Prof. Dr. Zakir Avşar
Prof. Dr. Zakir Avşar
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Bakü ve Nahcivan’da gördüklerim: Kardeşliğin gücü ve ortak geleceğimiz

GİRİŞ 26.10.2026 GÜNCELLEME 26.10.2026 YAZARLAR

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler tarihsel tecrübe, ortak kültür, dil yakınlığı ve karşılıklı dayanışmayla şekillenmiş, uluslararası ilişkiler bakımından kendine özgü bir nitelik kazanmıştır.

İki ülke arasındaki bağların gücü geçmişten gelen ortaklıkların yanı sıra geleceğe yönelik siyasi iradeden, stratejik hedeflerden ve toplumlar arasındaki derin yakınlıktan kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle son dönemde kamuoyuna yansıyan tartışmaları değerlendirirken güncel gelişmelerin ötesine geçmek, ilişkilerin tarihsel derinliğini ve stratejik önemini göz önünde bulundurmak gerekir.

Yakın zamanda önce Bakü’de ardından Nahçıvan’da bulundum. Pek çok meslektaşımla, siyasetçi ile, sivil toplum örgütü mensubu ile, iki ülke ilişkilerine ilgi gösteren, katkı veren dostlarla görüşmelerim, temaslarım oldu.

Devletler arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkması olağandır. Her ülkenin kendi siyasi öncelikleri, ulusal hassasiyetleri ve uluslararası gelişmeler karşısında geliştirdiği değerlendirmeler vardır.

Önemli olan farklılıkların varlığı değil bunların hangi yöntemlerle ele alındığıdır. Türkiye ile Azerbaycan gibi tarihi ve stratejik bağları güçlü iki devlet açısından meselelerin karşılıklı anlayış, diplomatik nezaket ve sağduyuyla ele alınması, ilişkilerin geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır.

 “Bir millet, iki devlet” anlayışı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin temel referanslarından biridir. Bu ifade, ortak tarih ve kültürün ötesinde iki ülkenin birbirine duyduğu güveni, dayanışmayı ve ortak geleceğe ilişkin beklentilerini yansıtmaktadır.

Bununla birlikte kardeşliğin gerçek anlamı her konuda aynı düşünceyi paylaşmak değildir. Asıl güç farklı değerlendirmeler ortaya çıktığında karşılıklı saygıyı koruyabilmek ve ortak çıkarları gözeten çözümler üretebilmektir.

Uluslararası ilişkiler açısından değerlendirildiğinde devletler arasındaki güvenin sürdürülebilirliği ortak çıkarların varlığı kadar iletişim kanallarının açıklığına, kurumsal iş birliğine ve sorun çözme kapasitesine de bağlıdır. Türkiye ile Azerbaycan’ın ilişkileri bu unsurların tarihsel ve toplumsal yakınlıkla desteklendiği özel bir örnektir.

Kardeşlik eleştirinin ortadan kaldırılmasını gerektirmez. Aksine eleştirilerin karşılıklı güveni zedelemeden dile getirilebildiği bir ilişki olgunluğunu ifade eder.

Birbirinin egemenlik haklarına, ulusal hassasiyetlerine ve siyasi tercihlerine saygı göstermek güçlü ortaklığın temel şartları arasındadır.

Bu nedenle güncel tartışmaların taraflar arasında kalıcı bir güvensizlik meydana getirecek biçimde yorumlanmasından kaçınılması elzemdir.

Herhangi bir açıklamanın veya münferit gelişmenin iki ülke arasındaki bütün ilişkilere teşmil edilmesi gerçekçi bir değerlendirme yöntemi değildir.

Somut meselelerin kendi bağlamında incelenmesi, karşılıklı beklentilerin doğru anlaşılması ve diplomatik çözüm imkânlarının korunması gerekir.

Bakü, Azerbaycan’ın ekonomik dinamizmini, modernleşme tecrübesini ve uluslararası ilişkilerdeki konumunu yansıtan önemli bir merkezdir.

 Nahçıvan ise kendine özgü coğrafi konumu, tarihsel birikimi ve Türkiye ile doğrudan komşuluğu sayesinde ayrı bir stratejik anlam taşımaktadır.

Başta kıymetli Büyükelçimiz Prof. Dr. Birol Akgün olmak üzere çok değerli diplomatlarımız, temsilcilerimiz Bakü’de ve Nahcivan’da iki ülke ilişkilerine yapıcı katkı için gecelerini gündüzlerine katıyor. Çok saygı görüyorlar buna mukabil kardeşliğin hakkını veriyorlar…

İki ülke arasındaki ilişkileri güncel siyasi açıklamalar üzerinden okumak gerçeği gözden kaçırmak anlamına gelir. Ekonomik iş birliği, enerji projeleri, ulaştırma bağlantıları, savunma alanındaki ortaklıklar, eğitim, kültür ve insani ilişkiler, Türkiye-Azerbaycan ortaklığının birbirini tamamlayan boyutlarıdır.

Bu alanlarda yıllar içinde oluşan birikimin trol zihniyetli yapıların sosyal medya üzerinden büyüttüğü tartışmalarla ortadan kalkacağını düşünmek gerçekçi değildir. Ancak güçlü ilişkiler özen gösterilmeyi ve sürekli geliştirilmek için çaba harcanmasını gerektirir.

Özellikle günümüzün iletişim ortamında bu sorumluluğun önemi daha da artmaktadır. Sosyal medya üzerinden yayılan yorumlar, bağlamından koparılan açıklamalar ve doğrulanmamış iddialar, kamuoyunda gerilimi artırabilmektedir.

Tartışmalı bir ifadenin kısa sürede geniş kitlelere ulaşması meselenin gerçek boyutlarıyla algılanmasını güçleştirebilir. Bu nedenle haberlerin doğruluğunun araştırılması, açıklamaların bütünlüğü içinde değerlendirilmesi ve yorumla olgunun birbirinden ayrılması gerekir.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin geleceğini belirleyecek olan sosyal medyadaki en sert ifadelerden ziyade devletler arasındaki diplomatik temaslar, ortak projeler ve toplumların karşılıklı güvenidir.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ortaklığın gelişmesinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında var olan kardeşlik hukuku, siyasi diyalog ve karşılıklı güvenin önemli bir payı bulunmaktadır. İki liderin ortaya koyduğu irade ilişkilerin farklı alanlarda derinleşmesine ve ortak hedeflerin daha güçlü biçimde hayata geçirilmesine katkıda bulunmuştur.

Liderler arasındaki güvenin varlığı meselelerin doğrudan görüşmeler yoluyla ele alınmasını ve çözüm seçeneklerinin geliştirilmesini kolaylaştırmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in siyasi tecrübeleri ve iletişim imkânları her türlü sorunun, krizin, tartışmanın sağduyuyla aşılabilmesi açısından en büyük avantajdır.

Elbette kalıcı çözümler liderler arasındaki diyaloğun yanı sıra ilgili kurumların etkin çalışmasını, diplomatik kanalların açık tutulmasını ve kamuoyuna yönelik açıklamalarda dikkatli bir dil kullanılmasını da gerektirir. Sağlıklı bir diplomasi sorunların varlığını inkâr etmez ve meseleleri doğru tanımlar, karşılıklı hassasiyetleri dikkate alır ve ortak çıkarları koruyan sonuçlara ulaşmaya çalışır. Bu da en başından itibaren yapılmaktadır…

Türkiye ile Azerbaycan’ın ortak çıkarlarını gözeten bir iletişim dili kamuoylarının yanlış anlamalar üzerinden karşı karşıya gelmesini önleyecektir.

Akademisyenlerin, aydınların, gazetecilerin ve sivil toplum temsilcilerinin de bu süreçte sorumlu davranması, toplumsal yakınlığın korunmasına yardımcı olacaktır.

Türkiye ile Azerbaycan’ın ortak geleceği geçmişin hatıraları kadar bugünün sorumlulukları ve yarının hedefleriyle şekillenecektir.

 

YORUMLAR 7 TÜMÜ
  • Mlty 54 dakika önce Şikayet Et
    Osmanlı zamanında da en son Karabağ meselesinde de hep biz yanlarında olduk. Savaş zamanı İçişleri olmuyor örtü zamanı içişlerine karışmak oluyor. 91 de sscb nden ayrıldıktan sonra Türkiye nın verdiği askeri kıyafetleri giydikleri zamanı unuttular. Dünya da bütün müslümanların başına gelen kötü olaylara karışmayacak mıyız. Filistin Çin Avrupa Asya Afrika her yerde müslümanlar mazlum.
    Cevapla
  • Rumuz 1 saat önce Şikayet Et
    Ne kadar alttan alınsa da Aliyev postayı koydu o kadar hakarete Türkiye nasıl katlandı anlamış değilim
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle