Yukarı Maldivler!
Bir yere çıkmak istemiyorum.
Özellikle “yüksek” mevkilerde olanları ziyaret etmek gelmiyor içimden.
Çok zenginleri hele, hiç!
Laf çoksa yalan da çok, mal çoksa haram da çok!
Böyle bir ruh hali içindeyim.
Kulların itibar ettikleri koltuklarda oturanlardan kimi ziyaret etsem bunu duyanlardan en az biri arıyor…
“Serdar Bey seni severim bilirsin!” dedikten sonra…
Ziyaret ettiğim kişi hakkında bir dolu olumsuz lâf ediyor.
Kimsenin kimseyi sevmediği, kimsenin kimseye güvenmediği, herkesin birbirinin kuyusunu kazmak için uğraştığı bir toplumda yaşıyoruz.
Hele buralar…
Büsbütün böyle…
Bir meslektaşım hakkında berbat laflar ettiği için arayı bozduğum mühim siyaset adamını, o meslektaşımla kol kola ziyaretler yaparken gördüm geçen gün.
Can ciğer kuzu sarması olmuşlar.
Öyle bir devirde yaşıyoruz ki…
Birbirlerine arsız, hırsız, hatta terör destekçisi diyen kişiler rahatlıkla yüz yüze bakabiliyorlar.
Bir kişi hakkında olumsuz düşünceler besliyorsanız…
Ondan hiç hoşlanmıyorsanız, hatta nefret ediyorsanız…
Bu bakışlarınıza, hareketlerinize yansımaz mı?
“Nezaketen” selam verseniz de suratınızdaki ifade sizi ele vermez mi?
Köprüye geçene kadar ayıya dayı diyebilir misiniz siz?
“Sırat köprüsünden başka” geçmek istediğiniz köprüler mi var ve köprülerin üzerleri hep ayılarla mı dolu?
Sizin oralarda ölüm yok mu?
Hastalık yok mu?
İbret almak yok mu?
Yok!
Ah, Yukarı Maldivler!..
Burada boyunlara kementler, ruhlara zincirler geçirilmiş.
Kafalarda kuyrukları birbirlerine değmeyen en az kırkar tilki ile dolaşıyor birçokları.
Ne kadar çok tezgâh, ne kadar çok ayak oyunu…
Ne kadar az erdem.
Benim canım sıkılıyor.
Söylemek istediklerimin çok azını söyleyebiliyorum.
Söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil.
Ya siz?
Övülenlerle sövülenlerin sık sık yer değiştirdiği ortamların insanı olabilir misiniz?
Oynayabilir misiniz?
Bir kapıya bağlanabilir misiniz?
Bir kapının kulu olabilir misiniz?
Birilerinin adamı olabilir misiniz?
Kula, kullara sonsuz “sadakat” gösterebilir misiniz?
Sadakat!
Ne güzel bir kelime.
“Sadakat” sanılan şey çoğu kez korkunun ya da menfaatçiliğin makyajı.
Bin bir türlü dalkavuklukla hitap edilen güç odağı zayıf düştüğünde ilk hançerleyecek olan da bu “sadakatle” övünen tipler.
Riyakârlığa, omurgasızlığa “sadakat” kılıfını geçirmiş menfaatçi tipler.
Ah, Yukarı Maldivler!..
Burada insan, makamın gölgesinde küçülüyor.
Koltuk büyüdükçe vicdan daralıyor.
Kapıdaki bekçi bile sesinin tonunu koltuğa göre ayarlıyor.
“Hoş geldiniz”in samimiyeti, ziyaretçinin rütbesine bağlı.
*
Buralarda konjonktür, ahlakın en işlek kılık değiştirme merdivenidir.
Merdiveni çıkan, dün sövdüğünü bugün tebrik eder.
Tebrik cümlesinin koltuk altında, dünün dosyaları durur.
Buralarda dosyalar silinmez.
Yalnızca rafa kalkar.
Rafın yüksekliği, koltuğun yüksekliği kadardır.
*
Günün sonunda koltukların hepsi boşalır.
Kapıların hepsi kapanır.
Alkışlar diner.
Kalabalık dağılır.
İnsanoğlu, ömrü boyunca peşinden koştuğu dünyayı bir avuç toprağın içine bırakır.
Ne makam kalır.
Ne servet.
Ne itibar.
Ne de dün uğruna birbirinin kuyusunu kazanların hesabı.
Geriye insan kalır.
Ve insanın, kendisinden başka kimseyi kandıramayacağı bir yer vardır.
Ötesi, bir yaman hesap!
Aşağı Maldivlerle Yukarı Maldivleri eşitleyen gerçek hesap!
-
Lobi 1 saat önce Şikayet EtTeşekkürler Serdar beyBeğen
-
Doğruya doğru 11 saat önce Şikayet EtMevki makamı da sahiplerini de zenginleri de sevmem, artık ahşr zamanda hatta kıyamet asrında mert dürüst insan az bulunduğu için koruma altına almak lazımdır !..Beğen Toplam 8 beğeni
-
Doğruya doğru 11 saat önce Şikayet EtMaalesef at izi it izine karıştı ?!Beğen Toplam 4 beğeni
-
Agah Yılmaz 13 saat önce Şikayet EtTeşekkürler Serdar abiBeğen Toplam 8 beğeni
-
adem caymaz 13 saat önce Şikayet EtDeğerlerin kaybolmaya yüz tuttuğu bir dönemde bu tip konuları kaleme almanız gerçekten çok değerli. Emeğinize sağlıkBeğen Toplam 9 beğeni