Konjonktür, tüm partileri ittifaka mecbur ediyor
Önümüzdeki yerel seçimlerin de tıpkı 24 Haziran’daki genel seçimler gibi ittifaklara sahne olacağı artık hemen hemen netleşti gibi.
Halbuki hem Cumhur hem de Millet İttifakı tarafından daha yakın zamana kadar yapılan açıklamalar, 31 Mart’ta bir işbirliğinin gerçekleşmeyeceği yönündeydi.
Malum, AK Parti ile MHP “Öğrenci Andı” ve “af” tartışmaları sebebiyle ipleri koparmıştı.
Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli arasındaki son görüşmenin ardından ise buzlar eritildi ve “lokal ittifak” konusunda genel çerçevede anlaşıldı.
¥
24 Haziran’da Millet İttifakı’nı oluşturan cephede de durum farklı değil.
Orada da büyük ortak CHP’nin “Yerel seçimlerde biz ittifakı bizzat seçmenlerimizin, vatandaşlarımızın gönlünde yapacağız” çıkışına, İYİ Partililerin de “24 Haziran’da CHP ile yaptığımız ittifak bize oy kaybettirdi. Dolayısıyla yerel seçimlerde CHP ile bir işbirliğine sıcak bakmıyoruz” minvalindeki açıklamalarına rağmen mahalli seçimlerde işbirliği stratejisi peşinde koşulduğunu görüyoruz.
Peki bu tablo bize neyi anlatıyor?
Hem Cumhur İttifakı’nın hem de Millet İttifakı’nın başta mesafeli durduğu yerel seçimlerde işbirliği konusu neden tekrar gündeme geldi?
Bu sorunun cevabı esasında gayet basit.
İsterseniz AK Parti örneğinden başlayarak izah etmeye çalışalım.
Hatırlayın, 2014’te yapılan son yerel seçimlerdeki tablo AK Parti açısından bir hayli ürkütücüydü. O seçimlerde, normalde fazla zorlanmadan kazanılan bazı büyükşehir belediyeleri tehlikeye girmişti. Mesela Ankara yüzde bir oy farkıyla alınmıştı. Belki yerel seçimler için kıstas almak pek doğru değil ama, geçtiğimiz yıl yapılan referandumda da İstanbul ve Ankara’da “hayır” oyları “evet”ten fazla çıkmıştı. Yani ortada, neresinden bakarsanız bakın kritik bir durum vardı. İşte bu kritik durumun halen devam ettiği görülmüş olacak ki, Cumhur İttifakı’nın sürmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu anlaşmanın sonucunda da MHP, üç büyük şehirde AK Parti’nin adaylarını destekleme kararı aldı.
Ezcümle, AK Parti ile MHP’yi tekrar bir araya getiren en önemli saik, bir anlamda Türkiye’nin tamamının fotoğrafını yansıtacak olan üç büyük şehrin kazanılması olarak öne çıktı. Doğrusunu söylemek gerekirse, iki partiyi birbirine yakınlaştıran bir diğer önemli unsur da “15 Temmuz ruhu”nu devam ettirme niyeti oldu. Daha açık bir ifadeyle, AK Parti ile MHP, Türkiye “beka sorunu” olarak nitelendirebileceğimiz pek çok sorunla boğuşurken gündelik çekişmeleri bir kenara bırakmayı tercih etti.
¥
Gelelim, 24 Haziran’da Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin niçin yeniden flört etme ihtiyacı hissettiği meselesine…
Bu soruya yanıt vermek de ilki gibi çok zor değil. Zira içinden geçtiğimiz süreç, tıpkı AK Parti ile MHP’yi olduğu gibi, CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’ni de ittifaka mecbur ediyor.
Aslında bu ittifaka HDP’yi de eklemek lazım. Hatta HDP’nin burada kilit parti olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek.
Zaten Millet İttifakı cephesinde yapılan tüm hesaplar, HDP merkeze alınarak yürütülüyor.
Tek dert HDP’nin Güneydoğu’da AK Parti’den çalabildiği kadar oy çalması, Batı’da ise CHP’ye tatminkâr bir oy getirmesi.
Yani, 24 Haziran’da CHP’nin desteğiyle Meclis’e sokulan HDP, bu yerel seçimlerde diyetini ödeyecek, Millet İttifakı’ndaki partiler de pastadan kendilerine düşen payı kapacak.
Milliyetçi bir tabana hitap ettiğini ileri süren İYİ Parti’nin CHP-HDP birlikteliğine gözlerini kapatması da bu niyeti doğruluyor.
YENİ AKİT GAZETESİ