyasası Kanunu'na göre suçtur. "Stratejik fon yönetimi" veya "erken bilgi akışı" gibi kavramların arkasına gizlenerek, kamuya açıklanmamış bilgilerle kapalı kapılar ardında servet katlamak, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 106. maddesi kapsamında net bir şekilde İçeriden Öğrenenlerin Ticareti suçudur.

Sermaye piyasalarının varlık sebebi, "bilgi edinmede eşitlik" ilkesidir. Bilgiye asimetrik erişim sağlayan fon zenginlerinin, finansal okuryazarlığı düşük yüz binlerce küçük yatırımcının birikimlerini adeta birer likidite kaynağı olarak kullanması piyasa bütünlüğünü ve piyasaya olan güveni yok etmektedir. Bugün piyasalarda şahit olduğumuz Pusula Portföy, Tera Portföy ve Bulls Yatırım gibi kurumların 131 yatırım fonunu kapsayan tasfiye süreci ve yargı operasyonları, bu "güven suistimalinin" somut bir patlamasıdır. Suni fiyat hareketleri oluşturularak kurgulanan bu likidite tuzağında; içeriden bilgi alan (insider) imtiyazlı çevreler fon çökmeden hemen önce sessizce çıkış yapmış, finansal okuryazarlığı düşük küçük yatırımcı ise sistemin altında bırakılmıştır. Adli soruşturma kapsamında Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinin geriye dönük incelenmesi, tam olarak bu organize bilgi sızıntısını ve haksız avantaj trafiğini deşifre etmeyi amaçlamaktadır.

Regülasyon ve Kamusal Denetim Şart

Hukuk, ahlaktan kopuk bir kurallar bütünü değildir. Finans dünyasında "kitabına uydurulan" her manipülatif adım, aslında hukukun ruhunun ve kanunun emredici hükümlerinin arkasından dolanmaktır.

Merhum Alev Alatlı'nın işaret ettiği ahlaki eşiği aşmanın yolu, yasaları sadece kağıt üstünde bırakmayıp piyasa adaletini tavizsiz bir şekilde uygulamaktan geçmektedir. Sayın Tayyar'ın da işaret ettiği üzere, ekonomi bürokrasisindeki "ayak sürümelerin" aşılması ve adli operasyonların kararlılıkla yürütülmesi elzemdir. SPK ve MASAK gibi düzenleyici/denetleyici kurumların, yalnızca hukuki boşlukları doldurmakla kalmayıp bu boşlukları kötüye kullanan yapıları proaktif bir şekilde denetlemesi zorunludur.

Yargı ve idari makamlar (SPK, MASAK) suçluların mal varlıklarının peşine düşüp adaleti tesis etmeye çalışmalıdır. Suçluların malvarlıklarına el konularak mağdurlara verilmez ise, gerecek adalet sağlanmış olmaz.

Gerçek adalet sadece suçluların cezalandırılması değil, piyasaların hak, adalet, mutlak şeffaflık ve helal kazanç sütunları üzerine yeniden inşa edilmesi ile mümkün olacaktır.

Sermaye piyasalarında tam şeffaflık sağlanana dek akademinin, yargının ve denetim organlarının tavizsiz duruşu şarttır.

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı

 

YORUMLAR 20 TÜMÜ
  • Osman Çitçi 8 saat önce Şikayet Et
    Değerli Hocam aydınlatıcı bilgiler teşekkürler
    Cevapla
  • belde 9 saat önce Şikayet Et
    fon vurgununda buna yatırım yapanların şöyle bir içe dönük hesabını yapması gerek. bu paralar yatırılırken ne düşünüldü. bir verip 500 almak, bin almak bu hangi ekonomide var, hangi dinde bunun yeri var, bir sorgulayın. derim. para düşmanı değiliz lakin kolaycılık üretmeden bir emek vermeden bire bin kazanmak hangi akla, hangi dine uygun bir düşünmek gerek
    Cevapla
  • belde 9 saat önce Şikayet Et
    her yasal olan helal değildir. bu kurulan fon yasal olarak kurulmuş olabilir ancak bunu denetleyen, organize eden, takip eden neticede insan. paranın sıcak yüzü insanları yanlışa itiyor. şeytanlar boş durmadığı gibi kendi nefislerimizi de bir sorgulamamız gerek. bu kazanç helal mi haram mı. hakka girilir mi. lakin bunu sorgulayan çok nadir insan var
    Cevapla
  • Abdülhamit Bilgin 11 saat önce Şikayet Et
    Rauf hocam, güncel konu ile ilgili hukuki değerlendirme ve tespitleriniz anlaşılır ve aydınlatıcı olmuştur. Teşekkür ediyoruz.
    Cevapla
  • M.Selçuk 11 saat önce Şikayet Et
    Tespit ve çözüm odaklı bir makale. Yapılan analiz çok değerli. Emeğinize sağlık.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle