Derviş elbisesi düşünce üstümüzden
Cemaat/AK Parti çatışmasından hoşnut olmadığımı biliyorsunuz. Giderek ortaya çıkan Uluslararası bağlantılar kaygımızı derinleştiriyor. Dini cemaatlerin siyasete angaje olmamaları gerektiğini, bu tip hesaplaşmaların hukuk çerçevesinde kalmasını, taraflarca genelleştirme ve bloklaşmaya gidilmemesinden yana olduğumu defaatle dile getirmeye çalıştım haddim olmayarak. Bu tavrımda son çalıştığım kitabın öznesi Hz. Aişe’nin payı büyüktür, o ne zaman Cemel Vakasını hatırlasa,“keşke evden çıkmasaydım” diyerek ağlamıştır. Onun ağladığı yerde, biz selin taşıdığı çöp parçasıyız. Elimden geldiğince ateşe odun taşımamaya çalıştım. Bir diğer sebep de “akil heyet” deneyimimle ilgilidir. Sözünü kalbini dinlediğim binlerce kişi savaşın hayat karartan siyahlığındansa selametin varoluşu kutsayan aydınlığının değerini öğretti, barışa susamış insanlara verdiğim ulaklık sözü, dokuz yutkun bir konuş dedi bana.
Bu çatışmanın nihai manada mağlubu kimdir? Batini hakikatlere, ruhani dinginliğe, çağın yalnızlığını ve kederlerini teselli edip insanları varoluşun hikmetini işitmeye çağıracak, şükür, alçakgönüllülük ve sevgi hisleri kadar ahireti düşünmeye de sevk edecek dervişane davet ve ikram yoluna hepimizin ihtiyacı varken... Böylesi dünyevi bir kavganın tarafı olmak sadece mezkur Cemaate değil, tümden maneviyata dönük bir malüliyete dönüşüyor maalesef. Zira; siyaset veya sivil toplumculuk, doğası gereği bıçkındır, yarışçıdır, yüksek seslidir, elbiseleri demirden zırhlıdır. Peki ya yakasız derviş gömleği böyle midir? Derviş gömleği, siyaset veya mülkiyet kavgasına girdiğinde dayanamaz, sökülüp yırtılır, düşer... Bu kavganın “dünyevileşme”ye dair radikal sonuçlarını önümüzdeki on yıl içerisinde daha net göreceğiz demek için kahin olmaya gerek yok. Mevcut dervişler, elbiselerini çıkarttılar. Artık avcı olmayan tek kişi yok aramızda!
* * *
Hz. Süleyman kuş dilini bilir idi... Sadece peygamber sadece hükümdar değildi O... Hem insanların hem hayvanların hukukunu gözeten adalet sahibi bir yargıçtı aynı zamanda...
Bir gün huzuruna yaralı bir kuş getirdi yaverleri. Kuş, kanadını bir dervişin kırdığından şikayet etmekteydi. Hz. Süleyman emir çıkarttı, dervişi bulup huzura getirdiler.