Prof. Dr. Vehbi Ünal
Prof. Dr. Vehbi Ünal
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Eğitim Üzerine Düşünceler I: Eğitimin unutulan amacı

GİRİŞ 25.04.2026 GÜNCELLEME 25.04.2026 YAZARLAR

Son günlerde ülkemizde okullarda yaşanan şiddet olayları eğitim sistemimize tekrar bakmayı zorunlu kıldı. İyi bir insan olmak mı? İyi bir vatandaş olmak mı? Bu soru, felsefe ve siyaset teorisini ilgilendirdiği kadar günümüzde eğitim felsefesini de ilgilendiren konulardan biri olarak karşımızda durmaktadır.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki sosyolojik açıdan, her toplumsal sistem kendi işleyişine uygun insan tipini üretir. Bu bağlamda, modern toplumun ürettiği insan tipi ile geleneksel toplumun insan tipi arasında köklü farklılıklar bulunmaktadır. Bu iki insan tipi, değer sistemleri, dünya görüşleri ve toplumsal rolleri açısından birbirleriyle karşılaştırılamayacak düzeyde ayrışmıştır. İyi bir insan ile iyi bir vatandaş arasındaki farkları verdikten sonra günümüz eğitim sisteminin amacına değineceğim.

Erdemli/iyi bir insan; dürüst, adaletli, empati kurabilen, merhamet gibi evrensel değerlere bağlı kişidir. Erdemli kişi, ahlaki davranışını herhangi bir dış otoriteye değil içsel bir ahlak yasasına dayandırır. Erdemli davranış onun için bir kural değil, bir varoluş biçimidir. Ahlaki değerleri hangi ülkede, nerede olursa olsun değişmez. Vicdanına aykırı gelen bir kurala, yasa da olsa uymayabilir. Yanlış bulduğu bir yasayı, yasa olduğu için değil doğru olduğu için uygular, yanlış bulduğunu ise reddeder.

İyi vatandaş ise devlete ve topluma karşı borçlu olduğunu düşündüğü yükümlülükleri yerine getirir. Ülkesine ve çevresindeki insanlara karşı üzerine düşeni yapar. Yasalara uyar, vergi öder, oy kullanır. Toplumsal düzeni korumaya katkıda bulunur. İyi vatandaşlık rejime göre değişebilir. Bazen körü körüne itaat de iyi vatandaşlık sayılabilir. Rejimin ve devletin kurallarına uymak önemlidir. Rejimin istediği tipte bir kişi olmak. İyi vatandaş olmak, iyi insan olmayı gerektirmez.

Kısaca erdemli insan olmak içten gelen bir erdem meselesidir; iyi vatandaş olmak ise dışarıdan tanımlanan bir rol ve görev meselesidir. Peki, bunu neden anlatıyorum? Bugün okullarımızda mevcut eğitim sistemi hangi görevi üstlenmektedir? Ya da mevcut eğitim sisteminin önceliği nedir? Erdemli insan yetiştirmek mi? İyi vatandaş yetiştirmek mi? Bu soruya bir de veliler açısından bakarsak: Günümüzde veliler çocuklarını hangi saik ile okula göndermektedir ve öncelikleri nelerdir? Başka bir ifadeyle veliler çocuklarını iyi bir insan olsun diye mi, yoksa iyi bir meslek sahibi olsun diye mi gönderiyorlar? Cevabı hepimizin malumudur.

Eğitim sistemimizin kendi kültürel kodlara dayanmadığı, Tanzimat'la başlayan materyalist ve pozitivist bir anlayışla şekillendiği, insanı ruh, ahlak ve anlam boyutundan kopardığı, Batı'yı rol model alan, insanı değil sistemi ve rejimi koruma refleksiyle hareket ettiği bilinen bir gerçektir. Bunu 1739 sayılı “Millî Eğitim Temel Kanunu”nda “Türk Millî Eğitiminin genel amaçları”ına bakan herkes görebilir.

Post/Modern dünyanın eğitiminin kurucu faili Avrupa'dır, Batı medeniyetidir. Batı medeniyetinin temeli maddeye dayanmaktadır. Hedefi değişmeyen bilgiye ulaşmak ve daha fazla kazanmak ve tüketmek olan bir sistemden erdemli insan davranışı beklemek, havuç ekip buğday hasat etmeyi ummak kadar beyhudedir. Amacında iyi insan yetiştirme kaygısı taşımayan bir sistemden erdemli bireyler çıkmasını beklemek ne kadar gerçekçidir? Bunu neden anlatıyorum? Dünyada ardı arkası bitmeyen savaşlar, sömürüler, cinayetler, hırsızlıklar, arsızlıklar, zulümler dünyamızı her geçen gün daha fazla karanlığa sürüklemektedir. Üstelik sürekli yozlaşmadan, ahlaki çöküşten, hırsızlığı ve arsızlığı meslek edinenden, adaletsizlikten ve her yanı sarmış kokuşmuşluktan şikâyet etmek; Nasreddin Hoca misali anahtarı kaybettiğimiz yerde değil, aydınlık olduğu için başka yerde aramaya benzemektedir. Dolayısıyla zannedersem ne erdemli/iyi bir insan, ne de iyi bir vatandaş yetiştirebildik.

Eğer gerçekten bir çözüm arıyorsak, eğitim sistemimizin önceliklerini yeniden sorgulamak zorundayız. Çünkü yaşadığımız pek çok sorunun temelinde, “önce insan” anlayışının bir türlü merkeze alınamaması yatmaktadır. Önce insanı düzeltmemiz gerekmektedir. İnsan düzelirse aile düzelir, sokak düzelir kısaca dünya düzelir. Eğitim, yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda insanı inşa eden bir süreçtir. Bu gerçeği göz ardı ettiğimiz sürece, sorunların kendisini değil, sadece sonuçlarını ve polisiye tedbirleri konuşmaya devam edeceğiz.

Prof. Dr. Vehbi ÜNAL

YORUMLAR 6 TÜMÜ
  • medo 4 saat önce Şikayet Et
    Maalesef bu memleketin en büyük sıkıntısı, olaylar patlamadan en son noktaya gelmeden kronik bir hal almadan strateji geliştirip ön alıp öngörüde bulunup yakın orta uzun vadeli çözümler üretecek bir anlayışının olmaması. Bırakın öngörüyü stratejiyi 50 yıldır diğer ülkelerden yaşananlardan bile ibret alamıyoruz. Onların yaptıkları hataların aynısını yapıp farklı sonuçlar bekliyoruz.
    Cevapla
  • Fatma Yasa 4 saat önce Şikayet Et
    Tanzimatla başlayan değişim ve dönüşüm maalesef devam etmektedir kıymetli hocam kaleminize sağlık.
    Cevapla
  • Yakup P. 6 saat önce Şikayet Et
    elinize sağlık hocam
    Cevapla
  • Zeynel Akın 6 saat önce Şikayet Et
    Maddi başarıyı temel ölçüt olarak benimseyen bir eğitim sistemi, merhametli bireyler yetiştirme kapasitesinden yoksundur. Ne yazık ki böyle bir sistemin toplumsal değeri de büyük ölçüde ürettiği maddi kazanımlarla ölçülmektedir.
    Cevapla
  • Hüseyin Çan 6 saat önce Şikayet Et
    Hocam yine bir güzel yazı, günlünüze sağlık.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle