Serdar Turgut
Serdar Turgut
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Okullarda akran tacizine dikkat

GİRİŞ 16.05.2009 GÜNCELLEME 16.05.2009 YAZARLAR

Büyük olduğu sanılan yazarların sadece bilinenleri tekrarlamasından ibaret olan, vasatı ancak tutturabilen düzeydeki yazılarının medya programlarında ve internette durmadan ciddi ve önemli yazı olarak sunulmasından bıkkınlık geldi.

Artık Türkiye'nin ciddi meselesi haline gelmiş bu olaya gelecek hafta detaylı olarak gireceğim ama bu hafta sonu 'Büyük ve ciddi' meselelerden kendimi kurtarıp insanları çok daha direkt ilgilendiren ve çocuğu olan her aile açısından belki de en ciddi sorunlardan bir tanesi olan okul yıllarındaki 'Akran tacizi' (Bullying) meselesine gireceğim.

'Akran tacizi'nin Türk okullarında ciddi bir sorun olduğuna dikkatimi ilk çeken değerli bilim adamı ve arkadaşım Dr. Yankı Yazgan olmuştu. Üstelik meseleyi Amerika'dan Türkiye'ye dönmüş bir gencin, Türk okulundan şikayeti bağlamında dile getirmişti. Ben de şaşırıp 'Herhalde Amerika'da akran tacizi meselesinin Türkiye'den daha vahim olması gerekir' diye önyargımı ortaya koymuştum. Meseleye bilimsel yaklaşan Dr. Yazgan ise 'O konuda öyle çok emin olma' demiş ve bana çok önemli gelen bir noktayı daha açmış ve; 'Akran tacizleri olaylarında önemli olabilen bir başka boyut 'Akran tacizi'nin (Bullying) olması değil, bu tür olayların önlenmesine yol açacak mekanizmaların ortada bulunmaması olabilir' demişti.

Yani 'Akranlarının tacizine (Bullying) uğrayan çocuk, bu tacizden illa da psikolojik yara almayabilir ama okulda kendisini koruyacak ve sorunu ile ilgilenen mekanizmaların olmamasından dolayı daha çok yara alabilir' diye açmıştı meseleyi.

Her 'Akran tacizi' diye yazdığım zaman yanına parantez açıp 'Bullying' yazmamın nedeni bu konuda yanlış anlamaların olmasını baştan önlemektir. Çünkü taciz denilince insanların 'Seksüel taciz'i anlama eğilimi var. Burada ise konu edilen çocukların ve gençlerin akranları tarafından sindirilmeleri, korkutulmalarıdır.

Daha çok ilköğretimin üçüncü sınıfından itibaren çok görülmeye başlanan 'Akran tacizi' olayları tabii ki sınıflar büyüdükçe daha da artarak sürebiliyor. Üstelik okul bitince de sona ereceğinin garantisi yok.

Okulda öğrenilen birçok şey gibi 'Akran tacizcisi' olmak veya 'Taciz kurbanı' olmak, o kişi açısından bir hayat üslubu haline gelebiliyor. Dolayısıyla bu konuyu 'Bizim çocuğumuz yok, beni ilgilendirmez' diyerek önemseyemeyebileceklere uyarım: Burada hepimizin geleceğini alakadar eden son derece ciddi bir sosyal problemle karşı karşıyayız.

İletişim Yayınları 'OKULDA ŞİDDET' adındaki çok önemli bir kitabı çıkardı. Piyasada bulabilirsiniz. Yazarı Eric Debarbieux olan kitabın alt başlığı 'KÜRESEL BİR TEHDİT'... Düşünsenize; bu alt başlık bile bize karşı karşıya kalınan olayın ne kadar da önemli ve vahim boyutta olduğunu göstermeli.

Popüler kültür avcılığımın zorunlu bir sonucu olarak Oprah Winfrey'in Amerika'daki televizyon programında son haftalarda nelerin konuşulduğunu inceledim. Baktım ki 'Akran tacizi' (Bullying) meselesi yoğun olarak ele alınmış ve hem çocuğu akran tacizine uğramış velilerle hem de uzmanlarla mesele yoğun bir şekilde masaya yatırılmış.

Hem bahsettiğim kitaptan hem bu tartışmalardan edindiğim bilgiye göre çocuğunuzun okulda 'Akran tacizi'ne uğramakta olduğunu aşağıdaki belirtilerden anlayabilirsiniz. Tabii ki bu belirtilerin hiçbirisi tek başına illa da tacizin var olduğunun göstergesi olmayabilir. O nedenle eğer şüpheleniyorsanız mutlaka okul yöneticileri ve öğretmeniyle, uzmanlarla konuyu konuşun.

AKRAN TACİZİNİN OLDUĞUNUN OLASI BELİRTİLERİ:

- Çocuk aniden içine çekiliyorsa

- Vücudunda açıklanamayan yaralar görüyorsanız

- Okul kıyafetlerinde açıklanamayan yırtıklar oluyorsa

- Aniden okula gitmekten korkar hale gelirse

- Uyku düzeni bozulursa

- Çocuğun havasında (Mood) ani değişimler olursa

- Çocuk aniden okul hakkında pek konuşmak istememeye başlamışsa

- Okula gitmemek için bahaneler uydurmaya başlamışsa

- Kendisine yoğun şekilde yeni arkadaşlar bulmak için çaba göstermeye uğraşıyorsa

- Evde agresif davranışlar sergilemeye, özellikle de kardeşine karşı daha agresif olmaya başlamışsa.

Bunların tümü veya bazıları 'Akran tacizi'nin olduğunun kanıtı olabilir. Anne ve babalar konunun peşine düşmeliler. Unutmayın ki; bu sorun diğer veliler, okul yönetimi, öğretmenler ve uzmanlar işbirliğiyle ancak total çalışmayla çözülebilir.

KIZLARDA AKRAN TACİZİ DAHA DA YARALAYICI OLABİLİR

İçgüdüsel olarak herkesin sanabileceği gibi 'Akran tacizi' sadece erkek çocuk ve gençlerin dünyasına ait olan bir sorun değil.

Kızlarda da 'Akran tacizi' var. Üstelik kızlar 'Gizli taciz'de de bulunabiliyor. Yani hedef olarak seçtikleri kız arkadaşları hakkında söylentiler yaymak veya alay etmek gibi fiziksel olmayan ama kurbanı üzerinde çok daha yaralayıcı da olabilecek sinsi taciz türü kızların dünyasında daha yaygın.

Türkiye'nin bitip tükenmeyen 'Büyük' meselelerine boğulmuş insanlar olarak hayatta çok daha önemli problemlerin bizim üzerine gitmemizi beklediğini de aman sakın ha unutmaya başlamayalım.

Yazımı yine Yankı Yazgan'ın www.yankiyazgan.blogspot.com adresli blog'undan okuduğum bir alıntıyla bitireceğim.

'Şunu unutmayalım: 'Başarısızlık ve felaketlere rağmen hayata karşı güvenlerini sonuna kadar saklayabilen iyimser insanlar, daha çok iyi bir ane tarafından büyütülmüş olanlardır.' (Andre Maurois'ten blogdaki alıntı.)'  

 Serdar Turgut - Akşam
serdarturgut@superonline.com

***

Kitapla ilgili ayrıntılı bilgi için bu link kullanabilirsiniz

YORUMLAR 13 TÜMÜ
  • mehmet 16 yıl önce Şikayet Et
    Polise gerek yok özgüven ver yeter. Hocam ezmek ve ezilmek yeni mesele değil. Okullarda çevresini en çok ezebilenler en itibarlı diğer bir değişle en popüler öğrencilerdir. Okullarda polise filan gerek yok. Şu anda da gerektiğinde bu tarz durumlara müdahele edebilecek kişiler ve mekanizmalar var ama o mekanizmalardan yararlanmak için dışlanma korkusunu yenebilmek gerek. Bence sorunun çözümü namına en etkin çözümün ipucu yazının sonunda verilmiş. Sen çocuğuna gereken manevi desteği vermişsen o kendini ezdirmez! Gerekeni en doğru şekilde yapar.
    Cevapla
  • Hasan Basri 16 yıl önce Şikayet Et
    mehmet Bodur a bir öğretmen olarak kesinlikle katılıyoruım. Eğitim veren öğretimle uğraşan insanların şiddetten uzak durması lazım hem kendisine yapılan hemde 3. şahıslara yapılan.. Ancak şiddetten uzaklaşırsa görevini tam anlamıyla yerine getirir.Eğitimci Polis ....gerçekten harika bir tespit üniversitelerde böyle bir bölüm açılsın ve burdan mezun olanlara polis görevi verilsin. Eğitimci polisin görevi akran tacizi, öğretmen tacizi, veli tacizi vb. gibi vahim davranışları yapanları tespit ederek adelete teslim etmek olsun...Polis değil ama polis yetkisiyle donat.
    Cevapla
  • kemal oğuz 16 yıl önce Şikayet Et
    çözüm okul aile işbirliğinde çözülür. bu işin içinde olan biri olarak hiç kimse tek başına bu işi çözemez.bir idareci bir öğretmen sınıfta okulda baskı kurmaya çalışan problem çıkaran öğrencinin ailesiyle iletişim kuramıyorsa ve öğrenciye verecek elinde yeterli bir bir yaptırım gücün yoksa bu işler çözülmez.
    Cevapla
  • muhammet tanrıkulu 16 yıl önce Şikayet Et
    aslında bu iş basit. Ama ehil insanların elinde olmalı. Ne diyeyim yan. ben hazırlasam eğitim öğretimin önemli starejetik kanunlarını yaparım. Bu arada emekli öğretim ondan diyorum. işin uzmanı yaşayanlardır. bu işler masa başında çözümlenmez.
    Cevapla
  • muhammet tanrıkulu 16 yıl önce Şikayet Et
    Ağzı olan onuşuyor.. Şu an eğitim sisteminde bir öğretmen bir öğrenciyi ezalandıramıyor. Dayak zaten yok disiplin de yok. Çocuk arkadaşını dövüyor ceza yok. ödev yapmıyor ceza yok. Öğretmene karşı geliyor hiç bir yaptırım yok. Ne yapsın öğretmen. Önce eğitim sisteminde davranış yönetmeliğini netleştirmek lazım. Veliler iyi okula çocuk verip cebine harçlık koymakla velilik görevini yaptıkları düşünüyorlar.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle