Prof. Dr. Zakir Avşar
Prof. Dr. Zakir Avşar
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Bu çağın soysuzları: Troller...

GİRİŞ 18.06.2026 GÜNCELLEME 18.06.2026 YAZARLAR

Rahmetli Nihat Genç’in Dün Korkusu, Bu Çağın Soylusu ve Soğuk Sabun üçlemesi var. Bu Çağın Soylusu, bir devlet hastanesini ve onun çevresindeki hayatları anlatırken özünde 1980 sonrası bireyin devlet, bürokrasi, modernleşme ve ahlaki çözülme karşısındaki yalnız mücadelesini konu edinir ve onurunu koruyan insan fikrini merkezine yerleştirir. Nihat ağabeyin birçok kitabı gibi bunun da ilk imzalı nüshası bendedir. Yazının başlığını da hem onu rahmetle anmak, hem de gelinen vaziyeti anlatacak bir çarpıcılığı yakalamak için seçtim…

Elbette bir tek CHP’nin sorunu veya kullandığı bir aparat değil ama trollük/trol orduları meselesi artık kabak tadı vermeye başladı. Demokrasiyi, insan haklarını, hukuku enfekte eden aşağılık bir mekanizmaya dönüştü.

Düşünün ki CHP’nin yıllarca genel başkanlığını yapmış, Cumhurbaşkanı adayı olmuş isim de, daha önce partide önemli mevkilerde bulunmuş ama yine şu anda hedefte olan kişiye karşı Cumhurbaşkanı adayı olmuş kişi de trol kurbanları arasında…

Teknolojik dönüşüm, siyasal iletişimin doğasını köklü biçimde değiştirdi. Geçmişte siyasal mücadeleler büyük ölçüde parlamentoda, parti teşkilatlarında, meydanlarda ve geleneksel medya organlarında yürütülürken, bugün bu mücadelenin önemli bir kısmı sosyal medya platformlarında gerçekleşmekte.

Birkaç dakika içinde milyonlarca kişiye ulaşabilen dijital ağlar, siyasal katılımı kolaylaştırdı, bireylere seslerini duyurma imkânı verdi ve bilgiye erişimi hızlandırdı.

Bu dönüşümün demokratik hayat açısından ciddi riskler taşıyan bir yönü bulunmakta. Trol orduları”, organize dijital kampanyalar ve sosyal medya üzerinden yürütülen linç kültürü, siyasal rekabetin biçimini ve niteliğini derinden etkilemekte.

Siyasal iletişim literatüründe “trol” kavramı, belirli bir gündemi yaygınlaştırmak, kamuoyu algısını yönlendirmek veya karşıt görüşleri baskı altına almak amacıyla koordineli biçimde hareket eden gerçek kullanıcılar ya da otomatik hesaplar için kullanılan genel bir tanımlamadır.

Her organize dijital ağın doğrudan bir siyasi parti tarafından yönetildiğini ileri sürmek doğru değildir. Bununla birlikte dünyanın birçok ülkesinde siyasi aktörlerin, çeşitli çıkar gruplarının veya gönüllü destekçi topluluklarının sosyal medya üzerinden eşgüdümlü faaliyetler yürüttüğü bilinmektedir.

Amaç çoğu durumda bir düşünceyi değiştirmekten çok, belirli bir söylemi gündemin merkezine taşımak, kendi seçmen kitlesini diri tutmak ve karşıt görüşleri ifade etmenin toplumsal maliyetini artırmaktır.

Bu noktada dikkat çekici olan husus, trol faaliyetlerinin çoğu zaman ikna etmeyi değil, baskı kurmayı hedeflemesidir. Sosyal psikoloji alanındaki çalışmalar, bireylerin siyasi kimliklerini değiştirmelerinin oldukça zor olduğunu ortaya koymaktadır.

İnsanlar sahip oldukları siyasal aidiyetleri çoğu zaman salt rasyonel değerlendirmelerle değil, kimliklerinin bir parçası olarak korurlar. Bu nedenle dijital kampanyalar, rakip görüşe sahip bireyleri kendi tarafına çekmek yerine, onları itibarsızlaştırmaya, yalnızlaştırmaya veya susturmaya yönelir. Organize biçimde yapılan hakaret içerikli yorumlar, hedef gösterme faaliyetleri ve toplu etiket kampanyaları, tam da bu işlevi yerine getirir.

