Serdar Demirel
Serdar Demirel
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

'Çağdaşlık' orduya da lâzım

GİRİŞ 02.09.2009 GÜNCELLEME 02.09.2009 YAZARLAR

Türkiye modernleşmesinin ideolojik anlamda en başat taşıyıcı kurumu ordu olmuştur.

Cumhuriyeti kuran etkin kadroların önemli kesimi asker kökenli olduğundan, bu kurum kendisini rejimin sahibi görmekte, tasarrufatlarını ve siyaset üzerindeki vesayetini bu zeminde sürdürmektedir.
Ordunun kendisini Cumhuriyet’in sahibi, koruyucusu ve kollayıcısı görmesinde bir mahzur yok gibi gözükse de, aslında var.

Nedenine gelince. Asker, Cumhuriyet’i kime karşı koruyup kollayacaktır? Hârici düşmana karşı mı?
Böyle olsaydı bugün kimse ordunun siyaseti dizayn eden girişimlerinden şikâyet etmezdi. Ya da halktan yeteri desteği alamayan Ana Muhalefet Partisi orduyu siyasi rakibi olan iktidar partisine karşı müdahale etmeye kışkırtmazdı.

Cumhuriyet’i halk yaşatmalıdır. Ama Cumhuriyet’i “irtica ve bölücülük” yaftalarıyla düşman bellenen geniş halk kitlelerine karşı koruma ve kollama derseniz, orada durmak lâzım. Orada çağdaşlığın boyası dökülmeye başlıyor çünkü.

Cumhuriyet sonrası askerin siyasete müdahale etmediği bir dönem olmuş mudur? Bu müdahale askerî darbelerle, muhtıralarla gerçekleşmiştir. Bunun daha soft olanı da, Genelkurmay Başkanı’nın “Kürt sorunu”nu çözmek üzere hükümetin ortaya koyduğu “Demokrasi açılımı”nda olduğu gibi, “Biz bu meselede tarafız” demesiyle icra edilmektedir.

Askerin kendine Cumhuriyet’i koruyup kollama görevini yüklemesi bu kurum içinde çeteleşmenin de önünü açmaktadır. Siyasete güvenleri olmayan, ‘halkı kendi başına bıraksan ya davulcuya ya da zurnacıya kaçar’ anlaşıyışla terbiye etmeyi görev bilen rütbelilerin beslendiği legal (!) zemin de budur sanırım.

Ergenekon dosyalarıyla ortaya dökülenler dehşet vericidir. Vatan müdafaası adı altında Kurtlar Vadisi dizisindeki komplolara taş çıkartacak binbir türlü kanunsuzluklar planlanmış ve çoğu zaman da icra edilmiş.

Medyada yayımlanan telefon konuşmaları bu insanların hukuk tanımadıklarını, kendilerini her türlü kanundan üstün gördüklerini, sahip oldukları ilişkiler ağına güvenleri sebebiyle telefonda bile çoğu zaman rahat konuştuklarını gösteriyor. Bu müstağni tavırlarını, üniformanın sağladığı koruyuculukta aramak gerek..

Ordu bu yapıyı tasfiye ediyor gibi gözüküyor ve fakat siyaset üzerindeki vesayetine de çağdaş demokrasilerde olduğu gibi son vermiyor. Asıl işi olan sınırların korunmasını, bu bağlamda orduyu tanzim ve geliştirme görevlerini, tek görevi bilmiyor.

Güçlü bir askerî yapı, her şeyden önce hukuka bağlılıkla tahkim edilmelidir. Çağdaş demokrasi diyorsanız eğer, bu kaçınılmazdır.

Geniş kesimlerde hâkim olan şu yargı çok mu haksız sizce?

Ordu, çağdaş dünyanın bir üyesi olmanın gereğini, dinî değerlerin siyasete, eğitime, iş dünyasına yansıtılmaması olarak anlamaktadır. Toplumsal hayatta daha az İslâm ve kontrol edilebilir bir dindarlık için de çağdaşlığa vurgu yapıyor. Bir de en gelişmiş silahlarla teçhizatlanmak için tabiî.

Ya çağdaş dünyanın askerin iç siyasete karışmamasına taalluk eden normları?..

Orada çağdaş dünya ve hukuk ilkeleri fazla akla gelmiyor. Darbe anayasasına vurgu yapılarak geçiştiriliyor.
Çağdaş dünya dedikleri hangi devletin ordusu, halkın inanç ve değerlerine göre şekillenen giyim tarzına karışır. Öykündükleri o dünyada hiçbir rütbeli, “Başkomutan” olan Cumhurbaşkanı’nın hanımına kıyafet tercihinden dolayı tavır koyamaz.

30 Ağustos resepsiyonunda halka açılan ordu, başörtüsüne yine geçit vermemiş. Şaşırmadık doğrusu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün hanımına yapılan ayrımcılık nezâketsizliğinin arkasında yatan zihin, ülke adına, ürkütücüdür.

Halka açılırken halkın kahir ekseriyetini görmezden gelmek köhnemiş ideolojik bir tavırdır. Basbayağı siyaset yapmaktır bunun adı.

Başörtülü analardan çocuklarını ülke için feda etmeleri istenirken ideoloji akıllarına gelmez, ama onlara küçük bir iltifat, bir jest göstermeye sıra geldiğinde salt başörtüsünden dolayı bu esirgenir.

Ordu adına bu tür kararları alanlar dayatmacı, değerleri yok sayan ideolojik modernleştirmeci tavırlardan vazgeçmeli artık. Halkının değerleriyle barışık olmayan ve de siyasete müdahale etmeyi görev bilen bir ordu, güçlü ordu olamaz, güçlü ordu olmak için tüm terkizini yapılması gerekenlere istif edemez.

Serdar Demirel - Vakit

YORUMLAR 11 TÜMÜ
  • Mustafa AKKAD 16 yıl önce Şikayet Et
    hükümet bu sese kulak ver!. en ufak bir siyasi açıklamada bulunan subay yargılanmalıdır. orgeneral korgeneral isterki genelkurmay başkanı olsun hiç farketmez. anayasamız değiştirilmelidir. bu yargılanmaların önü açılmalıdır. hemde sivil mahkemeler yargılayabilmelidir bu zatları. askerlik işinin dışında en ufak bir memleket meselesine burnunu sokanlar mahkemelerimizce yargılanıp gerekirse görevlerinden alınmalıdır. başka türlü bu ülkede demokrasi ve hukuk var diyemeyiz ve bu saçmalıkların önüne geçemeyiz. hükümet duy sesimizi!
    Cevapla
  • şükrü ertaç 16 yıl önce Şikayet Et
    Resepsiyonlar Cumhurbaşkanlığı köşkünde yapılmalı,. Davet eden cumhurbşk,ı davetliler başörtülü,başörtüsüz her görüşden insan gelebilmeli isteyende gelmeme özgürlüğünü kullanmalı hatta onlar gelmezse onları oraya tayin eden halk oraya gelebilmeli ötekilerde isterse ETÖ mensuplarını çağırsın isterse ne kadar mason laik vb,lerini davet etsin herkes layık olduğu yere gitmeli..
    Cevapla
  • KADİRUZUNKÖK 16 yıl önce Şikayet Et
    siyasal darwinizm. bir insan dinsiz yaşayabilir,bu laikliğin gereğidir,ama dinsizliğini siyasallaştırdığı zaman siyasal ateistci olduğu zaman çok tehlikelidir,devletin ve milletin bekası tehlikeye girer,siyasal dinsizler parti yoluyla,ordunun içine sızarak,yargıya ve devletin diğer primlerine sızarak güçleniyorlar,devlet siyasal ateizmcilerin kıskacında tedbir alınmazsa ,devleti ele geçirecekler
    Cevapla
  • KADİRUZUNKÖK 16 yıl önce Şikayet Et
    siyasal ateizm,darwincilik. devlet siyasal ateizm olan darwincilerin kıskacında,darwinciler devleti ele geçirmeye çalışıyor,ordunumuzun içine ve yargıya sızıyorlar,siyasete sızıyorlar,içten içten devleti ele geçirmeye uğraşıyorlar,son örneğide,ERGENEKON cular
    Cevapla
  • KADİRUZUNKÖK 16 yıl önce Şikayet Et
    siyasal ateizm. türkiyede ve dünyada en büyük tehlike,siyasal ateizmdir,normal ateistden korkmayın o kendi halinde yaşar gider,AMA ateizmini siyasallaştıran lar çok tehlikelidir,onlar tüm gençleri ateist ve ahlaksız yapmak için devletin tüm kurumlarını kullanırlar,eğitimde darwini dayatırlar,diğer görüşleri yasaklarlar,her kesin dinsiz olması için tüm primleri seferber ederler,c.h.p. siyasal ateizmin odağı yarısından fazlası kurana çağ dışı diyor,ve bu meziyyetiylede toplum içinde açık açık övünüyorlar
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle