Sibel Eraslan
Sibel Eraslan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Savaş isteyen kadınlar...

GİRİŞ 18.03.2010 GÜNCELLEME 18.03.2010 YAZARLAR

Bu seneki Oscar Ödülü’nün bir kadın yönetmene verilmiş olması herkeste bir memnuniyete sebep oldu.

Ne ki Kathryn Bigelov’un ödül gecesi yaptığı konuşma, tam bir faciaydı... Zira Bigelov, ABD ordusuna methiyeler düzdüğü gecede, Irak’ta ve Afganistan’da “barış ve demokrasi” adına işlenen cinayetlerden iftiharla söz etti...

Oysa Oscar Ödüllü kadın yönetmenin övgü dolu bu militer teşekküründe milyonlarca ölü insan, katledilmiş çocuk, haritadan silinmiş nice köy ve kasabalar var... Bunları bilmiyor olması imkansız. Fakat; resmi ideoloji dediğimiz şey, biraz da böyle bir şey... Demek ki ödüllü olabilmenin yolu, ulusal ve uluslar arası politikayla uyumlu olmak, kadınların sanat anlamında kabulü için önemli bir etkenmiş...

Oysa kadın kalbini vicdani noktada hep daha uyanık ve dünyaya barışı ve adaleti talep etme konusunda daha atak bulmuşumdur. Peki bu tezat niye?

Sanırım politik güç algısı, kadın ya da erkek farketmez tüm zihinleri benzer bir şekilde etkisi altına alabiliyor. Ne ki; sinema gibi küresel bir gücün aktörü olan kişilerin bu şekilde savaşkan bir dil üzerinden yürümesi cidden bir şanssızlık...

Kadınlar yönetimde daha aktif olsa, savaşlar daha az olur, daha az bomba atılır, gözyaşı diner diyerek tekrar ettiğimiz özdeyiş... Demek ki arkası pek de dolu olmayan bir temenniymiş... Bigelov’un hepimiz için bir hayal kırıklığı olduğunu söylemeliyim...

11 Eylül sonrası dünyada hakim olan islamofobinin yapılandırılmasında kadınlar da ne yazık ki en az erkekler kadar aktif rol aldı. Halen, gerek medyada gerek sanat dallarında savaş fikrine hizmet eden kadınların sayısı oldukça yüksek...

Oysa savaş en çok kadınları vuruyor. Çocuklarının tabutlar içinde hayata veda etmesi hangi kadını memnun edebilir ki?

Halbuki “demokratik açılım” gibi ülkemizin en mühim kültürel hukuki meselesi de “annelerin gözyaşı dinsin” gibi bir temenni/teze dayanıyor. Açılımın en önemli aktörleri olarak her tarafın anneleri ön plana çıkartılıyor... Kadın ve anne formu, barış için önemli bir katılım anlamında... Ve fakat kadın ve anne olmanın, bazı kereler adeta yemine dönüşmüş yas ve ağıtlar üzerinde de ciddi oluşumlara sebebiyet verdiğini biliyoruz.

Hasılı kelam, kadınlık ve annelik hangi yönden bakarsanız bakın önemli bir güçtür...

Kathryn Bigelov’u, savaş ve katliamları onaylayan ve yücelten konuşmasıyla dinlerken, anneliğin ve kadınlık bilgisinin ülkede ve yeryüzünde barışın hizmetinde olması gerektiğini düşündüm... Ama bu konuda samimi niyet gerekiyor. Yani kadın olmak kurtarmıyor kimseyi, barış ve adalet sözkonusu olduğunda...

Sibel Eraslan - Vakit
sibeleraslan@hotmail.com

YORUMLAR 1
  • mehmet tokat 15 yıl önce Şikayet Et
    İÇİMİZE BAKALIM, HALA İŞKENCE YAPANLAR BELGE BUHARLAŞTIRIYOR. ama devlet, yargı, kurumlar, hükümet, meclis, muhalefet, ordu seyrediyor buharlaştırma yapanları. önce kendi kapımızın önünü süpürelim sonra dünyaya bakalım. ERMENİ TASARISINI KABUL EDENLERİ ELEŞTİRİYORUZ AMA İŞKENCE RAPORLARINI BUHARLAŞTIRANLARA Bİ ŞEY DEMİYORUZ.
    Cevapla