Dün Sağ - Sol'du bugün Türk - Kürt
Derin cetvel, hepimizi yeniden ölçüp biçmeye başladı. Dün, adaletsiz sistemi değiştirmek için vardı solcular, onların karşısındaysa, devleti komünistlere mi bırakacağız diyen sağ kesim...
Gençler birbirleriyle kıyasıya çarpışırken, kimse onların yitip giden gençliğine, sönen hayatlarına aldırmadı... Sonra da tüm bu tabutlu, kahırlı, kurşunlu siyah günlerin üzerine bir sünger çekildi. Süngeri çekenler, masanın üzerinde ne varsa silip, çöpe attı. Kim sağcıydı kim solcuydu bakılmadan, gençlerin bir kısmı asıldı, büyük bir kısmı, mahpushanelerde olmadık işkencelere maruz bırakıldı. Geride kalanlarsa, yani biz o günün çocukları ve genç olmayan büyükleri... Her günü hazırolda ve marşlarla, talim terbiye edilerek geçirdik... Ölen öldüğüyle kaldı. Bizi bize kırdırdılar... Biz, hem sağcı hem solcu gençleri, öldüler de rahata erdik tepkisizliğiyle bir an evvel unuttuk... Ne kötü günlerdi...
Bir benzerini yaşıyoruz bugünlerde...
Derin cetvel, hepimizi yeniden ölçüp biçmeye başladı...
Bu sefer sözkonusu olan, sağcılık solculuk, ülkücülük komünistlik değil... Bu sefer daha dar, daha biyolojik, daha kaderle ilgili bir şey... Dolayısıyla daha bir içinden çıkılmaz her şey... İnsan, kendi genetiğini, anne babasını, doğduğu diyarı, atasını, soyunu sopunu değiştirme imkanına sahip değil çünkü... Bu sefer hedeflenen, bizleri daha dar ve fasit bir dairenin içine hapsetmekle ilgili... Hangimiz Türk, hangimiz Kürt’üz... Mesele buna kadar indirgendi... Türk veya Kürt kökenli olmak, potansiyel suçlu olmak gibi neredeyse birbirimizin nezdinde...
Kurgulanan toplumsal sürtüşme, adeta bir sinir harbine dönüşmüş durumda... Bunun, sokaktaki adamın ajandasına nasıl düşeceği konusu, hepimizin geleceği ile ilgili aslında... Sertleşme, ayrışma, düşmanlık, korku ve nefret, sokak aralarında cisimleştiğinde, önü alınmaz bir kaygı doğuyor... İşte psikolojik harp kurgucularının özenle büyüttüğü zehirli bahçe de bu olsa gerek...
Sadece Meclis’te geçmiyor kıran kırana laf yarıştırmaları farkında mısınız? Birbirine bağırmaktan sesi kısılanlar sadece partililer değil... Küsülü olanlar da liderler değil yalnızca... Nasıl bir kimya bozgunu ise... Artık sokakta yürüyenler, pazarda alışveriş edenler de birbirlerine her an laf çarpmaya hazır, küskün birer barut fıçısı gibi... Geçen gün kestirmeden gideyim diye saptığım sokakta epey kalabalık bir topluluğun içine düştüğümde, “eyvah eylem ya da gösteri var” diye düşündüm. Hemen zihnimdeki şablonlar matematik kesirler gibi işlem yapmaya başladı. “Burası Kürtlerin çok olduğu bir mahalle, kesin Kürtler’dir eylem yapacak olanlar” derken, sokakta boydan boya asılı MHP bayraklarını görünce, zihnimdeki işlemleri geri silerek bu sefer de; “eyvah kesin ülkücüler eylem yapıyor, şuradan bir an evvel kaçmak lazım” derken buldum kendimi... İçimdeki savaş aritmetiğini üçüncü kez sildiğimdeyse, eylemci zannettiğim erkek kalabalığının yaş ortalamasıydı dikkatimi çeken, “çok şükür ki yaşlı amcalardı”, yani herhangi bir siyasi eyleme iştirak etmeyecek cinsten, paltolu, kasketli, kederli amcalar... Bir de baktım ki aralarında korka korka yürürken, yolum bir camii ve önündeki tabuta dayandı... Ah, cenaze varmış meğer ki... İki polis otosu ışıklarını yakarak kapıya dayamışlar, onlar da kalabalığı rasat etmekteydi... Zihnimdeki matematiği dördüncü kez ve kendime kızgınlıkla sildim... “Ne var yani, insanlar toplanıp bir araya gelemezler mi? Demokrasi yok mu bu ülkede, demokratik haklarını kullanarak gösteri yapamazlar mı, imza toplayıp basın toplantısı tertip edemezler mi?” Diye sordum kendime... Kendimi ayıpladım.
İnsanın kendisini korkarken yakalaması ne feci bir tecrübe... İşte derin cetvel, böyle böyle kazanıyor dedim kendime... Sebepli korkulardan sebepsiz korkulara doğru giderken, kendimizi üretilmiş ve sahte kaygıların eline teslim ediyoruz... Dün aynı mahallede yaşayan çocuklar sağcı-solcu diye vurmaya başlamışlardı birbirlerini... Her iki taraf da birbirinden korkmaktaydı... Birbirini hayati tehlike olarak görüyorlardı. Oysa yan yana asıldılar, yan yana işkence görüp, yan yana yattıkları cezaevlerindeki ranzalarında ömür tükettiler...
Şimdi benzeri bir oyun yeniden tezgahlanıyor...
Bizi bize kırdırıp, binbir komplo üzerinden, olağanüstü durum çıkarmak isteyenler, avuçlarını ovuşturarak bekliyorlar bağ bozumu vaktini adeta...
Sebepli sebepsiz demeden korkumu sonlandırmak için, durup dururken, bir bakkala alışverişe girdim, telefon kulübesinin önünde bekleyen kıza yol sordum, tarif etti bana elinden geldiğince... “Birkaç sokak ötede oturuyorum, komşuyuz sizinle” dedim. Oğlu hastaymış, sağlık ocağına götürecekmiş... Onunla ayaküstü laflarken, zihnimi ele geçirmek isteyen tüm aritmetik cetvellerini kaldırıp attığımı fark ettim...
Konuşmak ve tanışmak... Gerçek gerçeğe. Yüz yüze. İnsan insana... Belki de ihtiyacımız olan şey çok basittir. Birbirimizin küçük ama hakiki hikayesine kulak vermek gibi.
Sibel Eraslan - Vakit
sibeleraslan@hotmail.com
-
mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet Etyüz yıl boyunca alevi sünni çatışması için de çalıştılar. ama bunu başaramadılar. yakında islam gerçeği türk kürt kardeşliğini de perçinleyecek ve masonlar, ergenekon, pkk yenilmiş olacak.Beğen
-
yuzyil oldu 16 yıl önce Şikayet Etbaşarılar... bilgilendirici yazılarınızı zevkle okuyorum.devamı dileğiyle..son kitabinizda harika idi ..selamlar..Beğen
-
hasan gülay 16 yıl önce Şikayet EtIRKÇILIK KÖTÜ HASTALIKTIR. Çanakkale de düşmanlarımızı denize dökünce düşmanlarımız biz türkleri içerden yıkacağız demişlerdi.maalesef içimizden bir güzel yıkıyorlar.yıllarca sağ sol belası ile bizim gelişmemizi engellediler. o bitti türk kürt ayrımı yaparak/yaptırarak bizleri hep nesne olarak kalmamızı sağlamaya çalışıyorlar.özne olabilmemiz için onların tuzağına düşmemeliyiz.şunu belirtmekte yarar var ırkçılıkŞEYTAN İŞİPisliktir. bu hastalığa tutulmamak lazım.Beğen
-
ömer süt 16 yıl önce Şikayet Etaynı saftayız. malesef sibel hanım sanki elimizde her an tetige dokunacakmışız gibi silahlar elimizde tedirginiz ne olduda bizlere bir birimizden soğuduk halbuki namaz kıldıgım cemaatte canım ciyerim arkadaşlarım giresunlu manisalı tırabzonlu bursalı türk kardeşlerimle sıkı sıkıya aynı safı paylaşıyorum aynı kıbleyi aynı kaderi rabbim aramıza nifak tohumları eken şeytanları islah eylesin aminBeğen