Serdar Arseven
Serdar Arseven
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Niyet ettim kamu personeli olmaya!

GİRİŞ 08.09.2026 GÜNCELLEME 08.09.2026 YAZARLAR

KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür Oturumu’na 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu.

ÖSYM verilerine göre adayların 1 milyon 98 bin 705’i kadın, 609 bin 624’ü erkek!

Müjdeler olsun!

*

Evet, bu sene KPSS’ye başvuran lisans yani dört yıllık üniversite mezunlarının sayısı 1 milyon 708 binden fazla.

Bu rakam 2018’de yaklaşık 1 milyon 176 bindi.

Yani…

Sekiz yılda yüzde 45 civarında artış var.

Araştırmalar, “Kamu mu, özel sektör mü?” sorusu yöneltilen gençlerin çoğunun tercihini “kamudan” yana kullandığını gösteriyor.

Ailelere sorduğunuzda “kamu” diyenlerin oranı iyice artıyor.

Misal:

Eleman.net’in çalışmasına göre, çocuklarının memur olmasını isteyen ebeveyn oranı yüzde 76.

Çok yüksek bir oran bu.

Bir ülkede  “kamu çalışanı” olabilme hevesinin hızla artması iyi bir şey midir?

Hayır, değildir.

Dahası, çok kötü bir şeydir!

Üniversite mezunlarımız bile özel sektörde ya iş bulmakta zorlanıyor ya da bulduğu işi yeterince cazip bulmuyor olmalı ki, kamu bu kadar güçlü bir çekim merkezi haline geliyor.

Bu böyle olduğu halde, üniversiteli sayısını bu kadar arttırmanın mantığı nedir?

Üniversite öğrencisi sayısının katlanarak artmasıyla övünüldüğünü bile işitti bu kulaklar.

Biz buna karşı çıktığımızda…

Aşırı üniversiteleştirmenin artı mecburi eğitimin 12 yıla çıkartılmasının yol açacağı çok kötü sonuçlara dikkat çektiğimizde…

Birileri o çok bilmiş kaşlarını kaldırıyordu “Ne yani, yönetenlerimiz o kadarını düşünemiyor mu?”  diyerekten!

Sonra sonra…

Bizim sesimiz yankılandı, itirazlarımız karşılık buldu.

Sahada gerçekler göründü.

Piyasadan “Usta yok, usta!” çığlıkları yükseldi de…

“Eh, bari biraz azaltalım kontenjanları!” dendi.

*

Her sene 900 bin üniversite, 1 milyon 100 bin de lise mezunu üretiyorsun, bunların çoğu mesleksiz diplomalı!

Buna piyasa mı dayanır, kamu mu dayanır?

Her sene kaç genci alacaksın devlete?

Beş yüz bin, altı yüz bin, yedi yüz bin…

Buna bütçe mi dayanır?

Bunlar zamanında hesaplanmadı mı?

Türkiye’nin hangi bölümde ne kadar mezuna ihtiyacı var, göz önünde bulundurulmadı mı?

Bu işler sağlıklı bir şekilde planlanmış olsaydı, piyasadaki avukatlar avukat, mühendisler de mühendis fazlalığından şikâyet etmezlerdi!

Öyle bir durumdayız ki…

Özel sektör “usta-kalfa” yokluğundan şikâyet ediyor, gençler ise işsizlikten…

Ben bir gün bile “kamuda”  çalışmadım.

Böyle bir arzum olmadı.

Bununla birlikte kamuya kapak atmak isteyenleri de hepten haksız görmüyorum.

Çoğu aile çocuklarının devlete kapak atmasını istiyor…

İş güvencesi, düzenli maaş, emeklilik, sosyal statü…

Devletin birçok avantajı var…

Sözgelimi PLANDEMİ sürecinde özel sektör firmalarının bazıları kapalı kaldı, işverenler, çalışanlar çok zor durumlara düştü ama devlette çalışanlar maaşlarını “evde otursalar” da tıkır tıkır aldı.

Devlet “garanti” sunuyor insanımıza…

Özel sektörde ise sıkıntı çok.

Kağıt üzerinde mesai yapmaya zorlanmak yoksa da…

Patron isterse mecburen yapacaksın!

Özel sektörde patron isterse seni işten çıkartır, bir bahanesini bulur, mutlaka çıkartır.

Devlette öyle mi ya…

Ne var ki deniz bir yerde biter, devlet sonuna kadar alım yapamaz.

Devlet memurluğu bir hak değil, sınırlı bir kamu hizmetidir.

Kamunun görevi her mezunu istihdam etmek değil, temel kamu hizmetlerini etkin yürütmek, adaleti sağlamak ve rekabetçi bir ekonomi için zemin hazırlamaktır.

Her yıl yükseköğretimden çıkan yüz binlerce lisans mezununu kadroya almak mali olarak sürdürülemez; bütçe, verimlilik ve nesiller arası adalet açısından da yanlıştır.

Üstelik bu talep, üniversite tercihlerini de çarpıtır.

Öğrenciler “atanma ihtimali yüksek” bölümlere yönelir.

İş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu beceriler ikinci planda kalır.

Kamu personeli sayısının şişmesi hizmet kalitesini düşürür, bütçeyi zorlar ve özel sektörün büyümesini yavaşlatır.

İhtiyacımız olan; güçlü bir özel sektör, girişimcilik ve ihracat odaklı üretim ve bunları destekleyen bir eğitim altyapısıdır.

“Biz özel sektörü neden gençlerin kamuya tercih edebileceği kadar cazip hale getiremedik?” sorusu da yetkililerimiz tarafından mutlaka cevaplandırılmalıdır.

Yapılması gerekenlere şöyle bir bakalım:

Üniversite kontenjanlarını piyasa ihtiyacına göre gözden geçirmek; staj, çıraklık ve sektör işbirliğini zorunlu hale getirmek.

Çocukları 18 yaş bitimine kadar binalara kapatan 12 yıl mecburi eğitim uygulamasına derhal son vermek.

Süreyi ilk aşamada 8 yıla indirmek!

Okullardaki rehberlik derslerini “boş dersler” olarak görmemek, rehberlik müessesesini işletmek…

Çocukların kabiliyet ve ilgi alanlarını zamanında keşfetmek ve aileleri yönlendirmek!

Gençlere istihdam desteklerini iyice arttırmak, istihdam desteklerini verecek kurumlardaki “beyinleri kravatlı” oranını azaltmak!

*

Bize “zihniyet devrimi” lâzım özetle.

O zamana kadar…

“Niyet ettim, kamu personeli olmaya” der, durur nesillerimiz!

YORUMLAR 14 TÜMÜ
  • Rrrr 1 saat önce Şikayet Et
    Çünkü kendilerini gecindirecek kapasiteye sahip değiller
    Cevapla
  • Gerçek bu 2 saat önce Şikayet Et
    Özel sektör de fabrikalarda kölelik düzeni var,ne çırağın nede ustanın değeri var sonra işçi bulami yoruz diyorlar.Devlet once panronlara söz gecirsin çalışanın gerçekten hakkını varsinler.kendileri deve kazanıyor çalışana kılını vermiyorlar.
    Cevapla
  • MUSTAFa 3 saat önce Şikayet Et
    esnaflık mı yapsın bu zamanda ne yapcak baska
    Cevapla
  • Ülkeci 3 saat önce Şikayet Et
    Özelde çalışanın hakkını vermeyen işveren olduğu müddetçe, işçinin sırtından milyarderliğe varan zenginlikler elde eden ve hak yiyen iş veren olunca kimse özel sektöre girmek istemiyor.
    Cevapla
  • Fatih 3 saat önce Şikayet Et
    Eğitim sistemi yanlış, okullarda üretim odaklı eğitim verilmelidir, aileler çocuğunu üretime dayalı mesleklere öncelik vermelidir.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle