Taha Özhan
Taha Özhan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Erdoğan ve Normalleşme

GİRİŞ 12.08.2014 GÜNCELLEME 12.08.2014 YAZARLAR

Bunu yaparken bir an için Erdoğan’ın vesayet rejimi tarafından tamamen siyaset dışına itildiğini farz edin. Ortaya nasıl bir manzara çıkacağını tahmin etmek zor değil. 12 Eylül darbesinin ağır siyasal, toplumsal maliyetlerinin hem de kanlı bir şekilde üzerine çöktüğü 1980’leri, tarihimize kayıp yıllar olarak geçen 1990’lar takip etmişti. 28 Şubat darbesiyle ulaşılan tefessühün zirvesiyle, milenyumun başında vesayet rejimi siyasi ve ekonomi-politik anlamda iflasını ilan etmiş oldu.

Erdoğan’ın olmadığı bir senaryoda öncelikle milletin mükemmel bir siyasal mühendislikle ortaya çıkardığı 2002 meclis tablosunu göremeyecektik. Kuvvetle muhtemel toplum sert bir şekilde siyasetten uzaklaşacaktı. Özellikle ezici çoğunluğu oluşturan sağ seçmen geri çekilecekti. Bu 1960-1980 arası dönemde olduğu gibi seçimlere katılımın dramatik bir şekilde düşmesini beraberinde getirecekti. Türkiye’nin normalleşmesini taşıyan ana gövde siyasetten uzaklaştıkça, absürt ve zorlama iktidar mimarileriyle karşı karşıya kalacaktık. Başka bir deyişle, kayıp yıllar olarak kayda geçen 1990’lar, 2000’lere sarkacaktı. Böylesi bir durumda sadece bir kriz dönemi ortaya çıkmaz, oldukça sert siyasi ve toplumsal neticeleri olan bir kaos dönemi de kaçınılmaz olurdu. Özellikle Irak’ın işgalinde sıradan bir aktör olarak, Neocon projenin koltuk değneğine dönüşürdük. Yine kuvvetle muhtemel, Kürt meselesi Kuzey Irak’la iç içe girerek çok daha
büyük bir krize dönüşürdü.

Türkiye içerisinde demokratikleşme sert bir şekilde ötelenmek zorunda kalınırdı.Bugün hala ‘Kürt meselesine Kürt meselesi denir mi?’ tartışmaları vasat standardı oluştururdu. Irkçı başörtüsü yasağı merkezinde din-devlet ilişkilerindeki anormallik had safhaya ulaşırdı. 2001 ekonomik kriziyle iflas bayrağını çekmiş, finans sektörü derin bir yara almış ülke olarak, Avrupa’da başlayan bir krizle nereye savrulacağımız üzerine felaketten felaket beğenmek durumunda kalırdık. Mesela Ukrayna 1990’lardan başlayan istikrarsızlık tablosu işin nerelere gideceği hakkında bir fikir verebilir.

Basit bir revizyonist okumadan yukarıdaki tablonun çıkmaması için güçlü bir sebep bulunmamaktadır. Erdoğan momenti, Türkiye açısından, normalleşme sürecinin sert bir şekilde başlamasına neden oldu. Aynı sertlikle de devam etti. Normalleşme için yapılan müdahalelerin oluşturduğu sancıların bazen oldukça sert oldu. Bu durum kah kutuplaşma diye tercüme edildi kah otoriterleşme. Erdoğan, bu yönüyle, sadece normalleşmeyi güçlü bir şekilde taşıyan aktör olmakla kalmadı, aynı zamanda sancılarını da kontrol altında tutmayı başardı.

Yazının tamamı için tıklayın...

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL