Şahap Kavcıoğlu
Şahap Kavcıoğlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Bankacılık sektörü kredi artışı ile büyümeyi tetikler mi?

GİRİŞ 27.08.2019 GÜNCELLEME 27.08.2019 YAZARLAR

Türkiye’nin geçen yıl Ağustos ayından sonra karşılaştığı spekülatif kur ataklarından ve ekonomik saldırılardan en fazla olumsuz etkilenmesi beklenen sektör bankacılık sektörüydü.

Önce bankaların sendikasyon kredilerini döndüremeyeceği konuşuldu, sonra takip oranlarının çok yükseleceğinden bahsedildi. Hatta faizlerin daha da yükseleceği, doların on bin liraya ulaşacağı iddia edildi. Ancak, geçen bir yıllık sürece baktığımızda bankacılık sektörünün bu sınavı çok iyi bir şekilde verdiğini görüyoruz.

Özellikle de kamu bankalarının reel sektöre verdiği inanılmaz destek krizin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Şimdi dengelenme süreci ile birlikte, Türkiye ekonomisi yılın ikinci yarısında daha da pozitif bir görünüme doğru hızla ilerlemektedir. TCMB’nin faiz indirimleri kredi faizlerinde düşüşe neden olurken, bankalarda bu sürece sağlanan likidite imkanlarıyla önemli katkı sunuyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde kredi büyümesine olumlu yansıyacaktır.

Özellikle yılın ilk çeyreğinde kullanılan KOBİ değer kredileri, kredi talebinde etkili olmuştur. İkinci çeyreğin sonunda açıklanan Hazine Destekli KGF kefaleti ile Ekonomi Değer Kredi Paketinin yanı sıra TCMB’nin Temmuz ayında yaptığı faiz indirimi önümüzdeki dönemlerde kredi büyümesinin daha da artmasını sağlayacaktır.

Toplam aktifler içindeki %60’lık payı ile bankacılık sektörünün en önemli plasman kalemi olan krediler, yılın ilk yarısında yıl sonuna göre %6,1 oranında artışla 2 trilyon 539,8 milyar TL oldu. İlk yarıda kredi faiz oranlarındaki yükseliş ve kredi iştahındaki düşüş kredilerdeki artış hızını yavaşlatsa da kamu bankaları kredi büyümesinde itici güç oldu. Kamu bankalarının kredileri 2019 yılının ilk yarısında yıl sonuna göre %10,6 artarken, diğer özel bankaların kredileri %3,7 büyüme kaydetti.

BDDK verilerine göre yılın ilk yarısında TL krediler toplam sektörde %4,81 büyüme kaydetti. Aynı dönemde kamu bankalarındaki artış ise %11 seviyesinde gerçekleşti. İşte bu durumu biraz değiştirmek ve özel bankaları da biraz olsun topa sokmak için, TCMB zorunlu karşılık oranı ve zorunlu karşılıklara ödenen faiz oranlarında değişikliğe gitti.

TCMB’nin yaptığı bu değişikliğe göre; kredi büyümesi %10 ile %20 arasında olan bankalar için TL zorunlu karşılık oranlarının, 1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduat/katılım fonu ve 3 yıldan uzun vadeli diğer yükümlülükler hariç tüm vade dilimlerinde %2 olarak uygulanacağı belirtildi. Ayrıca, mevcut durumda TL cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara uygulanan %13 faiz oranının, kredi büyümesi %10 ile %20 arasında gerçekleşen bankalar için %15, diğer bankalar için %5 olarak dikkate alınacağı ifade edildi.

Yeni uygulama ile ilk aşamada piyasaya yaklaşık 5,4 milyar TL ve 2,9 milyar USD karşılığı altın ve döviz likiditesi verilmesi bekleniyor.

Haziran 2019 rakamlarına göre, canlı ve yakın izlemedeki toplam kredi büyümesi %10-20 referans aralıklarında kalan sadece Kamu bankaları. Özel bankaların tümü şimdilik bu aralıkların aşağısındadır. Dolayısıyla, daha yüksek ZK faizinin kamu bankalarının 2019 yılı kârına olumlu etkisi olacaktır. Kredi artışı %10’un altında seyreden diğer bankalarda ise, faiz düşüş etkisi olumsuz yansıyacaktır.

Bazı özel bankaların yıl sonuna doğru diğerlerinin ise, 2020 ortasında %10 üzeri bir TL kredi büyümesini yakalayabileceği bekleniyor. Sistemin bu oranı yakalayan bankayı teşvik etmesi ise, bazı bankaları daha erken bu orana ulaşmak konusunda teşvik edecektir.

Hem Merkez Bankası bilançosundaki yedek akçenin hazineye devri hem de zorunlu karşılık düzenlemesiyle, bankacılık sisteminin reel sektöre destek verme anlamında kredilerin artırılması için önemli bir kaynak sağlanmış oldu.

Diğer taraftan bu tür olumlu değişikliklerin, yılın ikinci yarısı itibariyle küresel finansal piyasalarda da görülmeye başlandığını belirtmek gerek. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimine gideceği sinyalini vermesi, yurtiçi piyasaları da olumlu etkiledi ve tüm kredi faiz oranlarında düşüş kaydedildi.

Ayrıca, Asya piyasalarından gelen genişlemeci sinyaller de piyasalarda olumlu bir hava yarattı. Yine, şirketler için borçlanma maliyetlerinin düşürülmesine yardımcı olmak ve ticaret savaşları nedeniyle, yavaşlayan ekonomisini desteklemek için Çin Merkez bankasının faiz oranlarında önemli değişikliğe gitti. Ayrıca, kullandırılacak kredilerin reel faiz oranlarını daha da düşürmek amacıyla bu aydan başlayarak kredi faiz oranı için kullanılan mekanizmayı geliştireceğini belirtti.

Genel olarak ifade edilmek istenirse, kredilerin yıllık artış hızındaki yavaşlama üçüncü çeyrekte gelişen bu olumlu değişikliklerle terse dönecektir. Para politikasının sıkılığında yumuşama ve güven ortamındaki iyileşmeyi de düşündüğümüzde, ikinci yarıda kredilerin artışı ile birlikte yıllık bazda %3 civarında bir büyüme oranı görebiliriz. Sonuçta, tüm yılı da %0,5’lik büyüme ile bitirebiliriz.

Yenişafak

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL