Serdar Turgut
Serdar Turgut
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Vatanı sevmek üzerine

GİRİŞ 28.11.2009 GÜNCELLEME 28.11.2009 YAZARLAR

Biz Türkler vatanı sevmek söylemini pek sık kullanırız. Neredeyse hayatımızın her yönüne ayar veren duygu vatan sevgisidir. O kadar fazla kullanılmasına rağmen belki de bu yüzden vatan sevgisinin gerçeklikle bağlantısı koparılmıştır, bu sevgi soyuttur çoğumuz için. Vatanı ya uğrunda can verilecek yer ya da 'ötekine' üstünlük taslanılan yer olarak kullanırız.

Vatan sevgisi ne kadar soyut hale getirilirse, insanların hayatlarının normal işleyişi ile bağlantısı koparılırsa, vatan sevgisi bir noktadan sonra milliyetçiliğe hem de saldırgan milliyetçiliğe dönüşür. Saldırgan milliyetçilik, karşı olacağı bir 'öteki' daima bulmak zorundadır, karşı olacağı ve uğraşacağı bir öteki bulamadığı zaman kendisini tanımlayamaz hale gelir. Türkiye'de vatan sevgisi bu yüzden daima ordu gücü ile bağdaştırılır kafalarda.
Gitgide hayatın hiçbir güzel yanı ile yumuşak yönüyle bağlantısı kalmayan vatan sevgisi, insanların hayatını kolaylaştıracak yerde daha da zorlaştırıcı hale getirir.

Askeri güç ile ötekine karşı olmakla belirlenen bu vatan sevgisi kaçınılmaz biçimde saldırgandır. İç politikadaki karşıtlıklarda da dış politikada da kendisini gösterir bu saldırganlık.

Bu konuyu Junichiro Tanizaki'nin 'In praise of shadows' adlı yazısını okurken düşündüm. Bu yazısında Tanizaki klasik Japon evlerinde loşluğun ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Batı aleminin evlerinde parlak ışıklandırmanın ve güneşi ışığını mümkün olduğunca evin içine almanın önemli görüldüğünü vurgulayan Tanizaki bunun aksine Japon evlerinde güneş ışığını dışarıda tutmanın ve evin içinde ışıklandırmanın da mümkün olduğunca az kulanılmasının ilke olduğunu söylüyor. Loşluğun hakim olduğu evde dekorasyon da klasik Japon estetiğine göre yapılırsa evin içinde oluşan gölgelerin her şeyin şıklığını daha da ortaya çıkaracağını vurguluyor. Hele bir de evin içinde mum ışığı kulanılırsa ortaya çıkan ev ona göre bir şaheser olabiliyor.

Bu bağlamda Tanizaki yazısının bir bölümünde eski Japon evlerinde bulunan tuvaletleri anlatıyor. Bu tuvaletlerde seramik kullanılmıyordu tahta kullanılıyordu. Tuvalet evin ana binasından ayrı şekilde konumlandırılırdı. Tuvaletin oturulan bölümünün tam karşısındaki duvar tavandan yere kadar camdı, içeride nefis kokular veren çiçekler tutulurdu ve maksimum temizliğe de dikkat edilirdi. Öyle ki bu tuvaleti kullanan kişi ruhunu temizliyor gibi hisserdi kendisini ve kar yağarken Japon ağaçları ile süslü bahçenin görüntüsünü camdan izlemek bir sanat eserini seyrediyormuş hissi verirmiş insanlara Tanizaki'ye göre.

Tanizaki'nin tuvaletlerden başka Japon yemekleriyle ilgili  anlattıkları da çok ilginçti. Ona göre Japon yemekleri yenilmek için değil asıl seyredilmek için hazırlanırmış. Hazırlanan yemeklerin şıklığını en fazla loş odalar ortaya çıkarırmış. Örneğin geleneksel bir miso çorbasının seramik bir kasedeki görünümü, aydınlık bir odada farklı loş bir odada çok daha farklı olurmuş ve loş odadaki miso çorbası esrarengiz derinliği olan bir sıvıya dönüşürmüş.
Bütün bunları okurken Tanizaki'nin Japonya'ya aşık olduğunu hissetmemek mümkün değildi. İşte benim anlatmaya çalıştığım ve olmasını istediğim vatan sevgisi de bu. Derin bir sevgi bu. Hayatın içinden geliyor. Kafada soyut bir vatan yok, o vatanını tuvaletinde bile hissediyor ve değerini biliyor. Türkiye'de de bu vatan sevgisini yaratmak zorundayız. Yoksa soyutta kalan, ötekine karşı olmakla tanımlanan vatan sevgisi bizleri içte ve dışta kaybetmeye doğru götürüyor. Yerine estetize edilmiş bir hayattan duyulan keyfi ve mutluluğu koyamazsak vatan sevgisi, çekilen acılar ve cefalarla özdeş olursa bir süre sonra insanlar vatan sevgisi nosyonunu tamamen kaybetmeye başlarlar.

Yazısının devamını okumak için tıklayınız...

YORUMLAR 1
  • ismail damar 16 yıl önce Şikayet Et
    E.ASSUBAY. Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır...bu sözleri eyleme çevirip hayatını mesleğine adamış onurlu meslek mensuplarını saygı ve sevgiyle selamlıyorum..emekliassubaylara uygulanan anayasal haksızlıkların bir an evvel düzeltilmesi umuduyla..hak verilmez alınır..saygılar...
    Cevapla