Sıfır Atık Projesi’nin çok boyutlu etkileri
Gündemin yoğunluğu ne yazık ki esas üzerinde durmamız gereken konuları ihmal ettiriyor. Bunlardan birisi de sıfır atık konusudur. Dünyanın sıcak savaşların içinde bulunduğu, enerji temelli krizlerle hemhal olduğu günlerdeyiz. Bir yandan enerji güvenliği ve tedariki, diğer yandan buna bağlı olarak pandemi döneminden beter olacağı projekte edilen tedarik zincirleri kırılması, gıda krizi senaryoları ile içiçeyiz…
Tam da bu aşamada köklerimizden kaynağını bulan, inancımızla beslenen bir anlayışın çağdaş izdüşümü karşımıza çıkıyor. Tabiata saygı, yaratılanı sev yaratandan ötürü anlayışı, tasarruf, israfın önlenmesi düşüncelerinin birlikte harman edildiği “Sıfır Atık” konusu…
Türkiye’de 2017 yılında Saygıdeğer Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık Projesi, teknik bir atık yönetimi programının ötesine geçerek güçlü bir siyasi sahiplenme ve liderlik örneği sunmuştur. Projenin kısa sürede kurumsallaşması, yaygınlaşması ve uluslararası düzeyde kabul görmesi, idari kapasiteyle birlikte üst düzey temsil ve savunuculukla mümkün olmuştur.
Bugün itibarıyla ulaşılan 90 milyon tonluk geri dönüşüm hacmi, projenin ölçeğini ve sistematik başarısını ortaya koymaktadır. Bu miktarın bileşenlerine bakıldığında; 36,1 milyon ton kağıt-karton, 10,2 milyon ton plastik, 3,5 milyon ton cam, 9,6 milyon ton metal ve 30,6 milyon ton organik ile diğer geri kazanılabilir atıkların ekonomiye yeniden kazandırıldığı görülmektedir. Bu dağılım, Türkiye’de atık kompozisyonunun çeşitliliğini yansıtmakla birlikte, geri dönüşüm altyapısının farklı atık türlerini işleyebilecek kapasiteye ulaştığını da göstermektedir.
Geleneksel “al-kullan-at” yaklaşımının yerine, kaynakların sistem içinde tutulmasını hedefleyen bu model, sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturmaktadır. Proje kapsamında elde edilen yaklaşık 365 milyar liralık ekonomik katkı, çevre politikalarının maliyet unsuru olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik değer üreten mekanizmalara dönüşebileceğini kanıtlamaktadır. Bu katkı geri kazanılan hammaddelerle sınırlı değildir; aynı zamanda enerji, su ve yakıt tasarrufu üzerinden dolaylı ekonomik kazanımlar da içermektedir.
Örneğin, geri dönüşüm faaliyetleri sonucunda 270 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlanmış; bu miktar 54 milyon hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer bir büyüklüğe ulaşmıştır. Benzer şekilde 2 trilyon litre su tasarrufu, İstanbul’un yaklaşık iki yıllık su tüketimine karşılık gelmektedir. Ayrıca 60 milyar litre petrol tasarrufu, Türkiye’deki tüm motorlu araçların yıllık yakıt tüketimini aşan bir ölçeğe işaret etmektedir.
Bu veriler, Sıfır Atık Projesi’nin çevresel boyutuyla birlikte enerji güvenliği ve kaynak yönetimi açısından da stratejik bir politika aracı olduğunu ortaya koymaktadır.
Projenin bir diğer kritik tarafı, iklim değişikliğiyle mücadeleye sağladığı katkıdır. Yaklaşık 180 milyon ton sera gazı emisyonunun önlenmiş olması, Sıfır Atık yaklaşımının karbon azaltım politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu miktar, yaklaşık 36 milyon aracın yıllık karbon salımına eşdeğer olup, ulaşım sektörü ölçeğinde bir etki yaratmaktadır.Buna ek olarak, 613 milyon ağacın kesilmesinin önlenmesi, Türkiye’deki orman varlığının yaklaşık yüzde 7’sine karşılık gelmektedir. Bu durum, biyolojik çeşitliliğin korunması ve karbon yutak alanlarının sürdürülebilirliği açısından son derece önemlidir.
Sıfır Atık Projesi’nin başarısında kurumsal yaygınlık belirleyici bir rol oynamaktadır. Geri kazanım oranının 2017’de yüzde 13 seviyesinden 2025 itibarıyla yüzde 37,53’e yükselmiş olması, sistematik bir ilerlemeye işaret etmektedir. Bu oran için belirlenen hedefler (2035’te yüzde 60 ve 2053’te yüzde 70), Türkiye’nin uzun vadeli çevre politikası vizyonunu yansıtmaktadır.
Çevre politikalarının başarısı büyük ölçüde toplumsal davranış değişikliğine bağlıdır. Bu doğrultuda yürütülen eğitim programları kapsamında 28 milyon kişiye sıfır atık eğitimi verilmiş olması, projenin sosyal boyutunu güçlendiren önemli bir unsurdur.
Eğitim faaliyetleri yetişkinlerle sınırlı kalmamış; ağaç yaşken eğilir anlayışı ile okul öncesinden lise seviyesine kadar farklı yaş gruplarına yönelik müfredat geliştirilmiştir. Sıfır Atık Eğitim Portalı aracılığıyla 1 milyondan fazla çocuğa ulaşılması, çevre bilincinin erken yaşta kazandırılması açısından kritik bir adımdır. Ayrıca spor kulüplerinden askeri birliklere, kadın kooperatiflerinden yerel yönetimlere kadar geniş bir paydaş ağı oluşturulmuş; bu sayede projenin toplumsal tabanı genişletilmiştir.
Sıfır Atık Projesi’nin en dikkat çekici yönlerinden biri, uluslararası düzeyde kazandığı meşruiyet ve etki alanıdır. 14 Aralık 2022 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda alınan kararla 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edilmesi, Türkiye’nin çevre diplomasisinde aktif bir norm üreticisi haline geldiğini göstermektedir. Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu’nun kurulması sürecinde, Saygıdeğer Emine Erdoğan’ın yürüttüğü diplomatik temaslar ve savunuculuk faaliyetleri kritik rol oynamıştır. Bu durum, çevre politikalarının küresel normlara dönüşmesinde bireysel liderliğin etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu süreçte, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan “Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı” ve yüz binlerce gönüllünün katılımı, projenin küresel bir harekete dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Ayrıca, BM bünyesinde kurulan Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu’nun başkanlığının Emine Erdoğan tarafından yürütülmesi, Türkiye’nin bu alandaki liderlik rolünü pekiştirmektedir.
Projenin genişleyen kapsamı, karasal atık yönetimi ile sınırlı kalmamış; deniz ekosistemlerini de kapsayacak şekilde geliştirilmiştir. 2019 yılında başlatılan Sıfır Atık Mavi Hareketi kapsamında, 28 kıyı ilinde yürütülen çalışmalarla yaklaşık 325 bin ton deniz çöpü toplanmıştır. Bu çabalar sonucunda Türkiye’nin 577 mavi bayraklı plaj ile dünya sıralamasında üçüncü sıraya yükselmesi, çevresel iyileşmenin somut göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir.
2025 yılı itibarıyla 53 ilde uygulamaya alınan Depozito Yönetim Sistemi, atıkların kaynağında ayrıştırılmasını teşvik eden önemli bir araçtır. 834 iade makinesi aracılığıyla yürütülen sistemde 12,5 milyonun üzerinde ambalaj geri kazanılmıştır. Bu sistem, bireysel davranışları ekonomik teşviklerle yönlendiren bir mekanizma olarak öne çıkmakta; geri dönüşüm oranlarının artırılmasında kritik rol oynamaktadır.
Geri dönüşümün ötesinde, atık oluşumunun kaynağında azaltılmasına yönelik politikalar da giderek önem kazanmaktadır. Tek kullanımlık plastik ürünlerin yasaklanmasına yönelik düzenlemeler, bu yaklaşımın somut bir örneğidir. Bu tür önlemler sayesinde yıllık 1,5 milyon ton karbon emisyonunun önlenmesi ve yaklaşık 1,5 milyar liralık maliyet tasarrufu hedeflenmektedir.
Kısacası, Sıfır Atık Projesi, kurumsal kapasite ile liderlik etkisinin kesişiminde şekillenen bir başarı örneğidir. Keza, Türkiye’de çevre politikalarının kapsam ve derinlik kazandığını gösteren önemli bir örnektir. Sıfır Atık yaklaşımı; çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları entegre eden, çok katmanlı ve ölçeklenebilir bir model olarak Türkiye için de, küresel çevre politikaları için de önemli bir referans noktası olma potansiyeli taşımaktadır.
-
Doğrucu Vatandaş 9 saat önce Şikayet EtTürkiye her yıl yurt dışından milyonlarca ton çöp ithal eden bir ülke. Çevre hassasiyeti ile bu uyuşmuyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu..Orman yangınlarıyla neredeyse ülkemizin ormanlarının yarısı son 5-6 yılda yandı. Ağaçlandırma var ama büyüyen ağaç yok. Her yıl milyonlarca fidan dikildiği söyleniyor. Eski tarım bakanı 250 milyon fidan dikmişti. Bu fidanlara ne oldu? Bilen varmı?Beğen
-
Kamil 11 saat önce Şikayet EtEn değerli israf edilmemesi gereken kaynağımız temiz içme suyudur . Körfez Arap Ülkeleri Tuzlu suyu yüksek maliyetle arıtıp , varoluşsal ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar , Ciddi kuraklık krizi yaşadılar . Halbuki bizim suyunu arıtmaya elverişli tatlı su barajlarımız var . Asgari Atatürk Barajı rezervuar hacminde bir Mega Baraj daha inşa edip , tatlı su biriktirmeliyiz .Beğen
-
Dertli Vatandaş 11 saat önce Şikayet EtSıfır atık kutuları gerekli yerlere yeterli sayıda konulmalı( ve ya Almanya'daki gibi) her binaya zimmetli bir şekilde verilmeli. Birde bu konuda vatandaşlar okullardan başlamak üzere eğitimden geçirilmeli. Gelişigüzel çevreyi kirletenlere para cezası verilmeli...Beğen
-
yusuf KARAYILAN 12 saat önce Şikayet Etgaziantep de bir çok SÖZDE geri dönüşüm firması ayıklayıp işlerine yaramayan plastik yada diğer atıkları yasadışı şekilde gece yakıp şehri zehre boğuyorlar yada şehrin hemen dışında boş arazilere atıp yakıp kaçıyorlar. Çevre koruma ile alakalı devlet yetkililerinin ne yaptıklarını biz görmüyoruz. Belediye ve çevre şehircilikte çalışan herkes bu sorunlardan haberdar bence ama HAREKETe Geçen YOK!!!Beğen Toplam 2 beğeni
-
Abdülbaki 12 saat önce Şikayet EtŞüphesiz sıfır atık projesi ve vizyonu en vizyoner projelerimizden bir tanesi emeği geçenlerin emeklerine sağlık ama şunu düşünüyorum kamu bunun neresinde ne kadar proje üretiyor,model olacak program inşa ediyor ne kadar koordineli ne yazık ki kamuda ciddi bir bürokrasi var ama yaratıcılık,proje,çözüm üretme noktası eksik bir vatandaş olarak arz ediyorum hürmet ederimBeğen Toplam 4 beğeni