Rahatsız genç bir subayın sıradışı portresi
Anna Karenina'daki Vronski'den daha yakışıklı, sarışın, gencecik bir deniz subayımızdı.
Bir alternatif rock müzik grubunda çalışan bayan arkadaşımızın peşine takılmış gelmişti.
Nişantaşı'nda mukim olmamızdan mı, reklâm ajansımızın modern ve çağdaş atmosferinden mi, kendisinin de uzaktan akrabası olan bayan arkadaşımızın sitayişle bahsetmesinden mi kaynaklanıyordu, bilmiyorum.
Ama
Bizi yangında kurtarılacak “ilk malzeme” mesabesinde gördüğü kesindi.
Görmek ne kelime!
Reklam ajansımızda oturmuş, bağrımıza kara hançerlerini saplayacak yobazları gaflet ve delalet içinde beklerken
Veya
Fatih'ten, Çarşamba'dan huruç edecek olan yobazlara karşı, yok mudur kurtaracak Nişantaşılının bahtı kara maderini modunda ağlaşırken
Emir ve komuta zinciri içinde yardıma koşmuşlardı.
Böyle vehmediyordu
Yobazların iktidarından bizi kurtardıkları için minnet duygusuyla dolup taştığımızı zannederek, gazete manşetlerinden ezberlediği o tuhaf cümleyi şappadak söyleyivermişti:
“Her şeyi askerden beklememek lazım ”
Mütekait Orgeneral Çevik Bir'in demokrasiye balans ayarı yapmaya matuf tanklarının Sincan'da arz-ı endam ettiği günlerden sonraydı.
“54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti” psikolojik şiddet ve cebir yöntemiyle ortadan kaldırılmış; elini sallasan ellisinin, “Onu ben başbakan yaptım ” dediği Mesut Yılmaz'a “55'inci Hükümet” kurdurulmuştu.
Gelgelelim, Deniz Baykal “TSK, 28 Şubat sürecinde bir sivil toplum gibi çalışmıştır ” ifadesini henüz serdetmemişti.
Şimdilerde, “Tren Özgürlüktür” teranesiyle trencilik oynayanların, 28 Şubat postmodern darbe trenine “yakıt” taşımak maksadıyla akıl almaz tezvirata imza attıkları günlerdi.
Çarşamba'da sarık avında
Çapa'da 71 yaşındaki hasta bir kadıncağızın başörtüsünün peşinde
Postmodern darbe treni hızla yol alıyordu.
Ve
Bu günlerde “liberal faşist” gibi acayip terkipler üretenler, o günlerde “alçakları tanıyalım” diyerek meslektaşlarını hedef gösteriyorlardı.
“Her şeyi askerden beklememek lazım!” lakırdısını malum zevatın ağzından medyaya taşıyorlar, (çok tuhaftır) kendi milli iradelerine karşı sivilleri teyakkuzda olmaya davet ediyorlardı.
Bizim denizci genç subayın medyanın etkisinde kalarak mezkur vecizeyi terennüm etmesi elbette doğaldı
Doğal olmayan, dahası komik olan
Karşısında, askerden, askerlik yapmasının dışında beklentisi olmayan insanların olduğunu fark etmemesiydi.
Bir şeyler söylemeye çalışınca, “Basite almayın lütfen!” dedi, “Kara çarşaflıların çarşaflarının altında silah taşıdıklarını bilmiyor musunuz?..”
“Ne silahı?” dedim, “Pompalı mı, keleş mi?...”
Ne desem boş!
Medyadan öğrendiği ne varsa tekrarlamaya başladı.
Çaresizdim
Gayet ciddi bir vurgulamayla, “Buradakiler neyse de ” dedim, “İran'dakiler çarşaflarının altında tank saklıyorlarmış.”
“Yaa!..” diye ünlemez mi?
Baktım, kendisini sevdirmekten başka fırsat vermiyor; saraka denizine birkaç kulaç daha attım:
“İşbirlikçi harem ağası uykuda ”
Anlamadım diyen bakışlarla bön bön bakınca, “Puşkin'in bir şiirinden ” dedim, “Şiir sever misiniz?”
“Evet” dedi ve kaşlarını çatarak, medyanın o vakitler milli iradeyi postal korkusuyla sindirme gayesine meze yaptığı Cemal Süreya'nın “Celaliyim / Celalisin / Celali” dizesini okudu.
O zaman anladım ki
Karşımda, “Genç subaylar rahatsız” güruhundan bir “rahatsız” var!
Bak arkadaşım, dedim, bir yobazım ben.
Yobazlarıyla ayakta durur her ülke
Cemil Meriç'in “Bu Ülke”sinden, orta mektep yıllarından aklımda kalan satırları ardı ardına sıralamayı ihmal etmedim tabii:
“Yobazlık Şark'ın nefis müdafaası Yobaz, samimiyet, yobaz kendini bir nassa hapseden idrak; bir nassa, yani sonsuza ”
-
karabeykartal 17 yıl önce Şikayet Etlanet olsun içindeki hasta sevgisine. tabi yıllarca bu ülkeye yayılan mikroplardan etkilenip rahatsızlanan gençlerimiz var ama onalarada allah akıl vermiş hiçmi merak etmezler duvarın arkasını ama tabi siz üstadlarımız bunları sevmek ten kendinizi alıkoyamıyorsunuz (lanet olsun içinizdeki hasta sevgisine) eline diline sağlık.Beğen
-
Yahya Hakan 17 yıl önce Şikayet EtTeşekkürler. Salih Bey Yazında Bahsettiğiniz Ön Yargı Zafiyetimiz Her Yerde Yeşermekte Ve İnsanlar Hakkında Bilmeden Bir Kanaata Sahip Olmaktayız.Ne Güzelde Söylenmiş "Önyargıyı Yıkmak, Atomu Patlatmaktan Daha Da Zor" Diye.Subay Arkadaşımız Da Bu Ön Yargıya Sahip Olarak Bunları Söylemiş Ama Tenkit Ettikleri İnsanları Tanısaydı Daha Olgun Düşünürdü Eminim.Yazınız İçin Teşekkür Ederim. Sağlıcakla KalınBeğen
-
Yahya Hakan 17 yıl önce Şikayet EtELİNE DİLİNE SAĞLIK. Editörün Notu: Lütfen yorumlarınızın tamamını büyük harflerle yazmayınız. Yorum kuralları için bakınız: http://www.haber7.com/haber/20080624/Haber-7-yorumlari-icin-genel-ikazlar.php SelamlarBeğen