Viyana, ah Viyana
İnsan bir Türk olarak bu şehre geldiğinde, ilk tepkisi şu oluyor. Bendeki ilk izlenim bu oldu açıkçası...
İstanbul gibi bir kaleyi fetheden bir asker, nasıl olmuş da, o tarihten sonraki 200 küsur yıl içindeki bunca birikimiyle Viyana'yı fethetmeyi başaramamış? 200 küsur yıllık bir tecrübeden sonra Viyana'nın fethedilmesi insana öyle geliyor ki, şıpın işi olmalıydı.
Ancak olayın derinliğine inildiğinde kazın ayağının öyle olmadığı da anlaşılıyor ve gerçeklik kendini tüm çıplaklığıyla ele veriyor.
Osmanlı ordusunun Viyana'yı fethetmek üzere yola çıkmamış olması, askerin sabrının tükeninceye kadar bekletilmesi, Kırımlı Giray Han'ın Tuna'dan Polon askerine geçit vermesi, vs. vs.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
(Rasim Özdenören - Yeni Şafak)