Prof. Dr. Rauf Karasu
Prof. Dr. Rauf Karasu
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Fon mağdurlarının çıkış yolu: Saklayıcı bankalar "Sadece Kasayız" diyerek sorumluluktan kaçamaz!

GİRİŞ 23.10.2026 GÜNCELLEME 23.10.2026 YAZARLAR

Kıymetli okurlarım,

Biliyorum ki içinizde bizzat bu fon krizinin mağduru olanlarınız var; kendisi olmasa bile bir yakını, akrabası, dostu veya mesai arkadaşı bu tezgaha birikimlerini kaptırdı. Lütfen bu yazımı çevrenizdeki tüm fon mağdurlarına ulaştırın. Zira geride bıraktığımız Eylül ayında patlak veren fon krizinde, vitrindeki birkaç aracı kurum ve portföy yöneticisi ile SPK’nın sorumluluğu konuşulurken; meselenin en kritik halkası olan saklayıcı bankaların ağır hukuki sorumluluğu şimdiye kadar ne kamuoyunda yeterince gündeme geldi ne de hukuki boyutlarıyla etraflıca incelendi.

Bugün mal varlıklarına tedbir konulan, içi boşaltılmış tabela şirketlerine dönüşme ihtimali yüksek olan portföy yönetim şirketlerinin kapısında alacak sırasına girmek, mağdurlar için serap kovalamaktan farksızdır. İşte tam da bu nedenle bu yazıyı, hak arama mücadelenizde tahsil kabiliyeti en güçlü, sermayesi en sağlam olan asıl sorumluları ortaya koymak ve sermaye piyasası mevzuatı ile Yargıtay’ın emsal içtihatlarına dayanan bir hak arama rehberi sunmak gayesiyle kaleme aldım.

Perde Arkasındaki Dev Sorumlular: Bankalar Neredeydi?

Eylül ayında sermaye piyasalarımız, organize bir açgözlülüğün faturasını binlerce küçük yatırımcının sırtına yıkan sarsıcı bir çöküşle sarsıldı. Tera Portföy, Pusula Portföy, Bulls Portföy ve Hedef Portföy gibi şirketlerin vitrinde olduğu bu kurguda; borsa derinliği olmayan sığ hisselerde yapay fiyat hareketleri oluşturuldu, TEFAS ekranlarına yansıtılan akıl almaz getiri oranlarıyla geniş kitleler bu fonlara çekildi ve sistem kilitlendiğinde katılma payı ödemeleri durdurularak kapılar tasarruf sahiplerinin yüzüne kapandı.

Peki, milyarlarca liralık birikimler göz göre göre buharlaştırılırken, bu fonların varlıklarını emanetinde tutan koca koca bankalar neredeydi?

Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) girip kriz konusu fonların tescilli izahnamelerine baktığınızda, karşınıza merdiven altı yapılar değil, finans sektörünün amiral gemileri çıkıyor: Garanti BBVA, İş Bankası, Akbank, Yapı Kredi ve Ziraat Bankası…

Bu dev kurumlar yaşanan faciada kendilerini "Biz sadece pasif bir kasayız, portföy yönetim şirketi ne talimat verdiyse onu yerine getirdik" diyerek temize çıkabilirler mi?

Cevap hem pozitif mevzuatımız hem de Yargıtay’ın yerleşik içtihatları nezdinde çok nettir: HAYIR!

Pasif Kasa Değil, Kanun Emriyle Yetkilendirilmiş Kamu Gözeticisi

Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SerPK) 56. maddesi ve SPK’nın III-56.1 sayılı Tebliği, saklayıcı bankalara sadece hisse senedi saklama görevi yüklememiştir. Kanun koyucu, bu bankaları doğrudan fon operasyonlarını filtreleyen bağımsız bir denetim organı kılmıştır:

Değerleme ve Fiyatlama Denetimi (SerPK m. 56/1-c):

Birim katılma payı değerinin mevzuata ve fon içtüzüğüne uygun hesaplanmasını temin etmek bankanın asli görevidir. Sığ payların danışıklı işlemlerle tavan yaptırılarak fon pay fiyatının fahiş şekilde şişirilmesine göz yuman, bu gerçek dışı değerlemeleri hiçbir filtre işletmeden sisteme giren banka, görevini ihmal etmiştir.

Hukuka Uygunluk Filtresi ve Talimat Denetimi (SerPK m. 56/1-ç):

Kanun lafzı tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır: Saklama kuruluşu, PYŞ’nin yalnızca mevzuata ve fon içtüzüğüne aykırı olmayan talimatlarını yerine getirmekle yükümlüdür. Fon içtüzüğündeki yatırım stratejisine taban tabana zıt, bariz manipülasyon kokan talimatları sorgulamaksızın icra eden banka, hukuken bu fiile iştirak etmiş sayılır.

Yoğunlaşma ve Portföy Sınırları (SerPK m. 56/1-f):

Fon kaynaklarının patronun şirketlerine yığılması ve yasal sınırların üzerinde tek bir hissede yoğunlaşması karşısında erken uyarı sistemlerini çalıştırmayan bankalar, açıkça gözetim zafiyeti içindedir.

Şüpheli İşlem Bildirimi (ŞİB) Zorunluluğu:

Bankaların Uyum Birimleri; fonlar arası danışıklı virmanları, taban olmuş hisselerin fona fahiş fiyattan yıkılmasını ve kriz patlamadan önceki imtiyazlı çıkışları tespit edip derhal SPK ve MASAK’a bildirmek zorundadır. Bu mekanizmayı işletmeyen banka, zararla doğrudan illiyet bağı kurar.

Takasbank Sıyrılabilir Ama Saklayıcı Banka Sorumluluktan Kaçamaz

Piyasanın merkezi takas kuruluşu olan Takasbank, SerPK m. 78/2'de yer alan "Takas kuruluşları, üyelerinin müşterilerine olan yükümlülüklerinden sorumlu değildir" hükmü nedeniyle sorumluktan kurtulabilir. Ancak kanun koyucu saklayıcı bankalar için tam tersi bir sorumluluk rejimi inşa etmiştir:

Doğrudan Dava Hakkı (SerPK m. 56/2 ve m. 56/3):

Kanun; saklama kuruluşunun yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan doğrudan sorumlu olduğunu amir hükme bağlamıştır. Dahası, 3. fıkra katılma payı sahiplerine bağımsız dava açma hakkı da tanımıştır. Yani yatırımcının saklayıcı bankaya dava açabilmesi için; soruşturma altındaki PYŞ'nin peşinden koşmasına veya tasfiye kurulunun yıllar sürecek prosedürlerini beklemesine gerek yoktur.

Basiretli Tacir ve Ağırlaştırılmış Özen (TTK m. 18/2 ve SerPK m. 56/6):

Mevzuat gereği saklama bankası PYŞ’den tamamen bağımsızdır ve yalnızca yatırımcıların menfaatini gözetmekle mükelleftir. Dolayısıyla mahkeme salonlarında banka avukatlarının öne süreceği "Biz emir kuluyuz, yönetim şirketi ne dediyse onu yaptık" tezi, sermaye piyasası mevzuatı karşısında peşinen çökmeye mahkûmdur.

Yargıtay’ın Tavizsiz Tavrı: Emsal Kararlar Ne Diyor?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Bölge Adliye Mahkemeleri, bankaların bu tip davalardaki kaçış yollarını kökleşmiş kararlarıyla kapatmıştır:

Bankanın Denetim Zafiyetinde Ağır Kusur (Yargıtay 11. HD, 2020/2384 E., 2022/2316 K.):

Müşteri varlıklarının şeffaflıktan uzak yönetilmesine, gerçeğe aykırı bilgilendirmeler yapılmasına engel olmayan ve gerekli mesleki denetim mekanizmalarını işletmeyen bankanın doğrudan zarardan sorumlu olduğu tescillenmiş; yerel mahkemenin bankayı %60 oranında kusurlu bulan kararı onanmıştır.

Müştereken ve Müteselsilen Sorumluluk (Yargıtay 11. HD, 2023/6718 E., 2024/115 K.):

Sermaye piyasasında yetkisiz, talimat dışı ve yanıltıcı hesap hareketleriyle yatırımcıyı zarara uğratan aktörlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları hükme bağlanmıştır. Kararın en can alıcı noktası ise şudur: Ceza mahkemelerinde sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olsa dahi, Türk Borçlar Kanunu m. 74 uyarınca bu beraat hukuk hakimini bağlamaz; bankanın akdi ve mesleki tazminat sorumluluğu aynen devam eder.

Risk Stratejisi İhlali ve SPK Raporlarının Bağlayıcılığı (Yargıtay 11. HD, 2020/6040 E., 2021/4503 K.):

Yatırımcının tahammül sınırını aşan, fon stratejisiyle bağdaşmayan yüksek riskli işlemler açık bir kusur sayılmış; SPK'nın uyguladığı idari para cezaları ve denetim raporları doğrudan tazminat davasının somut delili kabul edilerek zararın tahsiline karar verilmiştir.

Saklamanın Kamusal Niteliği (İstanbul BAM 43. HD, 2026/438 E., 2026/469 K.):

Bölge Adliye Mahkemesi, portföy saklama faaliyetinin sadece iki finansal şirket arasında alelade bir sözleşme olmadığını; doğrudan üçüncü kişi yatırımcıların haklarını koruyan kanuni bir güvence olduğunu vurgulayarak, saklama bankasının sorumluluktan tek taraflı operasyonlarla sıyrılamayacağının altını çizmiştir.

Ödeme Taleplerinin Karşılanmaması (Yargıtay 11. HD, 2012/17305 E., 2013/15684 K.):

Katılma payı emirlerinin yerine getirilmemesinin fon kurucu ve saklayıcıları nezdinde doğrudan tazminat borcu doğuracağı açıkça içtihat edilmiştir.

Mağdurlar İçin Hak Arama Pusulası

Komisyon geliri elde ederken "piyasanın en güvenilir saklama kuruluşuyuz" diye övünen bankalar; usulsüzlüklere geçit verdiklerinde faturadan kaçamazlar.

Eylül fon krizinde parası buharlaşan, satış talimatı askıda kalan veya manipülatif çöküşle birikimlerini kaybeden her bir yurttaşın Asliye Ticaret Mahkemelerinde açacağı tazminat davalarının bir numaralı muhatabı, fonunun saklayıcısı olan bankadır.

Haklarınızı ararken izlemeniz gereken hukuki çerçeve özetle şudur:

Pay sahibi olduğunuz fonun KAP sayfasındaki izahnamesinden ilgili "Portföy Saklayıcısı" bankayı tespit edin.

Soruşturma geçiren portföy yönetim şirketinin yanında veya bağımsız olarak, SerPK m. 56/2 ve m. 56/3 gereğince doğrudan bu saklayıcı bankaya karşı dava açabilirsiniz.

Sermaye piyasalarımızda adalet; suçu işleyen birkaç yöneticinin yargılanmasıyla değil, o suça devasa bilançolarıyla bekçilik edip göz yumanların zararı tazmin etmesiyle tecelli edecektir.

 

Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı

YORUMLAR 3
  • Deli Dumrul 50 dakika önce Şikayet Et
    Biz de banka üzerinden aldık. Fonun etkisi ile borsa geri geldi. Bizim zararı da foncuların karşılaması gerekir.
    Cevapla
  • ayse 1 saat önce Şikayet Et
    Bu güzel ve kamuyu aydinlatici yaziniz cok degerli. Tesekkürler Hocam. Bankalar bundan böyle devletin resmi birimlerince daha sıki denetlenmelidir.
    Cevapla