Süleyman Yaşar
Süleyman Yaşar
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

'Erbakan'ı ekonomi programı devirdi!'

GİRİŞ 28.02.2011 GÜNCELLEME 28.02.2011 YAZARLAR

Sabah Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, 28 Şubat postmodern darbesinin 14'üncü yılında 54. Hükümet'in dün vefat eden Başbakanı Necmettin Erbakan'ın iktidarının devrilmesine farklı bir noktadan baktı.

28 Şubat'ın 2001'de cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizine neden olduğunu ifade eden Yaşar, Erbakan hükümetinin devrilerek 'darbecileri destekleyenlerin devlet hazinesini ve bankaları soymasına göz yumulduğunu savundu.

Yaşar'ın çarpıcı analizi:

Erbakan'ı ekonomi programı devirdi

28 Şubat postmodern darbesi 14 yıl önce bugün yapıldı. 54. Hükümet'in dün vefat eden Başbakanı Necmettin Erbakan medya destekli bir Fadime-Kalkancı darbesiyle devrildi. Sivil siyasete yapılan bu post-modern darbe, bu ülkede 2001'de cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizine neden oldu. Çünkü darbecileri destekleyenlerin devlet hazinesini ve bankaları soymasına göz yumuldu. Sonunda vatandaşın sırtına 100 milyar dolarlık borç yüklendi.

Peki 28 Şubat darbesi niye statükocu İstanbul sermayesi tarafından desteklendi?

Bu kritik sorunun cevabı 28 Şubat'ın devirdiği 54. Hükümet'in programında apaçık veriliyor. Öyle ki, Erbakan-Çiller koalisyon hükümetinin programında "Ekonomik kalkınmada temel esas, rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçiş olacaktır" deniliyordu. İşte bu ilkeyle, kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT'lerin) finansmanının tek bir havuzdan yapılması amaçlanıyordu.

Böylece finansman fazlası olan bir KİT, bundan böyle parasını özel bankaya yatıramayacaktı.

Aynı şekilde finansman eksiği bulunan bir KİT de özel bankadan kredi alamayacaktı.

KİT'lerin finansmanı, bir kamu bankasında açılan ortak hesaptan yapılacaktı ve gereksiz yüksek faiz ödemesinin önüne geçilecekti. Ama bu ilke uygulanamadı, zira statükocu İstanbul sermayesi hemen ayaklandı. Anlayacağınız, derenin kuşunu derenin taşıyla avlayan, parmağını kıpırdatmadan büyük paralar kazanan özel banka sahiplerinin keyfi kaçtı.

Gelelim 28 Şubat'ı tetikleyen diğer bir etkene...

Turgut Özal'ın yaptığı politika değişikliğine... Özal'ın, Türkiye'de 1984'e kadar uygulanmış olan ithal ikameci ekonomi politikasından, ihracat önderliğinde büyüme modeline geçmesi, piyasalara rekabet ortamını getirdi ve bu rekabetçi ekonomi Anadolu sermayesini güçlendirdi.

Bu durum, devlet rantlarıyla büyümeye alışmış bazı İstanbul sermayedarlarını rahatsız etti. Çünkü eski güzel günler bitiyordu. Anadolu sermayesi, İstanbul'un büyük şirketlerinin, holdinglerinin taşrada bayisi olmaktan çıkıyor, büyüklerin pazarına kendisi üretici olarak giriyordu.

Dolayısıyla Anadolu sermayesinin pazardan kovalanması gerekiyordu. İşte bu pazardan kovalama işi, askere ve maliyecilere yaptırıldı. Anadolu sermayesinin yatırım izinleri iptal edildi. Üzerlerine vergi denetimi amacıyla maliye müfettişleri gönderilen pek çok şirket hareketsiz hale getirilerek kapanmak zorunda bırakıldı. Böylece rant ekonomisinden bir türlü üretim ekonomisine geçilemedi.

Peki bütün bunları niye anlattık... Yasadışı

Türkiye Komünist Partisi eski genel sekreteri Nabi Yağcı cumartesi günü Taraf'taki köşesinde, "bana göre İslami hareketler, siyasi İslam, Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan günümüze tarihsel ana muhalefeti oluşturuyor ve dolayısıyla değişiminde itici gücü olma potansiyeli taşıyordu" diyor. Ve 12 Eylül diktasına karşı durmak için derine inmese de yurtdışında Komünist Partisi olarak İslami çevrelerle ilişki kurduklarını belirtiyor. "Özellikle demokrasinin önünde ciddi engellerden biri olan ve düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasalara karşı (TCK 141, 141 ve 163. maddeler) demokrasi için birlikte çabalarımız olmuştu" diyerek Türkiye'de İslamcı hareketin demokratikleşmeye omuz verdiğini belirtiyor.

Gelelim bugüne... Sivil siyasete askeri müdahaleyle yapılan soygunun neden olduğu 2001 ekonomik krizinin ardından seçmen TBMM'deki iktidarı ve muhalefeti 2002 seçimlerinde bir gecede kovalayınca, iktidara AK Parti geldi. AK Parti kadrolarının bir kısmı da, tıpkı Turgut Özal gibi Necmettin Erbakan'la anlaşamayan kadrolardan oluşuyordu. Peki bu gelişmeleri Nabi Yağcı nasıl yorumluyor? AK Parti'nin iktidar olmasıyla beliren yeni siyasi gelişmeleri Yağcı "AKP iktidardaki tarihsel muhalefet, CHP muhalefetteki tarihsel iktidar" diyerek özetliyor. Doğru değil mi?

SABAH

YORUMLAR 13 TÜMÜ
  • Kamil 14 yıl önce Şikayet Et
    daha önemli sebepler vardı. birincisi dini görüş ve söylemleri ikincisi basına yalan haber için ceza çıkartmaya çalışması darbecilerin arayıpta bulamayacağı türden bir hazine oldu,erbakanın yıllardır söylediği dini söylemleri başına dert oldu,erbakan sunni tarz şeriat yanlısı idi ,ben Kuran şeriatı yanlısıyım,aramızdaki fark bu,onun için ben diğerlerine karşı erbakanı savundum ama benim inancımla onun inancı arasında dağlar var,artık bunların hiç bir değeri kalmadı,zaten din kimsenin tekelinde değil,o öldü ilerde bizde öleceğiz
    Cevapla
  • yabandikeni 14 yıl önce Şikayet Et
    ........ Yazarın tespitleri çok doğru. Ancak bence bu tespitlerle yetinilmemeli bu istanbul sermayesinin gizli sahipleri deşifre edilmeli, devleti soyanlar yargılanmalı "zaman aşımı" uygulanmamalı bu milletten çaldıkları paralar kendilerinden veya mirasçılarından geri alınmalı. Bunların devlet veya yerel yönetim ihalelerine girmeleri engellenmeli
    Cevapla
  • Ahmet EROĞLU 14 yıl önce Şikayet Et
    Vaktinde olmasada kıyametten önce söylenmiş doğru. Vaktinde söylenmiş bir doğru değil ama güzel bir tespit. Keşke o günlerde hükümetin arkasında durulabilseydi.
    Cevapla
  • usta 14 yıl önce Şikayet Et
    arkadaslar çok güzel bir yazı. o günleri hatırlıyorum da fadime şahin - kalkancı olayı o zamanki hükümete düzenlenen bir oyundu..tam da ekonomi düzelirken..zaten 28 subatın hemen sonrasında bu hortumcular devleti soyup da ekonomik kriz olmadı mı...daha o krizin faturasını ödüyoruz...yazıklar olsun
    Cevapla
  • whitefox 14 yıl önce Şikayet Et
    54.hükümet iktidara gelir gelmez sağlıklı bir ekonominin göstergesi olan. kobilere olağanüstü kredi desteği(2 kat) vermişlerdi (kobiler gelir dağılımı adeletinin sağlanması için de çok önemlidir..kendi işini yapabilen insan sayısının çok olması lazım, artırmamız lazım)..hatırlıyorumda ardından mesut yılmaz hükümeti gelince hemen bu küçük ve orta ölçekli işletmelere(kobi) verilen kredileri kesmişlerdi..bunu değiştirip sadece büyüklere(ağalara) 400 milyar tl lik krediler vermeye başlamışlardı..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle