Sibel Eraslan
Sibel Eraslan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Duvar yıkılırken

GİRİŞ 25.10.2015 GÜNCELLEME 25.10.2015 YAZARLAR

Mülkleri değil oysa bu ülke. Peki nedendir “avam”dan yana duydukları bunca yılgınlık... Neticede gidip oy vereceğiz. Peki  bunca kaos tellallığı, bunca patlayan bomba, bunca kumpas neden? 

Seçimler yapılmasın diye yardıma çağırmadıkları kim kaldı?  

“Nato Müdahale Etsin”den, “Ordu el koymalı Sıkıyönetim ve darbe koşulları mevcuttur”a... “Bundan sonrası İç Savaştır”dan, Merkel’e yazılmış “Hükümeti taltif etme ihtimalinizden tedirginiz” mektubuna kadar... Tüm siyaset dışı yöntemleri denemediniz mi?

Polis’le darbeyi, Yargıç’la darbeyi, kasetlisini kasetsizini... İnsanların mahrem bildiği tüm değerleri mıncıklayarak, indirmek istediği adamı oğluyla kızıyla vurmaya kalkarak... Her yola başvurmadınız mı?

Taksim’i delik deşik eden vandal işgalden, Cizre ve Şırnak’ı hendeklerle bölüp çevirmelere kadar, yardım TIR’larının yollarını kesip, Türkiye karşıtı tüm dış lobilerin kapısında kul köle olup nöbet tutmalara varıncaya kadar... Zavallı gurbetçilerden kestiğiniz haraçlarla yabancı basına Türkiye elden gidiyor ilanları verdirtip, her fırsatta Türkiye IŞİD ile yandaştır yalanını insafsızca yaymalara kadar... Her yol denenmedi mi...

Nasıl bir nefret bileşkesisiniz siz... Hem siyasi parti değilsiniz, hem de Türkiye’deki siyaseti ancak biz belirleriz dersiniz. Kimsiniz siz?

“Emret Sahip” mantığıyla, kendi ülkesini, içinden yetiştiği toplumu, sanki disiplin kurulu başkanına jurnalleyen ergenler gibi, aşağılık kompleksine, ezikliğe düçar olmuşsunuz. Bir takıntı haline getirdiğiniz o tutkulu nefretiniz maalesef gözlerinizi kör etmiş halde. Siz sadece hükümetten değil... Ona oy vermiş milyonlarca insandan da hoşnutsuzsunuz. Siz sadece Cumhurbaşkanına değil, ona oy vermiş yoldan geçen her iki kişiden birisine de çok sinirlisiniz.

Asabınızı bozan salt “ekseriyet” değil. “Vatandaşlık” hakları. Sadece kendinize has kılınmış zannettiğiniz seçkinliklerin, giderek tüm vatandaşlarca paylaşılan, sıradan hadiselere dönüşüyor olmasıdır kabusunuz... Düne kadar adam yerine koymadıklarınızın giderek sizlerle aynı kamuyu paylaşıyor oluşudur mesela sizi huylandıran.

Ezberleriniz yıkılıyor. Dünün ağır yenilgileriyle sömürgeleştirilmiş toplumlarının, sınırlı sayıdaki zenginleri ve yine sınırlı sayıdaki aydınlarıydınız, rahatlıkla ahkam keserdiniz. Bir sömürge valisi misali, amirleriniz tarafından, toplumla aranıza gerilmiş o ince ipin üstünde ustalıkla salınır dururdunuz. Siz bir arakesittiniz. Galiplerle Mağluplar arasında. Taşradakilerle Merkez arasına çakılmış dikenli teller misali, sınırı hep siz belirlerdiniz. “Ötekiler”, “taşra”, “demode”, “yoksul”, “cahil” olanlar, insafınıza terk edilmişti. En fazla acıyabilirdiniz veya öksürerek empati, diyalog da derdiniz arasıra. Ama. İşte. Bitti! Bu yüzden huzursuzsunuz. Duvar yıkıldı.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN....

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL