Sızmalara dikkat!
Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana yaşadıklarının tamamı, İran Rejimi’nin en stratejik alanlarına sızıldığını gösteriyor.
ABD-İsrail-İngiltere kirli ittifakı, Dini Lider Hamaney’den aşağıya doğru bütün kademelerdeki önde gelenlerini katletti neredeyse.
Dini liderlerini, cumhurbaşkanlarını, savunma bakanlarını, dışişleri bakanlarını, genelkurmay başkanlarını…
En tepeden orta kademelere kadar nice etkili, yetkili insanı...
Devlet’in dokunulmaz isimlerini, mevkilerini dünyadan sildi.
İran’ın kendi içinden vurulduğu, Rejim’e feci “sızmaların” olduğu ortada.
Hırsız içerdeyse, kilit fayda etmez.
Ne kadar güvenlik tedbiri alırsanız alın, savunma imkânlarınızı ne kadar geliştirirseniz geliştirin “sızmalara” engel olamazsanız, kaybedersiniz!
İran’ın karşı karşıya kaldığı gerçek budur.
İran Rejimi ABD-İsrail-İngiltere kirli ittifakının saldırılarına tepki gösteren milyonların desteğini alsa da, en mahrem yerlerine kadar giren “kriptolar” yüzünden günün birinde kaybetmeye mahkûmdur.
Öyle bir haldir ki bu…
En yakınınızdakinden şüphelenirsiniz…
Sızma operasyonlarına engel olmak isterken birçok yanlışa sürüklenebilir, “sadık” insanları dışlayabilir, yerlerine yeni sızmaları getirebilirsiniz…
Devlet içeriden çürümeye başlarsa ve çürük kısımlar sökülüp atılamazsa iş kötüye varır.
Anayasalar devletleri korumaz.
Silahlar çok önemlidir ama ne kadar etkili olurlarsa olsunlar, sızmalar en mahrem yerleri ele geçirmişse işe yaramaz.
Senin silahların sana döner!
Senin imkânların seni vurur!
Biz bunu 15 Temmuz’da yaşadık.
Bizi vuran, bizi katleden kendi silahlarımızdı.
Bizi uçurumun kenarına getiren silahlarımızdı.
Her milli bayramda heyecanla selâmladığımız uçaklarımız, tanklarımızdı.
Sızılan “Peygamber Ocağımız”dı!
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun abideleşen “Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam!” cümlesiyle ifade ettiği gerçek, yıllar sonra karşımızda duruyordu!
*
Biz çok şeyler yaşadık.
Birçok tecrübe edindik.
Yüzlerimizde çile izleri, saçlarımızda acıların düşürdüğü aklar.
Aldanmayı, aldatılmayı, ihanete uğramayı…
Neleri yaşadık neleri!
Bugün bu tecrübelerin ışığında tedbirlerimizi alıyoruz.
Bunca badire atlattık dostlar;
Devlet Aklı'nın aldığı tedbirlerin istiklal ve istikbalimiz açısından ne anlama geldiğini hâlâ anlamayan kaldı mı?
Devletimizin etnik, mezhebi ve dini görünümlü terör örgütlerinin mensuplarından arındırılması için yapılanlar, sınır ötesi operasyonlar, “Terörsüz Türkiye” süreci, Suriye'deki yeni yapılanma, savunma alanındaki dev hamleler, Devlet Aklı'nın bütün kesimleri birlik ve beraberlik ortamına katkıda bulunmaya davet etmesi...
Birçok tedbir…
Bir zihniyet dünyası, “Dün böyle diyordunuz, bugünse böyle!” sığlığı ile yaklaşıyor Devlet’in attığı adımlara…
Çelişki arıyor.
İç politika malzemesi arıyor.
Aklı sıra “Devlet Aklı”nı sıkıştırmaya uğraşıyor.
Bazıları da o zihniyetin anaforuna kapılmış gidiyor.
Sözüm onlara:
İyi niyetle yanlışa yönelenlere:
Aklımızı başımıza alacağız.
Tehlikeli sularda yüzenleri hep birlikte uyaracağız.
Etnisite, mezhep, dini hassasiyetler üzerinden estirilen yalan rüzgârlarına kapılmayacağız; elimize, dilimize, belimize hâkim olacağız.
Şer odakları tarafından terör örgütü haline getirilen sanal medyanın anaforuna kapılmayacağız.
Dünyayı kasıp kavuran, uluslararası hukuku hiçe sayan, ne kadar Müslüman bebek katlederse o kadar çok sevaba gireceğine inanan “Epsteinci kafa” günün birinde bize de doğrudan saldırma niyetinden vazgeçmeyecektir.
Bugüne kadar bin türlü darbeyi, darbe girişimini tezgâhlayan Şer İttifakı'nın bize "doğrudan" saldıracağı güne kadar ne kadar güç toplayabilirsek o kadar güvende olabiliriz.
Dahası ne kadar güçlü olabilirsek o kadar “caydırıcı” olabiliriz.
"Hepimiz aynı gemideyiz." dediğimizde dalga geçenlerin gidecekleri başka yerler, memleketler olabilir ama biz Allah'ın izniyle hep buradayız.
Onun için de birlik ve beraberlik çağrımızı gece gündüz tekrarlamaya devam edeceğiz.
Sızmalara karşı ikaz etmeye devam edeceğiz.
Doğruya doğru demeye, ikaz eden dostlarımıza kulak vermeye devam edeceğiz Allah’ın izniyle.
Boşuna “Manevi Vatan” deyip durmuyoruz…
Boşuna “ille de aile” deyip durmuyoruz…
İnsanoğlu, en güzel değerleri aile ocağında edinir.
Milletine, devletine sadık olmayı…
İstiklâline, istikbaline sahip çıkmayı aile ocağında öğrenir.
Aileyi yaşat ki devlet yaşasın!
Aileyi yaşat ki sızmalar olmasın!
Manevi Vatan’ın zeminini kaydıran “operasyonlara” karşı uyanık ol ki…
En mahrem alanlarına sızılmasın!
Serdar Arseven / Haber7
-
muhammet 9 saat önce Şikayet Etçok güzel yazmışsınız yüreğinize, sözünüze, kaleminize sağlık,Beğen Toplam 2 beğeni
-
BURHANEDDİNRABBANİ 10 saat önce Şikayet EtYüce Yaratıcı benim ULU HAKANIM,ULU LİDERİM,BAŞBUĞUM,HADİM ÜL HARAMEYNİM,HADİM ÜL TÜRKİYEM Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN REİSİME hayırlı uzun ömürler versin de onu DÜNYA LİDERLERİNE ÖNDER,bizim kilere de ÖRNEK kılsın.Durmak durdurulmak yok UÇARAKTA DEĞİL ışık hızı yola devam.O dünya lideridir sadece bizim değil.Onun gibisi daha DÜNYADA yok olamazda.Beğen Toplam 3 beğeni
-
okur 11 saat önce Şikayet Etbelki de gelinler torunlar yada metreslerdir yerleri ifşa eden, yada yatarken başucundan ayırmadığın telefon, akullı kol saati, akıllı tasma, akıllı tv, sağlık kayıtları ve binlercesi. önce aramak araştırmak anlamak lazım.Beğen Toplam 2 beğeni
-
GECE KARTALI 14 saat önce Şikayet EtYav Yatıp kalkıp Allaha dua ediyorum, bu hengamede ya chp iş başında olsaydı inanın Türkiye kendini savaşın tam ortasında bulurdu yani hapı yutmuştuk....Beğen Toplam 12 beğeni
-
ÇOK YAŞA 15 saat önce Şikayet EtO zaman neymiş, ne olduğu belirsiz oluşumlara devlet içinde izin vermeyecekmişiz.Beğen Toplam 8 beğeni