Prof. Dr. Vehbi Ünal
Prof. Dr. Vehbi Ünal
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Eğitimin unutulan amacı: Karakter ve değerler eğitimi (Eğitim Üzerine Düşünceler IV)

GİRİŞ 10.10.2026 GÜNCELLEME 10.10.2026 YAZARLAR

Küreselleşme ve katı sekülerleşme çabaları gerek dünyada gerekse ülkemizde toplumu getirdiği yer ortadadır. Kimlik bunalımı, tüketim çılgınlığı, anlamsızlık ve amaçsızlık, yalnızlık, kuralsızlık, haksızlık, gücün hakimiyeti, ailelerin parçalanması, hırsızlık, suç oranlarının, cinayetlerin ve şiddetin artması vb. yaşanan bireysel ve toplumsal sorunlar yeni çözüm arayışlarını da beraberinde getirmiştir.

Özellikle 1990 yıllardan itibaren tüm dünyada tabiri caiz ise “bu gidiş nereye”, “bize ne oluyor” diye sorgulanmaya başlandı. Bu sorgulama neticesinde değerler eğitimi konusunda eksikliğin olduğu ortak kanaate varıldı. Ahlak eğitimi, karakter eğitimi, etik eğitimi, vatandaşlık eğitimi, moral eğitimi gibi farklı isimlerle benzer sorunları aşmaya yönelik ortak bir ahlaki zemin arayışı ve eğitim verilmesi gündeme geldi ve birçok ülke de uygulanmaya başlandı. Ülkemizde de son dönemde gündeme gelen maarif modeli ile verilmek istenenin de bu olduğu bilinmektedir.

Aslında değerler dediğimiz şey toplumu bir arada tutan çimentodur, bağdır, yapıştırıcıdır. Değerler düşüncemizi, tutumuzu ve davranışlarımızı şekillendiren, rehberlik eden ölçütlerdir. Başka bir ifade ile iyi ve doğru olanı belirlememize yardımcı olan ahlaki kriterlerdir. Toplumsal kimliğimizi şekillendiren ortak inanç sistemleridir. Her ne kadar değerler insanlar için öncelik sırası değişse de adalet, dürüstlük, yardımseverlik, paylaşmak, vefa, temizlik, güzel ahlak, başarı, sağlık, vatanseverlik, diğerkamlık, sadakat, güvenilir olmak, hoşgörü, tevazu, nezaket, büyüklere saygı, saygınlık, merhamet, kanaat vb. tüm insanlığın kabul ettiği evrensel değerlerdir. Bu değerlerin sağcısı, solcusu, inançlısı, inançsızı, şucusu, bucusu olmaz. Çünkü bu değerler insanların biyolojik, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılar ve toplumu bir düzen içerisinde tutar. Bugün toplumda kuralsız (anomik) bir yaşam söz konusu ve bundan şikâyetçi isek, yüzyıllardır ihmal ettiğimiz bu değerler şimdi gerçekliğin sert yüzü gibi karşımıza çıkmaktadır.

Uzun yıllar ABD'de öğretim üyesi olarak çalışan psikolog Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu'nun, ülkemizde değerlere mesafeli yaklaşan sözde aydın kesime yönelik tespitleri dikkat çekicidir. Bu bağlamda niçin değerlerden yoksun bir toplum yetiştirdiğimiz konusunda şunları söylemektedir. “Biz din baskısından kurtulmak ve laik düzene geçmek isteyen düşünce içindeyiz. Bu nedenle eğitimciler değerleri hep din kaynaklı gördüler. Dinden kurtulmak için değerleri işin içine almadılar. Çok büyük hataydı. Çünkü değerler din kaynaklı olabildiği gibi tamamıyla yaşamdan gelen, yaşam felsefesinden gelen kaynaklardır. Toplumun olduğu her yerde değerlerin olması lazım. Burada işte felsefi zayıflık var…”.“Bizim Türk eğitim sistemi değerler bilinci ve karakter inşa eden bir sistem değil. Türk eğitim sistemi, malumat aktarma üzerine kurulmuş. Beynin sol yarım küresine yönelik bir eğitim alır. Toplumda en güçlüler vicdansızlar. Değerler bilinci küçük olur…”.(https://www.hurriyet.com.tr/gundem/turk-aydinlari-bencil-vicdansiz-ve-somurucu-52196).

Hoca batıdaki aydın ve halk tipi ile ülkemizdeki aydın ve halk tipini karşılaştırır; ülkemizde sözde aydınların kendi toplumuna ve değerlerine ne kadar düşman ve yabancı olduklarını ve yine bu tiplere güvenilemeyeceğini dolayısıyla onlarla aynı ortamı paylaşmayacağını ifade eder. Ülkemizdeki cahil halk kesiminin okumamış olsa da bir değer/irfan sahibi olmaları nedeniyle daha güvenli bir liman olduklarını belirtir.

Karakter/değer eğitimi vermeden bilgi yüklemenin kendi evlatlarını kendi vatanına ve değerlerine düşman yaptığını görmekteyiz. Onun için bedenleri burada olsa da zihinleri hep başka yerlerde olan genç ve sözde aydınlar kuşağı ile karşı karşıyayız.

Rekabet, başarı ve öğretim odaklı bir eğitim sisteminde karakterli insan yetiştirmek asli bir görev değil, unutulmuş bir idealdir; öncelik sınav başarısı, diploma ve kariyer kaygısıdır. Kısaca eğitim değil öğretim yani bilgidir. Oysa bilgi araçtır, değerler ise bilginin nerede, nasıl, niçin kullanacağını belirleyen inançlardır.

Sonuç olarak eğitim, yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı kalmamalı; bilgiyi adalet, dürüstlük, merhamet ve sorumlulukla kullanabilen insanlar yetiştirmelidir. Bunun için değerler eğitimi, okulun, ailenin ve toplumun ortak çabasıyla günlük yaşamın parçası hâline gelmelidir. Güçlü bir toplum, bilgili olduğu kadar vicdanlı bireylerle kurulur.

Prof. Dr. Vehbi ÜNAL 

YORUMLAR 4
  • Fatih 10 saat önce Şikayet Et
    Hocam kaleminize sağlık
    Cevapla
  • Nurcan Karamercimek 12 saat önce Şikayet Et
    Hocam bilginizle ilime ışık vermeye devam etmeniz çok güzel. Çok teşekkür ederiz ✨
    Cevapla