Sibel Eraslan
Sibel Eraslan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Hüzün ve teessür

GİRİŞ 04.01.2012 GÜNCELLEME 04.01.2012 YAZARLAR

Üstüste yaşıyoruz her şeyi: Üstüste dizilmiş kutular gibi her şey. Kadın meselesini konuşurken Arap Baharı, daha onu bitirmeden Fransa’daki soykırım hadisesi, o bitmeden Uludere faicasıyla aynı anda çıkan başörtü/BMW hadisesi, yılbaşı lazerlerine, noel babayla mehmet akif tartışmaları karışıyor... Diğerlerini imha ederek, diğerlerini aniden değersizleştirerek peydah oluyor her yeni polemik. Ateşin içinde oturmuş, zaman geçiriyoruz veya zaman bizi geçiriyor... Bilmiyorum.

Müslüman, günde en az beş kere kalbine bakıp, kalbini günde en az beş kere gözden geçiren insandır. Ne gökleri, ne de çokça önemsediğimizi sandığımız yerleri farkındayız oysa. Sanki ahdi atik kehaneti tutmuş da; yer demir gök bakır kesmiş, kalplerimizse buzul çağına tutulmuş gibi... Aşırı bakmaktan körleşmiş gözlerimiz, aşırı bilmekten nasır tutmuş dillerimiz, aşırı konuşmaktan işitmez olmuş kulaklarımızla, “sümmün bükmün” tefsiri gibiyiz...

Oysa, vakti geldiğinde, tüm elbiselerimizi çıkartıp da uzanacağımızı toprağın kara bağrına... Hepimiz biliyoruz. Biliyoruz da, ölüm, bize değmediği sürece, hep “başkasının ölümü”... Seyredilen bir şeydir artık bizim için ölüm... Uludere’de ölen gençleri de, tıpkı Hantepe’de ölen gençleri unuttuğumuz gibi, aynı hızla unutacağız. Aynı hızla unutup, aynı hızla başka facialara odaklayacağız “seyretme iştahımızı”... Seyirlik ölümlerden, seyirlik yarınlar kurmaya çalışacağız... Annelerin tuttuğu yaslar üzerinden, devletler kurup, devletler yıkacağız.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz


Sibel Eraslan / star

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL