“Örtülü” ve “sorunlu”...
Yeni bir kelimeyle karşılaşıyorum son zamanlarda: Sorunlu. “Biraz sorunlu mu bu arkadaş?”... Sorunlu kelimesi, öylesine bir tırnak içi vurgusuyla söyleniyor ki; sanırsınız aniden bir arslan çıkmış da çalıların ardından, alnınıza “panç” diye bir pençe atıvermiş... Pençenin izi, sadece hakkında soru sorulan kızın alnına yerleşmiyor. “Sorunlu olmak” meselesi, dönüp dolanıp hepimizi de içine alan bir öngörüye dönüşüyor...
Örtülü ve sorunlu olmak için ekstradan bir şey yapmanız gerekmiyor. Yani elinizde bir özgürlük pankartı ya da ne bileyim bir itiraz dilekçesi falan tutmanıza da gerek yok. Mesela minübüs kuyruğundasınız ve aradan kaynak yapanlara çıkışıyorsunuz ya da pastanede hesap getiren garsondan ayrıntılı adisyon bilgisi istiyorsunuz, bunun gibi kıldan tüyden günlük yaşam parçaları üzerinden gidiyor olaylar. En son bir tren yolculuğunda yaşadım misal. Dört beş kişilik bir genç kız gurubu, yüksek sesle ve hararetle konuşurlarken, kondüktör tarafından uyarıldılar. Ama kondüktör, uyarmak için örtülü olan kızı tercih edince olanlar oldu. Örtülü kız; “Sadece ben mi konuşuyorum?” diye sorunca, kondüktör lahavle çeker bir edayla, bu sefer yolcular arasında yine örtülü ve fakat orta yaşlı bulduğu beni tercih ederek, “Biraz sorunlu galiba bu arkadaş” diyerek yan kompartımana geçti...
Bunların her birine “tesadüf” veya “öyle denk gelmiş” deyip, geçiştirebilirsiniz belki... Ama ben geçiştiremiyorum. Belki de hakkaten ve cidden ben de “sorunlu”yumdur da ondan... Evet, kısmen doğrudur. Bir sorun var. Ama bu sorun itiraz edenler üzerinden düşünüleceği kadar, uyarıda bulunanlar açısından da değerlendirilmelidir. Yani yıllardır hiyerarşik bağlamda yapılagelen uyarılar, bizim toplumumuzda hep en alttakilerden başlar. Sosyal konum olarak daha yüksekte olanlar (haklarında daha olumlu düşünülenler) uyarıyı diğerlerinden hep daha sonra, daha insani olarak alırlar. Ya da hiç uyarılmazlar...
Oysa suça ve suça teşebbüse mesafe noktasında hepimiz birbirimize denk durumdayız. Yani başı örtülü bir kişi ile başı örtülü olmayan bir kişi arasında kural çiğnemeye has bir yatkınlık yok. Veya hukuk dediğimiz ve görgüyü, örfü de içine alan o geniş kültür, insanlar arasında cins veya giysi ayrımı yapmadan varolabildiği sürece “adalet” anlamına kavuşacaktır...
“Sanki haklarınızı elde ettiniz de bir de görgüden bahsediyorsunuz” diyenler olabilir. Mesela, hastalarını giyim kuşam sebepleri üzerinden hakaret ederek hastaneden uzaklaştıran doktoru düşünelim... Burada ilk itiraz edeceğimiz şey elbette hukuksuzluktur. Ama asıl keder verici olan, hukuksuzluktan daha fazla iz bırakıcı olan şeyse, düpedüz görgüsüzlüktür.
Yani yıllardır verdiğimiz insan hakları bağlamındaki mücadele, evet açık ve net bir hukuk kavgasıdır ama onun da temelinde bir görgü sorunu ile karşı karşıya olduğumuz açık... Meselenin bu yüzü hiç tartışılmadı şimdiye kadar.
-
Haklar mücadelesinin rutinleşmesi, başörtü yasaklarının kırk yıldır devam ediyor oluşu, insanlarda ister istemez bir “normalleşme” eğilimine yol açıyor. Yani giderek yasak da yasağa karşı verilen hukuki mücadele de fikse ediliyor, kafalarda bir öngörü olarak yerleşiyor. Yasak da itiraz da kanıksanıyor. Çözümsüzlük ise, başı örtülü kadınları, “sorunlu” hale getiriyor. Yani bir tür “toplumsal engellilik” gibi... Bundan sonrasında ise, tıpkı engellilere has pozitif ayrımcılık paketleri sunan şirin hareketler doğuyor. Evet yasak var, öyleyse ne yaparız? Bu “sorunlu kardeşlere” bir alan açarız. Yani bu iyiliksever düşünceyi de elbette yabana atamam, sağolsun bu konuda kafa yoran, mesai veren insanlar var... Var da ardından gelen “diyet ödemesi” bir hayli katmerli... “Bunca yasak arasında, kendilerine şu kadar koridor açmışız, ama hâlâ ukalalık yapıyor bu arkadaşlar” deniyor. Kısacası, hem rijit seküler blok hem de muhafazakar kesim, örtülü kadınların “sorunlu” oldukları konusunda çoğu kez hemfikirdir. Tek işim buna itiraz etmek değil. Konuyu anlamak için cidden çaba sarfediyorum. Yani “sorun” nerede? Cidden nerede?
Haklar mücadelesi ve yasaklarla geçen yıllar, örtülü kadınları diğerlerine göre daha hassas kılmıştır doğru. Hatta hemen her günlük tavrı, kendilerine dokunulmak üzere konuşlanmış bir tür hak gasbı şeklinde algılama şüpheciliğine de itilmiş olabilirler, buna da pay bırakabilirim... Bizlerde bu tür bir refleks oluşmuş, uzun yıllara dayalı yasaklılık sürecinde yerleşik ve zaman zaman asabi hale de gelmiş de olabiliriz... Ve bahsettiğim tüm bu şeyler, her şeyden önce insanidir. Bir kedinin kuyruğuna iki kez bastığınız zaman bile bu böyledir, diğer zamanlarda uzaktan geçişlerinizde bile kaçacak bir masa altı veya korunacak bir köşe arar. Bu; hayatta kalmakla ilgili, sağ salim durabilmekle ilgili bir korunma mekanizmasıdır...
Ama bir de “uyarı” ve “eleştiri” cephesinin bilinçaltına da bakmak gerekir. Yani hiyerarşi, niçin hep en altta olduğu farz edilenlerin üzerinden konuşmaya başlar? Ya da örtülü kızların “çok fazla konuşuyor oluşu”, “sorunlu” halleri, zihnimizdeki hangi önkabulleri sarsıyor? Onların dine ve dolayısıyla sabra, iyiliğe, fazilete atıf yapan örtülerinden dolayı mıdır, konuşmalarından duyduğumuz rahatsızlık?
Uzun yıllar ya “fitne” ya da “kıyamet alameti” olarak algılanan kadınlar, şimdi bir de “sorunlu” sosyal gurup olarak algılanır hale geldi... İşin tuhafı, bu üstü çizik cins; sizlerin annesi, kızkardeşi, evladı, karısı, komşusu, arkadaşı, halası, teyzesi, ninesi, öğrencisi...
Geçen gün bir Üstad, şakayla karışık; “Ooo hoş geldiniz, mızrağınızı da şöyle koyunuz, buyurun” diye latife yapınca aklıma geldi. Ben de az değilim: “Bu mızrağı sığdıracak çuval bulamadım, kusura bakmayın” deyiverdim... İşte: İnsan durup dururken sorunlu olmuyor’a bir örnek...
Sibel Eraslan - Vakit
-
LAZKIZI 17 yıl önce Şikayet Etsorununuz sadece başörtüsümü yoksa islammı siz kaç kişisiniz???bu soruyu soranlar sahı sayınız belı. öncelıkle sibel ablama tşk ederk satırlarıma başlamak istıyorum,asıl sorunlu bu kelımeyı sarfedenlerdir şayet sorunlu olmasalardı göruntuye taklıp kalmazdılar ve kişiyi diş görünüşüyle degerlendırmezdıler bizler rahatız çok şükür kımseyle sorunumuz yoktur sorunlu olanlar bu sorunları için gereklı yerlere başvurabılırler yoksa bu psıkolojıyla yaşanmaz kendılerını bıtırıylar sayıları azalıyy gun be gün:):):)Beğen
-
selim 17 yıl önce Şikayet Etneymiş baş örtüsünün amacı. bekir şahin yazmış ailesinde hiç başı açık yokmuş, ama memur da öğretmende üniversite öğrenciside hemde başı kapalı olarak varmış... biz şimdi onların başlarını nasıl kapattığını merak ediyoruz. baş kapatma şekilleri onlara saygı gösterilmesini sağlıyormuş. bu örtünme islama uygunsa gerçek amacı dışında örtünme nasıl oluyor bunu şekle bakarak mı anlıyorsunuz? sizin beğenmediğiniz örtünmenin amacı neymiş ve riya nasıl oluyor? anlatında anlayalım.bu devirde farzlara riya nasıl giriyor? zor olan sizce hangisi?Beğen
-
Erdoğan AYDIN 17 yıl önce Şikayet EtBir eleştiriye bir eleştir!. Sayın Eraslan'ın yazısı içten bir yazı ve konuya farklı bir yaklaşım tarzıdır, insani bir yaklaşımdır. sayın Engin Temiz adlı kişinin yorumu ise kendi çevresindeki insanları tanımaktan aciz olduğunun kanıtıdır. Eğer üniversite okumuş olsaydı, veya okuduysa başı kapalı bir arkadaşı olmuş olsaydı aynı yorumu yazabilecek miydi acaba...!? Olaylara insani açıdan da bakmaya çalışalım, eğer içinizde art niyetyoksa ve tabii nsanlığınız kaldıysa...!Beğen
-
tugba 17 yıl önce Şikayet Etbaşörtü.. bende başörtülüyüm lise öğrencisiyim ama başörtüsü olmayan kardeşlerimede saygı duyuyorum bizi ezmeye başörtüyü kaldırmaya çalışanlarda karşıyım sonuna kadar.çünkü benim bu başörtüyü takmamın bi sebebi var boşuna değil ve ayrıca okuma hakkımda var bunuda kimse engelleyemez ben ve diğer kardeşlerimide tabi.SİBEL ARSLANA da böyle bir yazı yazdığı için teşekkür ederim..Beğen
-
engin temiz 17 yıl önce Şikayet Etevet yazınızdaki tesbitler.... ...gerçekten yürekten katıldığım noktalardır. evet sizi anlıyorum,benim ailemde de ne bacım ne anam "yasaklanan tarz bir örtüye sahip" ama ben bu yasaklara karşı , bu tarz tutum ve davranışlara karşı, ciddi anlamda hassasım. insanları örtüsüyle de "normal insan" olarak görebilmeye çalışmalıyız bütün mesele bu. Size kilit bir cümle önereyim mi toplumda sizi kilitlemeye çalışan ortamlarda: "Ben Atatürkçü bir insanım" derseniz, size kimse elleşemez ;)Beğen