Ya o korkunç ikna odalarına Kardelen kızları sokulsaydı
Dün nihayet biraz normale dönüldü. Haberlerde Türkan Hanım'ın hayatı anlatılmadı, cenazeden görüntüler tekrar yayınlanmadı. Diyebilirim ki; dün Türkan Hanım sonunda kesin olarak öldü.
CNNTURK'ün sabah sunucusu dün nihayet matemden çıktı ama biraz abartılı çıktı. (Kısa eteğini nihayet giymişti ve programın kapanışında şöyle bir şey yaptı: Ayağa kalktı, eline bir karton süt aldı, kamışı içine soktu ve sütü emmeye başladı. Ben, birkaç gündür pantolon görüntüsünün uyuşukluğuna alışmış olduğum için, ancak o an uyanabildim. Ve bir daha uyuyabileceğimi de sanmıyorum.
Haber programının kalitesini yükseltmek için nacizane bir önerim de olacak. O ayağa kalktığında ekranın altından bant geçirmeyi kesin. Çünkü o bantta yazılanlarla biz hiç ilgili değiliz. Etiyopya'da bu olmuş, Sri Lanka'da şu olmuş, bana ne ya sabah sabah... Şu anda Sri Lanka ile Etiyopya'nın yeryüzünden tamamen silindiği haberi gelse 'Ya öyle mi, çok ilginç'ten ibaret olur tepkim.Yanlış zamanlarda yanlış haberlerle dolu olarak konulan o bantlar programın tüm kalitesini bozuyor benden uyarması...)
Sahte dövünmeleriniz, mahalle baskılarından kaynaklanan abartılı üzüntüleriniz, yanlış anlamakta olduğunuz laiklik gösterileriniz filan biraz bittiğine göre şimdi Türkan Hanım'ın hayatı ile ilgili sakin bir değerlendirme yapabiliriz herhalde. Türkiye'de laiklik sadece bir yaşam stili tercihi olarak algılanıyor. O yaşam stili tercihi içinde özellikle kadınların fiziksel görünümleri ve kılık kıyafetleri ile ilgili tercihler de çok önemli görülüyor. Bunlar gerçekten önemli olabilir ama laiklik bundan ibaret olan bir şey değil. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana laikliğin kavranılışının çıkış noktası bu olduğundan, resmi ideoloji devletin insanların inançlarını nasıl yaşayacaklarını belirleyip zorla kabul ettirmeyi laiklik olarak görmeye başladı.
Oysa laiklik her insanın istediği inancı istediği biçime, kısıtlama olmaksızın yaşama hakkının korunması olmalıydı. Resmi ideoloji baştan yanlış olduğundan o ideolojiye inanan ve ideolojiyi gündelik yaşama yaymakla kendisini sorumlu hisseden 'Cumhuriyetin kızları' bireysel olarak çok iyi insanlar da olsalar, iyi kalpli de olsalar inançlar konusunda hayli faşizan davranabildiler. Üniversiteye gelen türbanlı kızları kapıda kurulan o korkunç ikna odalarına sokarak o türbanı çıkartmaya ikna edeceğini düşünen zihniyetti bu. Türkan Hanım'ın bu uygulamaya açık destek verdiğini söylemiyorum ama fazla itiraz da etmedi. Çünkü türban meselesinin bir kandırılmadan, bir yanlış anlamdan ibaret olduğunu düşünen 'Çağdaş görünümlü Türk kadınları' grubundandı o.
İşte bu yüzden onun Kardelenleri arasında pek türbanlı kız yok. Bursları verenler olmamasıyla da övünüyor. 'Türbanlılara başkaları burs veriyor zaten' diyorlar.
O başkaları da Türkan Hanım da bütün iyi niyetine rağmen toplumda ayrışmaya ve ötekileştirmeye neden olmuştur. Tabii ki kötü niyetli. Bu insanın kalbinin temiz ve iyi olmasıyla ilgili bir konu değil. Bu ideolojinin bizi tamamen teslim alması ve irademiz dışında işler yaptırmasıdır. Cenazeyi laik Türkiye'nin bir gösterisi haline dönüştürenler, Türkan Hanım'ın arkadaşları, cenazeye özel ilgi gösteren TSK ve Deniz Baykal, laikliğe makul bir yeni tanım getirmenin, diyaloğun ve Türkiye'nin önünü açma imkanını kapadıklarını görmüyorlar maalesef. Güzel yaşamış ve güzel işler de yapmış olan Türkan Hanım'ın yaşamının toplumun bir bölümünü ötekileştiren ve yabancılaştıran bir yönünün olduğunu da hatırlamamız gerekiyor.
Keşke bu yanlışlar hiç yapılmasaydı ve keşke Türkan Hanım'ın evinin önünde birkaç türbanlı kız da ağlayabilseydi... Türkiye çok daha güzel bir ülke olmaya gidebilirdi.
Kalabalıklar ne bağırırlarsa bağırsınlar, Türkiye laik değildir ve bu şekilde de kalamayacak. Laikliği yeniden tanımlayacağız ve ideolojiyi Türkan Hanımlar'ın mahalle baskısından temizleyip laikliği Batılı bir şekilde yeniden tanımlayacağız. Belki o zaman ilk defa laik bir ülke olabileceğiz.
Bu zannedildiği kadar zor bir iş değil. Çünkü kendileri üzerine çeşitli oyunlar oynanılan kızlarımız, burslarla bölünenler, sınıflandırılanlar, özgür ortama girdiklerinde, kendi başlarına kaldıklarında kol kola yürüyüp, sevgililerini, hayatı konuşabiliyorlar.
Mini etekli genç kız ile türbanlı kızın kol kola yürüdüğü üniversite kampusu, çağdaş Türkiye'nin asıl yüzüdür. Laikliğin gerçek tanımı da aslında oradadır. Kendisini çağdaş ve modern veya dindar zannedenler çekseler ellerini, aslında makul insanlar kendiliklerinden yapacaklar yeni tanımlarını ve ortaya koyuverecekler. Türkan Hanım kızları sınıflandırmasıyla, tavırlarıyla, seçtiği yol arkadaşlarıyla bu gerçeği hiç anlamadı ve iyi de yapmadı.
Hukuk biraz abartılı üstün olmaya başladı
Bir insanın sabah adliyeye gidip dava sırasını bekleyip, öğleden sonra işine gidip Cumhurbaşkanlığı yapmasını beklemek hayli absürddür.
Başka hiçbir nedeniniz olmasa bile Cumhurbaşkanı'nın yargılanmasını sadece bu nedenle istememeniz gerekmez mi?..
Sabah yargılanıp öğleden sonra işe gidip normal çalışabilmek sadece yazarlara özgü bir yetenektir ve bunun onlarla sınırlı kalması da iyi olur.
Şu DTP'li vekillerin de yargılanmasını ve gerekirse polis zoruyla mahkemeye getirilmesini istemek de yanlıştır. Yani bu basit gerçeği görebilmek için büyük bir hukuk allamesi olunması da gerekmiyor değil mi?..
Hem zaten diyelim ki tüm hukuk sistemimiz bu işlemin yapılmasına uygun olsaydı bile bu yanlışın yapılmaması için başka neden de var. Daha önce bu yanlış uygulamanın yapıldığı dönemde polis zoruyla alınan kadın milletvekili Leyla Zana gibi medeni, sakin bir kadındı.
Şimdikiler ise oynadığı reklamda ekrana doğru terlik fırlatan Seda Sayan tavırlılar. Pek yahşi, pek kavgacılar. Hem de Leyla Zana'dan daha çirkinler.
Ben polis olsam onları almaya filan katiyen gitmezdim. Aksine onları bırakmak için elimden geleni yapardım. Keşke Rojin'i daha sonra milletvekili yapsalar.
Evet hukuk üstündür ama makul da olması gerekiyor değil mi? Hakimlerin, savcıların ve onların gündelik işlerdeki uygulayıcısı olan polislerin bu basit gerçeği anlayıp bir makul zeminde buluşmaları gerekiyor.
Bizim ilgimizi çeken sansasyonel yanlışlar dışında, hukuk yanlışları hayatın her alanına yayılmış durumda. Geçenlerde Mardin'de bir aileye oğullarının şehit olduğu haberi aile karakola çağırtılarak verilmiş.
Türkiye'de karakola davet ve gerekirse polis zoruyla alınma bir töre haline gelmiş durumda. Posta idaresinin ülkenin en iyi işleyen kuruluşlardan bir tanesi olması da bununla ilgili. Çünkü ülkede posta, belayı haber vermek için kullanılmak zorunda. Borcunuz postayla bildiriliyor, dava gününüz ve karakola davet de posta aracılığıyla yapılıyor. O nedenle onun her koşulda etkin çalışması gerekiyor. Türkiye tamamen batsa bile posta idaresi tıkır tıkır çalışır.
Makul olun, Cumhurbaşkanı'nı ve DTP'lileri rahat bırakın. Hukuk yine üstün olacak hiç merak etmeyin. Biraz daha az üstün olsa daha iyi olacak ama bu tamamen başka bir yazı konusu.
Bazılarının yazması yasaklanmalı
Ben yazması yasaklanması gereken yazarlar listesi tutmaya başladım. İçinde AKŞAM gazetesinden de bazı isimlerin bulunduğu bu listeme her gün yeni isimler ilave oluyor. Dün de listeye Okay Gönensin girdi.
Okay'a verin bir gazeteyi tek başına çıkarsın, yayın yönetmeni yapın, onu olamıyorsa yazı işlerini tek başına halletsin. Ama ne yaparsanız yapın, ona katiyen yazı yazdırmayın çünkü beceremiyor.
Serdar Turgut - Akşam
serdarturgut@superonline.com
-
nurten sarı 16 yıl önce Şikayet Etne demeli. cenaze törenini görkemli görkemli gösterdiler kim bilir kaç ağlayana kaç para verdiler. ben çoğunun kendi iradesiyle geldiğinede inanmıyorum.cuma namazına gidersen bursunu keserim diyen birinin cenazesindede aynısı olamazmı. katılmayanların bursu kesilecek belkide maksat şaşa olsunatılır.filan oyuncu bağıra bağıra konuşur.izindeyiz hocamızın diye kaç tanesi o gün istiklal marşı okudu söylermisiniz kaç tanesi bu marşı bize yazanı ne zzaman hatırladı bunlar çağdaş işte daha 100 yıl öncesini bilmeyen körlerBeğen
-
ali yazar 16 yıl önce Şikayet Etstop. başını açtırmak ve odalara sokup telkinde bulunmak ne kadar çağdaş bir yöntem?cevap: amerikanın ırakta yaptığı işkenceyle eşdeğer bir yöntem... herhalde amerika ve yan sanayilerinden çıkmış bir yöntem..Beğen
-
Ahmet sarıkaya 16 yıl önce Şikayet EtMillet Egemenliğine bi MİM (!). Çoğu kişi farkında olmasa da mutlaka şöyle düşünmüştür: " Ya sahi egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir ama neden millet egemen olamıyor?" El Cevap: Çünkü saltanat anlayışına karşı olanlar, aslında gerçekte karşı değildir. Kendisinin, "Saltanat"ın bir parçası olmadığını görünce aklına gelen ilk yol Salatanata karşı çıkıp kendisine yol açabilmektir. Çünkü başka türlü "o kendisi" dediğimiz muktedir olamaz. Kontrolü (saltanatı) eline geçirebilmek için bir yol düşünür.O an aklına, parlak M.egemenlik gelir..:)Beğen
-
mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet Ethukukun üstünlüğü mü yoksa. hukukun padişahlığını ilanı mı? hilafet hukuk alanında geri döndü. biz din alanında bekliyorduk ama hukuk sağ gösterip sol vurdu..Beğen
-
hacı çetin 16 yıl önce Şikayet Etmustafa azaplıya. değerli kardeşim serdar beyde tam senin şikayet ettiğin baskıdan bahsediyor yani ne kimseye zorla baş örtü takalım nede kimsenin zorla başını açalım bırakalım herkes istediği gibi giyinsin ama istediği her yerede girebilsin.ayrıca türkiyede bir baskı varsa oda baş örtülü bayanlara yapılıyor.başlarını açmaları söyleniyor buna kimsenin hakkı yok.Beğen