Prof. Dr. Rauf Karasu
Prof. Dr. Rauf Karasu
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Fon Mağdurlarına Uyarı: Hak Ararken Yeni Bir Mağduriyet Yaşamayın

GİRİŞ 31.10.2026 GÜNCELLEME 31.10.2026 YAZARLAR

Fon ödemeleri dün başladı ancak tutarlar beklentilerin altında kalınca mağdurlar dava açmak için avukat arayışına koyuldu!

Bu nedenle bu yazımızda fon mağdurlarının ikince defa mağduriyet yaşamamaları için avukat seçimi ve dava açma sürecine dair kritik tavsiyeleri bir araya getirdik.

Bu uyarıların amacı, avukatlık mesleğini zan altında bırakmak kesinlikle değildir. Amaç; büyük mali kayıplar yaşayan yatırımcılara, vekil seçerken kesin vaatlere değil; bilgiye, yönteme ve şeffaflığa odaklanmaları gerektiğini hatırlatmaktır.

Fon yatırımcıları, uğradıkları büyük zararın ardından, aceleci kararlar veya özensiz yürütülen süreçler nedeniyle ikinci bir mağduriyet riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu süreçte şu temel gerçekleri göz önünde bulundurmak hayati önem taşır:

Bir fonun veya hissenin değer kaybetmesi, tek başına fon yöneticisinin hukuka aykırı davrandığı veya suç işlendiği anlamına gelmez.  Yatırımlar doğası gereği piyasa riskleri barındırır.  

Sağlıklı bir hukuki süreç, "Para kaybettim, kesin bir suçlu var" mantığıyla da "Risk zaten işin doğasında var, yapacak bir şey yok" çaresizliğiyle de başlamamalıdır.

Detaylı inceleme şarttır: Fonun ilan edilen stratejiye uygun yönetilip yönetilmediği, varlıkların doğru değerlenip değerlenmediği ve mevzuata uyulup uyulmadığı titizlikle incelenmelidir.

Doğru Avukat Seçiminde Nelere Dikkat Etmeli?

Önce Dava Değil, Strateji

Sermaye piyasası uyuşmazlıklarında iyi bir avukatlık hizmeti, sadece bir dava dilekçesi yazmaktan ibaret değildir. Süreç, kapsamlı bir sorumluluk haritası çıkarılarak başlamalıdır.

• Zararın kaynağı doğru tespit edilmelidir: Portföy yönetim şirketi, saklama kuruluşu, bağımsız denetim firması veya kamusal denetim organları... Zarara hangisinin, ne ölçüde sebep olduğu belirlenmelidir.

• Otomatik formüller yanıltıcıdır: Bir kurumun süreçte yer alması, zararın tamamından sorumlu olduğu anlamına gelmez. Her aktör için "Görevi neydi?", "Hangi yükümlülüğü ihlal etti?" ve "Bu ihlal zarara nasıl yol açtı?" soruları ayrı ayrı sorulmalıdır.

Sermaye Piyasası/Ticaret Hukuku Deneyimini Sorgulayın

Fon uyuşmazlıkları, genel borçlar hukuku bilgisinin ötesinde bir uzmanlık gerektirir. Aynı dosyada Sermaye Piyasası Kanunu, şirketler hukuku, finansal raporlama ve kamuyu aydınlatma (KAP) süreçleri iç içe geçer.

• Geçmiş kariyer tek başına garanti değildir: Bir avukatın geçmişte SPK, banka veya aracı kurum bünyesinde çalışmış olması değerli bir referanstır; ancak tek başına yeterlilik garantisi olmadığı gibi, bu kurumlarda çalışmamış olmak da yetersizlik kanıtı değildir.

• Asıl odaklanılması gereken soru şudur: "Bu karmaşık uyuşmazlık, hangi spesifik bilgi, deneyim ve yöntemle yürütülecek?"

"Kesin Kazanırız" Vaatlerine Karşı Tetikte Olun

Hiçbir avukat, mahkemenin vereceği kararı veya alacağın tahsil edilip edilemeyeceğini tek başına garanti edemez. Yargılamanın sonucu delillere, karşı tarafın savunmasına ve mahkemenin takdirine; tahsilat ise borçlunun finansal gücüne bağlıdır.

• Avukatın görevi sonuç değil, özen borcudur: Avukat, müvekkilinin haklarını korumak için süreci en yüksek özenle yürütmekle yükümlüdür.

• Gerekçeli analiz ile boş vaatleri ayırt edin: Belgeleri inceleyen bir avukat size başarı ihtimaline dair gerekçeli bir öngörü sunabilir. Ancak "kesin kazanma" vaadi, hukuki gerçeklerle bağdaşmaz.

Ücret ve Giderleri En Başta Netleştirin

Hukuki sürecin mali boyutu hiçbir aşamada belirsiz kalmamalıdır. Hazırlanacak avukatlık sözleşmesinde şu detaylar mutlaka yazılı olarak netleştirilmelidir:

• Sabit (maktu) ücret hangi hukuki işleri ve aşamaları kapsıyor?

• Varsa başarıya bağlı (nispi) ücret hangi tutar üzerinden ve ne zaman ödenecek?

• Bilirkişi, harç ve başvuru giderleri kimin tarafından karşılanacak?

Son Söz: Gösterişli Vaatlere Değil, Şeffaf Yönteme Güvenin

Zarara uğrayan bir yatırımcının hızlı ve mucizevi bir çözüm araması anlaşılırdır. Ancak bu psikoloji, sorgulanmayan uzmanlık iddialarının veya içi boş kesinlik vaatlerinin tuzağına düşülmesine neden olmamalıdır.

Dosyadaki riskleri açıkça anlatan, sorumluları doğru ayrıştıran ve yol haritasını şeffafça ortaya koyan bir hukuki yaklaşım, en parlak vaatten daha güvenilirdir.

Hak ararken avukatınıza sormanız gereken temel soru:

"Bu davayı kesin kazanır mıyız?" değil;

"Dosyam hangi delillerle, nasıl bir stratejiyle ve hangi riskler gözetilerek yürütülecek?" olmalıdır.

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Sermaye Piyasası Hukuku Öğr. Üyesi

 

 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL