Sibel Eraslan
Sibel Eraslan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Arakan’daki 'işgüzar' vicdan

GİRİŞ 15.08.2012 GÜNCELLEME 15.08.2012 YAZARLAR

Sayın Emine Erdoğan’ın dünyaya kapatılmış Arakan’a girişini, oturduğu sıcak köşeden “işgüzar”lık olarak değerlendirenlere ne demeli? Ama “vicdan” dediğimiz, böyle bir şeydir öte yandan, evet “işgüzar”dır! Merak eder, hayal kurar, soru sorar, hesaplaşır, yetinmez, sızlar, kanar, ağlar, huzursuzdur, huzuru bulmak adına gider gelir, gider gelir, vic-dan teyakkuz halindedir. Uyumaz: “Ayetel Kürsi”deki“ve la nevm” halinin, kullar-daki tecellisi gibidir vicdan...

Myanmar ile Arakan arasındaki farkı belki şöyle anlatabilirim size; cennetle cehennem! Hayatla ölüm, ince bir sazlık kadar yakın birbirine. Somali’yi, Sudan’ı, Pakistan depremlerini, Açe tsunamisini, Kabil bombardımanlarını, işgal sonrası Irak’ı, Filistin’i bir bir gözünün önünden geçiren şu işgüzar vicdan... Sıra Arakan’a gelince, hala hayretten titreyebiliyorsa... Neyi gördüğümüzü varın siz hesap edin. Açlık, savaş, susuzluk, deprem, sel, salgın hastalık, Arakan’dan önce karşılaştığım tüm felaketlerde, bunlara maruz kalmış kişiler, ölüme karşı hayat için direnen kimselerdi. Ömrümde ilk kez “ölmek istiyoruz” diye feryat eden insanlarla karşılaştım Arakan’da...

***

Valilik binasının hemen arkasındaki kumsalda, okyanus dalgalarının çırpıntısında bordo renkli sarileriyle futbol oynayan Budist delikanlıların neşesi karışmayı ben de isterdim. Ne ki sadece bir iki kilometre ötedeki kampta, aynı yaşlardaki Mahmut Çıngı, üniversitesinin yıkıldığını, yakılan köyünden 500, ailesindense 11 kişinin öldürüldüğünü feryat ederek anlatırken aniden yere düşüyor. Bunun bir din savaşı olduğunu zannedenler yanılır. Hayır! Pervasız, kaba saba bir ırkçılık...  

Yol boyunca yanık kesik ağaçlar, tüm cevizleri kırık, simsiyah kor halinde ağlayan palmiyeler, üzerlerinden henüz kül bulutları kalkmamış yıkılmış yakılmış saz evler. Bir varmış bir yokmuş, suyun üzerinde yüzen garip bir sandalmış Arakan.

***

Allahım kıyamet kopmuş da bizim mi haberimiz yok? Geniş güvenlik önlemleri alınmış, çadırlar, sazlıklardan kurulmuş kulübeler, yollara akın etmiş “Esselamu Aleykum” derken katıla katıla ağlayan zapzayıf erkekler. Kucaklarındaki bebekleriyle yollara atılan erimiş bitmiş kadınlar... Otuz-otuz beş kilo var yok bir kızcağız inişte boynuma sarılarak titremeye başlıyor; “Ya rabbi” dedikten sonra baygınlık geçiriyor. Bir hayal gibiler, suyun üzerinde yürüyen canlı cenazeler gibi, erimiş mumların son kısık ferleri gibi gözler... Yusuf masalındaki gibi sanki kuyuya atılmış bir yurt Arakan... 90 bin evi yakılmış insan, binlerce ölü, sandalların üstünde binlerce sürgün, haymatlos...

Köşe yazısının devamını okumak için tıklayınız

YORUMLAR 2
  • Mesut ILICA 13 yıl önce Şikayet Et
    islam birliği kurulmalı bu bir kez daha gün yüzüne çıktı... erbakan hocamın yapamadıkları artık yapılmalı islam birliği ve d-8 ler kurulmalı natoya karşılık islam ordusu kurulmalı ve arakan gibi zulme uğrayan müslümanlara bu ordu yardım etmeli..tabi bunlar için müslümanların kendi silahını kendi yapabilir hale gelmesi de lazım hocamı o zaman engellemeselerdi belki bugün bunların hepsi gerçekleşmişti...
    Cevapla
  • Erol Karagüven 13 yıl önce Şikayet Et
    hep böyle mi olacak. dünyanın değişik yerlerinde her yıl müslümanlara yapılan zylümleri sadece insani yardımlarla geçiştiremeyeceğimiz aşamadayız.tamam bunlar da gerekli ama biz şamaroğlanı olmaktan kurtulmalı bun u başarmalı zalimlere anladıkları dilden durrr demeliyiziyoksa gelecek yıl için insani yardımların adresi neresi olacak diye korkuyorum
    Cevapla