Taha Özhan
Taha Özhan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Çifte vandalizm

GİRİŞ 11.10.2014 GÜNCELLEME 11.10.2014 YAZARLAR

Bir taraftan yakıp yıkanların fiziki vandalizmi, diğer yanda ise entelektüel vandalizm. O dönemde bu çift başlı vandalizmi şöyle yazmıştık: 

‘Taksim protestolarıyla bir kez daha sol ve liberal diskurun -başka hiçbir yaklaşıma tahammül bile etmeden- ana sponsora dönüşmesine şahitlik ettik. Taksim’i, Gezi’yi ve yaşananları ‘anlamak’ için mezkûr sol-liberal sponsorluktan icazet almamış her yaklaşım tarzı, entelektüel bir vandalizme muhatap oldu. Tartışmanın nasıl olması gerektiğinden asıl meselenin ne olduğuna, ne anlamamız gerektiğinden nasıl anlamamız gerektiğine, ortaya çıkan tahribatın ne olduğundan nasıl tadilata tabi tutulacağına kadar her başlıkta kerameti kendinden menkul bir sol-liberal şablon dayatıldı. Asayiş sorunları gündeme gelince sosyolojiden dem vurdular, sosyoloji tartışılınca psikolojiden dem vurdular, siyaset konuşulduğunda yaşam tarzından. Global demokratik sorunlar gündeme gelince tekil insan haklarına, somut sorunlar zikredilince soyut mecralara rücu edip durdular... Anti-siyasetin zirve yaptığı Taksim nihilizmine meşruiyet kamuflajı, büyük ölçüde sol-liberal diskur tarafından giydirildi.’

Suriye ve Irak krizi dolayısıyla da benzer bir entelektüel vandalizm uzunca süredir arzı endam ediyordu. Yüzbinleri katleden Esed’i ve Maliki’yi unutup, Türkiye’yi günah keçisi haline getirmek için kullanmadıkları malzeme kalmadı. Entelektüel ve ahlaki tefessüh halini göze alacak kadar kontrolden çıktılar. Otuza yakın insanın kanı üzerlerine sıçramasına rağmen, inanılmaz bir özgüven patlamasıyla, hala yaşananların nasıl anlaşılması gerektiğini dikte eden bir dilden geri kalmıyorlar.

Yaklaşık bir aydır, Kobane teorilerinin sayısını sayamaz olduk. Tamamında Kobane’ye karşı ya küresel ya da bölgesel bir komplo var. Hepsinin merkezinde de Türkiye var. Sokaklara teslim olan yeni muhalefet dili, son bir buçuk senedir siyaset düşmanlığının zirve yapmasını sağladı. Bu durum Türkiye’de meşru siyaset alanını yeterince pürüzlü ve puslu hale getirdi. Hatta havanın müsait olduğunu düşünenler, 17 Aralık’ta işi darbe girişimine kadar götürdüler. Kobane dolayısıyla yaşanan ise çok daha vahim bir zemini inşa etme potansiyeline sahip. Aynı anda siyasete ve toplumsal barış zeminine kast eden bir damar kanlı bir şekilde harekete geç(iril)miş durumda.

Yazının tamamı için tıklayın...

YORUMLAR 1
  • Fatma Erol 11 yıl önce Şikayet Et
    Amaç Belli.. Herşey TRT arapçanın yayına girmesiyle başladı.Türkiyedeki demokrasi ve insan haklarını gören ortadoğu halkları;başlarındaki diktatör kanemicileri atmak için arapbaharını başlattı.Türkiyenin desteğini de alan bu hareketler;1.dünya savaşından sonra ABD-İNG ve Fransanın başa koydukları Diktatör ve Hanedanları kovalamaya başlayınca:Bu ülklerin uykuları kaçtı.Hele hele TC bir Kürt açılımı başlattı ki;İsrailde dahil tüm bu ülkler havaya sıçradı.Çünkü bilyorlardıki;Türk-Kürt ve sonrsında Arap işbirliği demek,Ortadoğuyu sömüren bu devltlerin artık sömüremiyecekleri bir Ortadoğu demekti.Buna mani olmak için hemen kolları sıvayıp ,önce esedin devrilmesini önlediler,sonra Mısırda darbe yapıp İsraili garantiye aldılar ve şimdide Türk ordusunu Arapların üstüne sürüp,TC nin araplar arasındaki sempatisini bitirmeye çabalıyorlar.Tek hedef Türk-Kürt-Arap birliğinin kurulmasını önlemek.Çok şükürki bu planı görebilen insanlar Devletimizi yönetmekte.Kurulan tuzaklara bu güne kadar düşmediler,düşmycklerde
    Cevapla