12 Yıl Zorunlu Eğitime Devam!
Aşağı yukarı 17 milyon öğrencimiz ders başı yaptı.
Bir de üniversite öğrencilerimiz var, onlar da 6,5 milyon kişi.
Toplam öğrenci sayımız 23,5 milyon.
Avrupa’nın 45 ülkesinden 35’inin nüfusu, bizim öğrenci sayımızdan az.
Yunanistan ve Bulgaristan’ı üst üste koysanız, üzerlerine de Hırvatistan, Slovenya ve Estonya’yı eklesiniz, bizdeki öğrenci sayısına ulaşıyorsunuz.
Nüfusu bizimkine yakın olan Almanya’da bizdekinin üçte ikisi kadar öğrenci var.
Üniversite öğrencisi bakımından Almanya’yı 2,2’ye katlıyoruz!
*
Müthiş okulluyuz biz.
En uzun süre okuyan, daha doğrusu okula gönderilenler arasındayız.
Ne yazık ki öğrenci sayısının ve öğrenim süresinin uzunluğu eğitime pek yaramıyor.
16 sene yabancı dil okuyup o dilin konuşulduğu ülkenin bakkalından alışveriş yapabilecek kadar lisan bilenlerimizin sayısı malum.
Onca yıl öğrenim görüyoruz ama üniversite sınavlarındaki hallerimiz içler acısı.
2026-YKS’de lise son sınıf öğrencilerinin doğru cevap ortalaması şunu gösteriyor: Aday kitlesinin büyük kısmı, özellikle sayısal sorularda temel eşiğin altında.
TYT’de 40 soruluk Türkçe testinde ortalama 20,5 doğru.
Yani öğrenciler dil ve okuma alanında soruların yaklaşık yarısını yapabiliyor.
Sosyal bilimlerde tablo benzer: 20 soruda 10,2 doğru.
Bu iki test, sınavın görece “iyi” tarafını oluşturuyor.
Asıl kırılma matematikte ve fende.
Aynı TYT’de 40 soruluk temel matematikte ortalama doğru cevap sayısı sadece 6,8. Matematik sorularının sadece yüzde 17’si.
Fen bilimlerinde 20 soruda ortalama 4,3 doğru; başarı oranı yüzde 22.
Durum bu kadar vahim.
Bizde zorunlu eğitim 5 yıldı, önce kesintisiz 8 yıla, ardından kesintili 12 yıla çıkartıldı ama öğrenilen pek de bir şey yok.
Öğrenci sayısının ve öğrenim süresinin de bu kadar fazla olması piyasaya yarıyor, “eğitim sektörüne” büyük cirolar yaptırıyor.
Bu sektör sayesinde inşaat sektörü de iyi kazanıyor ama…
Buradan “Türkiye Yüzyılı”na giden yol görünmüyor!
Herkesi önce mecburen 12 yıl, ardından da kapıları ardına kadar açılmış üniversitelerde 4-6 yıl, toplamda 16-18 yıl eğitime tabi tutuyoruz ama sonuç ortada:
Çoğu “diplomalı mesleksiz” niteliğindeki milyonlar…
Mevcudu hızla artan “iş arayanlar” ordusu.
Mesleksiz diplomalılar ordusu.
Piyasada korkunç bir usta ve kalfa sıkıntısı.
Mecburen ötelenen evlilikler ve her yıl düşen doğurganlık oranı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle her geçen yıl büyüyen “varoluşsal tehdit.”
*
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çok samimi bir devlet adamı.
12 yıl mecburi eğitimin süresini biraz olsun kısaltmak için girişimde bulundu, olmadı, olamadı.
Bir yerlerden dönüyor bu iş.
Oysa…
Eğitim-Bir-Sen’in kapsamlı çalışmasından hem okul idarecilerinin, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerle velilerin neredeyse tamamının 12 yıl mecburi eğitime karşı oldukları sonucu çıkmıştı.
Bakan Tekin de bu sonuca dayanarak bir adım atmıştı ama…
Dediğimiz gibi, olmadı, olamadı.
Bu sistem böyle giderse, iş fena.
“Pansuman” işleriyle bir yere varmamız mümkün değil.
Zamandan borç alan borcunu asla ödeyemezmiş…
Biz milyonlarca gencimizin en kıymetli zamanlarını binalarda tüketiyoruz.
Dün başlayan yeni öğretim yılının hayırlara vesile olmasını dilerken…
“Allah hepimizin yardımcısı olsun!” demeyi de ihmal etmiyoruz!
-
yt43 51 dakika önce Şikayet EtAğzına, diline sağlık üstat...Beğen
-
Hüsnü 59 dakika önce Şikayet EtBir yerlerden dönüyor.NE DEMEK AçıklarmısınBeğen