Bu süreçle doğrudan bağlantılı olan olgu ise dijital linç kültürüdür. Demokratik toplumlarda eleştiri, siyasal hayatın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Ancak eleştiri ile linç arasında önemli bir fark vardır. Eleştiri, fikirleri, kararları veya politikaları sorgular; linç ise kişiyi değersizleştirir ve onu meşru tartışma alanının dışına itmeye çalışır.

Sosyal medya ortamında bu ayrım çoğu zaman ortadan kalkmaktadır. Farklı bir strateji öneren, itiraz eden veya mevcut yapıyı eleştiren kişi, kısa sürede “hain”, “satılmış”, “işbirlikçi”, “davaya ihanet eden” gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu etiketler, bir görüş ayrılığını ifade etmenin ötesinde, hedef alınan kişiyi toplumsal ve siyasal açıdan gayrimeşru ilan etme işlevi görür.

Bu mekanizmanın güçlenmesinde sosyal medya platformlarının çalışma mantığı önemli bir rol oynamaktadır. Algoritmalar, kullanıcıların en fazla etkileşim gösterdiği içerikleri öne çıkaracak şekilde tasarlanmıştır.

Yapılan araştırmalar, öfke, korku ve nefret gibi güçlü duygular uyandıran içeriklerin, sakin ve dengeli değerlendirmelere göre çok daha hızlı yayıldığını göstermektedir. Bu nedenle sert suçlamalar, aşağılayıcı etiketler ve kutuplaştırıcı sloganlar, ayrıntılı analizlerden veya ölçülü eleştirilerden daha görünür hâle gelir. Bu durum, siyasal tartışmaların giderek daha sert ve daha yüzeysel bir karakter kazanmasına yol açmaktadır.

Sosyal psikolojide “grup kutuplaşması” olarak adlandırılan olgu da bu süreci açıklamada önemli bir kavramdır. Benzer görüşlere sahip bireyler, sürekli olarak birbirleriyle etkileşim içinde olduklarında zamanla daha keskin ve daha uç noktalara savrulabilmektedir.

Sosyal medya platformları kullanıcıları büyük ölçüde kendi ilgi alanlarına ve düşünce dünyalarına yakın insanlarla buluşturan bir yapıya sahiptir. Böylece farklı fikirlerle karşılaşma ihtimali azalırken, grup içi aidiyet ve ortak düşman algısı güçlenmektedir. Bir süre sonra grup içindeki herhangi bir eleştirel ses, dışarıdan gelen bir saldırı gibi algılanmaya başlanır.

Son dönemde  dikkat çeken gelişmelerden biri de dijital linç kültürünün CHP’de iç iktidar mücadelesinde yaygın biçimde görülmesidir.

Parti içi liderlik mücadeleleri, strateji farklılıkları veya adaylık tartışmaları, demokratik hayatın olağan parçalarıdır. Siyasal partiler, farklı görüşlerin rekabet ettiği ve ortak bir çizgi üretmeye çalıştığı kurumlardır. Sosyal medyanın etkisiyle bu doğal süreçler, çoğu zaman bir sadakat testine dönüşmektedir. Belirli bir lideri veya ekibi tam anlamıyla desteklemeyen isimler, siyasi rakipten çok düşman olarak görülmekte ve organize dijital saldırıların hedefi hâline gelebilmektedir.

Türkiye’de farklı dönemlerde bunun çeşitli örnekleri yaşanmıştır. Uzun yıllar aynı siyasi hareket içinde yer almış, önemli görevler üstlenmiş veya geniş kitlelerin desteğini almış siyasetçiler, görüş ayrılığı yaşadıkları anda ağır ithamlarla karşı karşıya kalabilmiştir.

Daha önce farklı siyasi aktörlerin maruz kaldığı “ihanet”, “bölücülük”, “iktidara hizmet etmek” gibi suçlamalar, belirli kişilere özgü olmaktan çok, dijital siyasal kültürün ürettiği ortak bir davranış biçiminin yansıması olarak değerlendirilebilir. Esasında burada hedef alınan kişi kadar, onunla benzer düşünceleri taşıyan veya farklı bir görüş ifade etmeye hazırlanan geniş bir kitleye de gözdağı verilmektedir.

Lider merkezli siyaset anlayışının güçlenmesi ve siyasal aidiyetlerin giderek kimliksel bir karakter kazanması, farklı düşüncelere tahammül alanını daraltmakta, siyasal tercihler, belirli politikalara verilen destekten ibaret olmaktan çıkmakta; bireyin kimliğini, sosyal çevresini ve aidiyet hissini şekillendiren temel unsurlardan biri hâline gelmektedir. Böyle bir ortamda lidere veya parti yönetimine yönelik her eleştiri, kolaylıkla grup kimliğine yönelmiş bir saldırı gibi algılanabilmektedir.

Trol ağlarının ve dijital linç kampanyalarının etkili olmasının bir başka nedeni de insanların çoğunluğa uyma eğilimidir. Bir paylaşımın altında binlerce benzer yorum görmek veya aynı etiketin çok kısa sürede gündem olmasına tanıklık etmek, bunun toplumun genel kanaati olduğu yönünde yanıltıcı bir algı oluşturabilir.

İletişim biliminde “suskunluk sarmalı” olarak adlandırılan teori, insanların azınlıkta kaldıklarını düşündüklerinde görüşlerini açıklamaktan çekinebileceklerini ileri sürer. Organize dijital kampanyalar tam da bu psikolojik mekanizmadan yararlanır. Çok sayıda hesabın eş zamanlı hareket etmesi, gerçekte var olandan daha büyük bir toplumsal mutabakat görüntüsü oluşturabilir ve farklı düşünen insanların sessizleşmesine neden olabilir.

Bu tablo, demokratik kültür açısından önemli riskler doğurmaktadır. Demokrasi farklı fikirlerin meşru kabul edildiği, eleştirinin ihanet olarak görülmediği ve siyasal rekabetin ortak hukuk kuralları çerçevesinde sürdürüldüğü bir kamusal alanı da gerekli kılar. Eğer aynı siyasi yapı içinde bile farklı davranan, düşünen insanlar otomatik olarak düşman ilan ediliyorsa, o yapının kendi içinde sağlıklı bir muhasebe yapabilmesi ve hatalarından ders çıkarabilmesi güçleşir.

Parti içi eleştiri mekanizmalarının ortadan kalktığı ortamlarda karar alma süreçleri daralır ve farklı bakış açılarının sağlayabileceği düzeltici katkılar kaybolur.

Bunun yanında, sürekli hakaret ve hedef göstermeyle karşılaşma ihtimali, nitelikli insanların siyasal tartışmalardan uzak durmasına da yol açabilir. En yüksek sesle bağıranların, en sert dili kullananların hâkimiyeti doğar. Oysa demokratik toplumların gelişmesi, farklı düşüncelerin güven içinde ifade edilebildiği çoğulcu bir tartışma ortamını gerektirir.

Sözün özü, Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi geçmişte parti içi ve parti dışı rakiplerine yönelttikleri trol ağlarının bu günkü en amansız kurbanları durumundalar…

Prof. Dr. Zakir Avşar / Haber7

YORUMLAR 6 TÜMÜ
  • İsmail 9 saat önce Şikayet Et
    "Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin (kusurunu arayıp) tecessüs etmeyin, kimse kimseyi gıybet etmesin. Hanginiz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır?.." (Hucurat, 49/12).
    Cevapla
  • Mehmet 10 saat önce Şikayet Et
    Hocam saygı ve hürmetlerimi bidiririm. İsabetli yorumlarınız, fikirleriniz bizleri bilgilendiriyor.Yüksek müsadelerinizle haddim olmayarak küçük bir teklif yapabilir miyim. Yazılarınıza ara başlıklar koysanız bır de biraz daha kısa olsa, okunma oranı daha yüksek olur .
    Cevapla
  • KEŞKE 10 saat önce Şikayet Et
    Keşke ülke gerçeklerinde seveyeli siyaset , yol gösterici tenkit yapılabilse ama, özellikle art niyetli muhalefet yüzünden dilimiz serleşiyor,. Siyasi rekabet içinde kalsa gayet saygın olur ama devreye sış odaklar,. Fetö ve türk siyaetini manipüle etmek isteyenler çok olunca onların dilinden konuşulmazssa susturulamıyor, ayrıca sanal ortam gençlerin görüşünü etkiliyor.
    Cevapla
  • Sefa 10 saat önce Şikayet Et
    Devlet niçin troller ve yalan haber yapanlarla alâkalı cezai müeyyide uygulamıyor .....???? Yalancının yanına kâr kalıyor.....
    Cevapla
  • olgun abi 11 saat önce Şikayet Et
    Merak ettiğim bu liderlere saf değiştirmeleri için kaç para veriliyor?
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle