Sert kayaya çarpmak...
Tutuklu bir avukatın bürosunda elegeçirilen yeni darbe düzenleme belgesi, bu kez sert kayaya çarptı. Neden mi sert?
Çünkü bu gına getirici darbe senaryoları ister gerçek isterse gerçek olmayan bir belgeye dayansın, artık hiçbir çevreden destek bulamıyor da ondan.
CHP’den MHP’ye kadar tüm siyasal partiler, bu akıl dışı metnin kim veya kimler tarafından kaleme alındığını ve sorumluların hukuk karşısında hesap vermeleri gerektiğini söylüyorlar. Barolar, hukukçular, sivil toplum örgütleri ve köşe yazarları da belgeyi demokrasi karşıtı bulduklarını deklare ediyorlar, belge gündeme düştüğünden beridir okuyorsunuz.
Bundan sonraki aşamalar ne olursa olsun, başta AKParti’nin ortaya koyduğu kararlı ve aynı zamanda sağduyulu tavır, sadece bir partinin değil, ülkemizdeki demokratikleşme serüveninin kendine güvenini ifade ediyor...
Yazımın başına “sert kaya” benzetmesini bilinçli olarak koydum. Zira darbe planlamasına dair belgenin hedef aldığı AKParti ve Gülen Cemaati, aslında geçmiş izlekleri de takip edildiğinde asla “sert”leşme taraftarı olmamış yapılardır... Ama tıpkı jeolojideki kayaların sertleşmesi pratiğinde olduğu gibi, her iki yapı da cumhuriyet tecrübemiz içinde nice önemli badirelerden sonra bugünlere geldikleri için, biz onları başından nice fırtına, yıldırım, sel baskını geçtikten sonra coğrafi bir karara ulaşmış “sert kaya”lara benzetmekte haksız değiliz... Her ne kadar, herhangi bir bağımız yok dense de AKParti’nin pek çok müntesibi geçmişte Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet Partilerinin hukuk dışı bir şekilde kapatılmasını yaşamış kişilerdir. Keza Gülen Cemaati için de benzer izlek işletilebilir, Bediüzzaman’ın ve Demokrat Parti’nin yaşadıkları çok da geçmiş zamanlara ait olmayan deneyimlerdir... Bu ağır tecrübeler, elbette sadece iki hareketin zemini için değil, ülkedeki tüm siyasi görüşler ve sivil hareketlilikler adına önemli tecrübelerdir...
AKParti’nin kapatılma davasındaki iddianameyi hatırladım son ele geçirilen darbe belgesiyle. İddianamede “milli görüş” ve “Gülen cemaati” olarak işaret edilen iki kesim, bugün tartıştığımız darbe belgesinin de hedefine oturduğu için, insan ister istemez “kapatma davası ile son andıç belgesi arasında bir ilgi var mı acaba?” diye düşünüyor. Yani serbest ve yasal seçimlerle altedemediğimiz bir siyasal görüşü, parti kapatma davası ile devreden çıkarabilir miyiz saplantısıdır bu... Davayla kapatamadığımızdaysa psikolojik harp açarız ve kurguladığımız senaryolarla hedefteki kurum ve yapıları gözden düşürürüz hesabı açıkça sırıtmaktadır...
AKParti kapatma davasından bugüne işleyen süreci, 28 Şubat’ta yaşadıklarımızdan ayıran en önemli durumsa, şüphesiz Fethullah Gülen Cemaati’yle ilgilidir. Bir parti kapatma davasında, partiyle ilgisi olmayan bir cemaate niçin gönderme yapılır? Bunun nedenini niçinini başka bir yazıya bırakalım ama neticeye baktığımızda Gülen Cemaatinin AKParti ile birlikte hedefe oturtulmuş olması ciddi bir taktik hata işletmiştir darbesever cenaha...
Sanırım darbeseverler, işlerinin 28 Şubat’taki kadar rahat işleyeceğini düşünüyorlardı. Hatırlasanıza yapayalnız bırakılmış Refah-Yol Hükümeti günlerini... Yorgancılardan kebapçılara kadar herkes fişleniyor, Batı Çalışma Gurubu sokaklardan insan toplatıyor, kadın bakanı yağlı kazığa oturtmakla tehdit ediyordu... Ediyordu da herkeste bir suskunluk, bir rıza bir rızadır gidiyordu...
Ama bu sefer böyle olmadı... Özellikle Gülen Cemaatine yakın medya guruplarının işi yakın takipleri, darbeci zihniyetin maskesini düşürmede gördüğünüz gibi çok etkin rol oynuyor.
Hem sağ hem de sol cenahtan geçmişte 28 Şubat’ı sessizce seyreden pek çok yazar, bugün darbe karşıtı cesur yazılar kaleme alıyorlar...
Tüm bu pozitif hareketlilik, neticede demokratikleşme serüvenimiz için önemli bir kazançtır. Bazen bize şer gibi gözüken durumlar, sabır ve kararlılık gösterdiğimizde hayra dönüşüyor.
Sibel Eraslan - Vakit
sibeleraslan@hotmail.com
-
Adem Beşer 16 yıl önce Şikayet EtTeşekkürler. Bizim(!) mahallenin hem kendi hem yüreği en güzel kalemlerinden Sibel Abla'ya çok teşekkür...Beğen