Mandacı zihniyet!

Rahim Er Rahim Er

GİRİŞ 24.11.2020 GÜNCELLEME 24.11.2020 YAZARLAR


Mevzumuz, bir sığır cinsi olan yoğurduyla kaymağıyla meşhur malûm ve masûm sevimli o hayvan değil. Siyasetteki "manda" Latinceden Fransızcaya geçmiş "mandat" kelimesi. Türkçe’de okunuşuyla "manda" diye yer etmiş…
Kelimenin dünya gündemine girmesi I. Dünya Harbi’nden sonradır. Bu harbin darbesine maruz kalıp da kendini idareden âciz olarak görülen devletler, devrin BM’si olan Cemiyet-i Akvam, Milletler Cemiyeti tarafından bir hâmi, vasî, koruyucu devletin himayesine verilmiş. Bu metbu, tâbi olunan devlete "manda", bu yönetim tarzına da "manda idaresi" denmiştir. Bir vesâyet müessesesidir. Tâbi devlet, bir kısım mühim tasarruflarında ancak metbu, tâbi olunan vasî devletin izin ve kararıyla hareket edebilir.
Kısacası; devletlerin ve bundan dolayı da milletlerin hükümranlık, hürriyet ve istiklâl haklarının elden çıkmasıdır. Allah, hiçbir devlet ve milleti bu zelil, aşağılık hâllere düşürmesin.
İttihad ve Terakki Hükûmeti ve başındaki maceraperestlerin Alman sevdası uğruna devleti harbe sokarak imparatorluğumuzun belinin kırılması üzerine, bizde de "manda idaresi" sözü, Payitaht’la münevverin gündemine girdi. Cemiyet-i Akvam, Bâb-ı âli’ye böyle bir teklif yapmamıştı. Fakat ecnebi hayranlığı iliklerine işlemiş birtakım münevverler, böyle bir idareye talip olunması gereğini dile getirir oldular. Şüphesiz ki ne devleti harbe sokanlar ve ne de manda isteyenler hain değillerdi… Bugün aradan bir asırdan fazla bir zamanın ötesinde kalmış olay ve şahısları masabaşında tenkid etmek kolaydır. Ama yaşadıkları zamanı ve içinde oldukları hâlet-i ruhiyeyi bütünüyle görmeli. Onlar, o imparatorluğun çocukları idiler. Toprak ayaklarının altından kayıyor, devlet gidiyordu. Şaşkınlıkları, ne dediklerini ve ne yaptığını bilmezlikleri bu yüzdendi. Bundan dolayıdır ki o gün "münevver" denen devrin aydınlarından bir kısmı İngiliz, bir kısmı Amerikan mandası istemekteydiler. Hâlihazırda Büyük Britanya süper güçtür. ABD’nin onun yerini alması için daha 30 sene geçmesi, II. Dünya Harbi çıkması, bu harbi kazanması gerekecektir…
Şu satırları yazarken dahi tüylerimiz diken diken oluyor. Asırlarca, dünyayı adaletle idare etmiş emsalsiz bir devlette gün gelip de böyle bir zillete talip olan mensuplarının çıkması çok keder vericidir. Neyse ki merhum ecdadımız Millî Mücahadeyi verdi ve o zillet yaşanmadı. Böylece Devlet-i Ebed Müddet’in altın halkasında kopma olmadı, hükümranlık, hürriyet ve istiklâlimizi kaybetmedik…
Böyle bir tarihî hadisenin evrak mahzeninde; arşivde kalmış olduğunu düşünüyorduk. Herhâlde herkes, böyle düşünüyordu… Ne var ki 2020 Türkiye’sinde Allah hayra tebdil eylesin böyle bir kötü rüya daha görülür oldu. Rüya diyoruz. Zira edilen deli saçması lafların hakikat olmasına gönlümüz râzı gelmiyor. Hâdise şudur; ana muhalefet partisi tarafından -maalesef- bir ses yükseldi. İsmi lâzım olmayan talihsiz bir politikacı, inanılması güç ama Joe Biden’a bir çağrıda bulundu. Bu yalvar yakar veya istirham mahiyetindeki sözle bu kişi, Joe Biden, miladî yeni sene başında makamına oturup da mutad Başkanlık konuşmasını okuduğunda "Türkiye için de demokrasi vurgusu" yapmasını istedi.
"Tut kelin perçeminden!" abesliğine tam örnek!
Bu arzu, bu talep veya bu ayıp nereden çıktı?
Hatırlanacağı gibi yeni ABD Başkanı, aday iken seçim konuşmalarından birinde şâyet Başkan seçilirse Türkiye’de muhalefetle iş birliği yaparak Başkan Erdoğan ve Cumhur İttifakı’nı yıkacağını söyleme gibi bir münasebetsizlik göstermişti. Aday nasıl olsa; nabza göre şerbet vermesine kim engel olacaktı? Şimdi ana muhalefet partisinden bir vekil, yahut her ne kadarlarsa onlar, Amerikan Başkanı’na bu sözünü hatırlatıyorlar.
Bu ayıp çağrı, manda özlemi olarak değerlendiriliyor. Bu memleketin istiklâl, istikbal, hürriyet ve şerefini düşünenler bu söze de bu sözü edene de partisine de ateş püskürmekteler. Hiç haksız değiller. Milyon kere haklılar. İnsan biraz düşünceli olur. Kol kırılır yen içinde… İçeride her şey konuşulabilir. Fakat yabancı bir devlette yapılacak bir merasimde edilecek beylik laflar arasında Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale edilmesi, iktidarının tanzime teşvik edilmesi, iş birliği dâveti cümleleri olmasını istemek, hiçbir şekilde mazur görülemez. Evet, bu şeksiz ve şüphesiz bir manda davetidir. Bir politikacının işleyebileceği en büyük cürümlerden biridir. Bırakabileceği en kötü mirastır. Böyle birinin partisinden ihraç edilmemesi partisi adına büyük bir ayıptır. Harb-i Umumiden sonra manda isteyenler o buhranın içindeki şaşkınlardı. Şu gün Türkiye, bir asırda görmediği denli maddî ve itibar kalkınması içinde.
Peki bu neyin şaşkınlığı?
Ezan sesi yerine çan sesi istemek gibi bir şey!

TÜRKİYE GAZETESİ
 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL