Reşat Petek
Reşat Petek
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Canım kızım ! Yurduna dönebilirsin artık

GİRİŞ 07.10.2013 GÜNCELLEME 07.10.2013 YAZARLAR

Bu mektubumda sevineceğin haberlerim var canım kızım. Mektubumu okuyunca umuyorum kararın değişecek ve yurduna geri döneceksin.

Karanlık günler geride kaldı yavrum. Biliyorum senin gibi olan arkadaşlarınızla birlikte çok eziyet çektiniz. Hakaretlere uğradınız. Siz vatanım, ülkem, okulum dediniz, öğretmenim dediniz, okumak istediniz, ilim öğrenmekti bütün arzunuz. Ama karanlık merkezlerde alınan kararlarla önünüz kesildi. Yollarınıza barikatlar kuruldu. Duvarlar örüldü, demir kapılar yüzünüze kapandı.

Erkek arkadaşlarınız da uğradığınız haksızlıklara isyan ettiler çoğu kez. Sloganlarla, pankartlarla destek verdiler size. Eğitim haklarınızın korunması için onlar da çabaladılar. Ayrımcılığı kınadılar. Öğretmenlerine idarecilerine, polis amcalarına yalvardılar sizin göz yaşlarınızın dinmesi için. Anneleriniz sizinle geldi okul önlerine. Babalarınız ise, ekmek kapısı işyerlerinden izin alabildiklerinde geldiler yanınıza. Anlamaya çalıştılar nedir bu yasak. Neden kızlarımız okullarına alınmıyor diye sordular. Her muhatap bir üstünden emir aldığını söylüyordu. Herkes yapılanın haksızlık, adaletsizlik olduğunu kabul ediyor ama ‘emir böyle' diyordu.

Bilenlere sordunuz,  avukatlara danıştınız, siyasilere başvurdunuz ‘haklısınız' dediler ama hakkınızı verecek makamlar kör oldular görmediler, sağır oldular işitmediler.

Haksızlık karşısında el ele verdiniz. Elele zincirleri oluşturdunuz Avrupa'dan Anadolu'ya beyaz örtülerinizle. Hak dediniz, hukuk dediniz, eğitim dediniz, okulum dediniz.

Haksızlık karşısında attığınız adımları engellemek, çığlıklarınızı susturmak için sizi düşman ilan ettiler. Ülkeyi yıkacak birinci tehdit dediler. İrtica dediler, suç dediler, suçlu dediler, ne olduğunu bile anlamadan gözaltına alındınız. Başörtünüze bez parçası dediler, hakarete uğradınız. Başörtünüzle okuduğunuz şiirler yaptığınız dualar, örgüt elemanı olduğunuza delil denilerek idam istemiyle mahkemelerde yargılandınız. Zindanlara atıldınız.

Bir arkadaşınız vardı. Kompozisyon yarışmasında birinci olmuştu. Ailelerin davet edildiği, idarecilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin hazır bulunduğu bir toplantıda ödüller verilecekti. Kompozisyon birincisi arkadaşınızın adı okununca alkışlar arasında sahneye gelmişti. Sevinçten uçacak gibiydi. Tebrik edilip ödülünün eline verilmesini beklerken, protokol sıralarından kara bir el, başörtüsünü işaret etmişti. Aklına, başarısına, beyninin çalışmasına değil, başındaki beyaz örtüye odaklanmıştı kara beyinliler. Acımamışlardı kızcağıza, ödülünü vermeden kürsüden indirmişlerdi. Hatta salondan dışarı atmışlardı. O gün bu haksızlığa karşı tepkilerini, hatta bana olan sitemlerini  hiç unutamadım.

Tıp fakültesi son sınıfa gelmiş arkadaşlarınızın kapı dışarı edilmelerini unutmamız mümkün mü?

İki polis memurunun kollarından tuttuğu ve ağzını kapattığı arkadaşınızın başörtüsünün zorla başından çıkarıldığı sahne hala gözlerimizin önünde. Kahramanmaraş'ta Fransızların yaptığı saldırıdan farksız bu zulüm sahnesini unutmak mümkün mü?

Kanunsuz emirlere boyun eğmeyen, hak ve hakkaniyete saygılı, insaflı idarecilerin desteği ile okullarından mezun olan arkadaşlarınızın, mezuniyetten sonra başına gelenler de seni öz vatanından uzaklaştırdı biliyorum. Çalışma hakları ellerinden alındı, öğretmenler, hemşireler, asistanlar, doçentler keyfi disiplin kararlarıyla mesleklerinden ihraç edildiler. Meslekleri, ekmekleri ve inançları arasında tercihe zorlandılar. Açlıkla terbiye edilmek istendiler.

Size destek olamadık sevgili kızım. Hak ve hakikati yetkililere anlatamadık. Hukuk devletidir hakkınızı hukuk yoluyla alırız dedik, başaramadık. Brifingli yargıyı çıkardılar karşımıza. Anayasa ve kanunlara göre değil aldıkları emirlerle karar verdiler. Zulme ortak oldular maalesef. Bir saat adaletle hükmetmeyi en büyük ibadet gibi gören hakimlerimiz de yok değildi elbette. Onlar eğitim özgürlüğünüzü engelleyenlere kararlarıyla dur dediler. Tarihe adil notlar düştüler. Ancak karanlık eller yargının adil seslerini de susturdular, onlar da zulümlerden nasibini aldı.

Canım kızım, mektubumu uzattım biliyorum. Ama içim öyle dolu ki. Her birinizin  yaşadığı dramlar ayrı birer roman olur. Onları burada ayrı ayrı yazamam. Ama şunu mutlaka yazmalıyım. Sen ve arkadaşların uğradığınız haksızlıklar karşısında mücadelenizi hep hukuk içinde yaptınız. Okullarınızı yakıp yıkmadınız, taşlamadınız, öğretmenlerinize saygısızlık yapmadınız, sizi okul kapılarında başörtülerinizden, pardösülerinizden sürükleyen polislere Molotof atmadınız, küfür etmediniz, araçlarını ateşe vermediniz. Göz yaşlarınızı kimi zaman içinize akıttınız, kimi zaman sel oldu aktı. Hayatınız karardı, yıllarınız gitti. Okuyup hayalinizdeki  meslekleri edinemediniz.

Uğradığınız haksızlıklar zulümler sizin inancınızı güçlendirdi, azminizi artırdı. Ülkemizde olmazsa, başka ülkelerde okuruz dediniz. Kiminiz Avrupa'ya kiminiz Amerika'ya gitti. Avusturya'dan Avusturalya'ya gittiğiniz ülkelerde yüz akımız oldunuz. Yabancı üniversitelerde, yabancı rektörlerden, dekanlardan diplomalarınızı aldınız, ödüllere layık görüldünüz. Başarılarınızı duyan, kendilerini ilerici ve çağdaş sizi gerici ve irticacı gören yasakçılar, yaptıklarından dolayı yüzleri kızarıp azıcık pişmanlık duydular mı bilmiyorum. Arada bir haksızlık yaptık diyen cılız sesler duyulsa da, zalimler zulümlerini itiraf etmediler maalesef.

Gün geldi devran döndü. Sizin izzetli ve şerefli mücadeleniz zulüm ile abad olunmayacağı gerçeğini bir kez daha gösterdi. Geç de olsa adalet tecelli ediyor sevgili kızım. Size zulmedenler şimdi adalet önünde hesap veriyorlar.

Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah'ı var diye boşuna söylememiş atalarımız.

Şimdi sadece üniversitelerimizde değil bütün kamu kurumlarında özgürlük bayramı var. Siz zaten ayrıcalık değil eşitlik istiyordunuz.  Herkesin istediği gibi inanma, inandığı gibi yaşama hakları kabul edildi. Başörtülü, başı açık ayrımı kalmadı. Sen de bu arada gurbet ellerde doktoranı bitirdin. Vatanına ve milletine küsmek olmaz. Hasretin yüreğimizi yakıyor. Yaşlarımız da ilerledi. Hak ne zaman vaki olacak Rabbimiz bilir elbet ama biz de seni çok ama çok özledik canım kızım. Bizi daha fazla bekletme, artık yurduna dönebilirsin.

Reşat Petek

petekresat@gmail.com

www.resatpetek.net

YORUMLAR 8 TÜMÜ
  • SİBEL SARAÇ 12 yıl önce Şikayet Et
    ümitvar olunuz. ben 1998 yılında başörtüsü yasağı nedeniyle eğitimine 11 yıl ara vermek zorunda kalmış biri olarak geçte olsa diplomamı aldım.bu 11 yıl hayatımdan birçok şeyi geciktirdi.sonuçta bu durumdan dolayı bu hükümete öfkeli değilim.hiçbirşeyi yakıp yıkmadıkta.herşey birden olmuyor zaman gerekli demekki.bugünlerimizede şükür. inşallah bu süreç hep böyle uzun sürer.yönetmelikle gelen serbestliğin başka bir yönetmelikle kaldırılmasından endişeliyim.Allah başbakanımıza sağlık sıhhat afiyet versin.bu istikrar devam etsin inşallah.
    Cevapla
  • fatih karakaya 12 yıl önce Şikayet Et
    Magdur edebiyati. Birileri hala magdur edebiyati yapiyorsunuz diye zirvalamis. Magdur olan kisiler zil takip oynayacak miydi? Bu insanlar ne zaman okula, isyerine, devlet dairesine basortulu girdiginde SOZCU gibi gazetelere manset olmazsa o zaman magduriyet edebiyati!!! biter Bu kadar basit bir konuda hala zir zir otuyorsaniz biz de magdur edebiyatini oynariz
    Cevapla
  • EYLÜL SONBAHAR 12 yıl önce Şikayet Et
    karanlık günler geride kalmış mış.... hala karanlık ama şafak vakti gibi.ve bu vakit çok uzun süreceğe benziyor:) ...sonuç eskisinden de beter zifiri bir karanlık ya da adalet saçan huzurlu sabah aydınlığı.....
    Cevapla
  • ali cesur 12 yıl önce Şikayet Et
    hala. hala içine sindiremeyen yorumcular var... Ne dedi sayın başbakanım ülkenin % 99 müslüman bir ülkede Allahın emrettiğini biz yasalar gereği uygulayamıyoruz..... Şunu unutmayınız sayın gezi zekalılar: ALLAH MUTLAK GALİPTİR.
    Cevapla
  • Hakan K 12 yıl önce Şikayet Et
    hayal görüyorsunuz. Düzelen birşey yok. Çeken çektiğiyle kaldı. Bugün iktidardakiler kendi çocuklarını istedikleri gibi yurtdışında okuttular. Ve kızımız üniversitesine geri dönse bile çok değil 5-10 sene önce onu okula almayan hocanın gidip dizinin dibine oturacak. Bu hocanın nasıl bir tavır içinde olacağını düşünüyorsunuz. Ve iş zora geldiğinde yine birileri zayıf halka olup başını açacak. Abesle iştigal.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle