Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

İçerideki Göbels’lerin resmi geçidi

GİRİŞ 26.01.2021 GÜNCELLEME 26.01.2021 YAZARLAR

“Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaklardır!”

*

Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Paul Joseph Göbels’in bu sözlerini, Uğur Mumcu Suikastı’nın Yirmi Sekizinci yıldönümünde bir kere daha hatırladık.

Peki, bu minvaldeki “yeterince büyük bir yalan” nedir?

2000 yılındaki “Umut Operasyonu” ile birlikte gösterime giren “Mumcu’nun katilleri Tevhid Selam-Kudüs Ordusu terör örgütüne mensup İslamcılar” kuyruklu yalanından söz ediyoruz!

Evet, 21 yıldır ısrarla ve itina ile bu Büyük Yalan tekrarlanıyor.

Bu yıldönümünde, Cumhuriyet’teki haber ile iki köşedeki anma yazısında ve Sözcü’de Uğur Dündar tarafından işte bu kaşarlanmış yalan yinelendi!

*

Böylelikle ne yapılmış oluyor?

Suikastı, tamamen uydurma bir örgüte yükleme düzenbazlığıyla laiklik vurgusu her daim adeta bir kılıç gibi sallanıyor; laikçilik de her defasında tazeleniyor.

Dindarları töhmet altında bırakmak gibi acayip konforlu bir alışkanlığı asla bırakmak istemiyorlar!

Daha da önemlisi ise şudur:

Suikastın arkasındaki Derin Güç Odağını yani Türkiye’deki Gladyo’yu bir başka deyişle ABD’ye eklemli Komprador Burjuvazi’yi “işin içinden sıyırmış” oluyorlar!

Sadece Uğur Mumcu Cinayeti değil bir dönemin Laik Aydın Suikastlarının hemen hepsi hayali Tevhid Selam örgütüne yazıldı!

Baronsal Gladyo’nun emrindeki Paralel Emniyetçiler yaptı, bunu…

90’lı yıllarda yayınlanan Tevhid dergisi ile haftalık Selam gazetesinin Fetullah’ı eleştiren, deşifre eden yayınlarından dolayı; orada çalışanları hedef seçtiler, seri iftiralar eşliğinde hapislerde çürüttüler!

21 yıl önce masum sanıklara işkenceler eşliğinde ve sürekli “öldürme tehditleriyle” alınmış fabrikasyon ifadeler; malum laikçiler tarafından 2021 yılında bile “gerçek” diye sunuluyor!

DÖNE DÖNE AYNI YALAN

Aşağıdaki satırlar, Sözcü’de Uğur Dündar imzasıyla (24 Ocak 2021) yayınlandı:

“Tetikçilerin bir bölümü…

İçişleri Bakanlarından, efsanevi polis şefi Sadettin Tantan döneminde gerçekleştirilen Umut Operasyonu kapsamında yakalandılar.

İran’da askeri eğitim aldıklarını söyleyen Selam Tevhid-Kudüs Ordusu Terör Örgütü tetikçilerinden ‘Tekin’ kod Ferhan Özmen bombayı kendisinin yaptığını, Oğuz Demir’in de Mumcu’nun aracına yerleştirdiğini itiraf etti. (…)

Umut Davası sonucunda Ferhan Özmen, Necdet Yüksel, Rüştü Aytufan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edildi…”

PEKİ, ASLINDA NE OLDU?

Umut Davasına ilişkin duruşmaların beşincisinde 18’i tutuklu 20 sanıktan biri olan Ferhan Özmen, ilk kez savunmasını yapmıştı.

Özmen, Emniyet’in hazırladığı senaryoyu 23 Kasım 2000 tarihli duruşmada şu sözleri ile paramparça etmişti:

“Ben bu senaryoda, gerçek değil sanal kahramanım! Senaryonun gerçekle ilgisine hangi vicdan sahibi inanabilir?

Tüm faili meçhul cinayetler bana, Necdet Yüksel’e ve Rüştü Aytufan’a fatura edildi...

Suçsuzluğumu, derin ve büyük bir senaryonun kurbanı seçildiğimi haykırmak istiyorum. Bir gün bütün bu karanlıkların üstü açılacak ve senaryonun utancı gözler önüne serilecek...

Bizden önce de Abdülhamit Çelik ve Yusuf Karakuş katil ilan edildi. Onlara tatbikat yaptırıldı. Onları kimler ve neden katil diye seçti? Alelacele cinayetlere katil siparişi verildi...

Uydurma bir örgüte dönemin tüm faili meçhul cinayetleri yüklendi. Kim inanır buna?”

DİKKAT: CIA DEVREDE

Umut Davası sanıklardan Rüştü Aytufan ise Ankara 2 No’lu DGM’deki 7 Eylül 2001 tarihli duruşmada beyan ettiği dilekçesinde şöyle demişti:

“Halen tutuklu bulunduğum Eskişehir Özel Tip Cezaevi’nde bir heyetin gelip beni ziyaret edeceği söylendi. (…)

6 Eylül 2001’de Cumhuriyet Başsavcısı Ali Turna’nın odasına götürüldüğümde, karşımda ABD Büyükelçiliği’nden Güvenlik Müsteşarı olduğunu söyleyen bazı kişiler buldum! Birisi tercüman dört kişi tarafından sorgulanmak istendim.

CIA mensubu olduklarını söylüyorlardı.

İran’a gidip gitmediğim, ABD Elçiliği’nin yerini bilip bilmediğim yönündeki sorularla sorgulanmak istedim. (...)

Dün Başsavcılığa götürüldüm, karşıma ABD Elçiliği’nin Güvenlik Müsteşarı, CIA mensubu çıktı! Yarın neyle karşılaşacağımı nasıl bilebilirim? (…)

Duruşmadan bir gün önce CIA tarafından psikolojik baskı altına alınmam mahkemenin seyrini dışarıdan etkilemek değil midir?

Birileri benim ceza almamı mı istiyor?

Asıl olan mahkemelerin baskıdan uzak, bağımsız karar vermesi, ayrıca benim sanık olarak hiçbir baskı altında kalmadan ifade verebilmem değil midir?”

FİNAL

Ezcümle: Mumcu Suikastını masum insanlara “yükleyebilmek” için CIA seferber olmuştu!

Uğur Dündar mı; yıllardır “Türkiye’deki en güvenilir gazeteci!” seçilmeye devam ediyor!

Yenişafak

YORUMLAR 2
  • Köse Mihal 4 yıl önce Şikayet Et
    Hani kötü senaryolar vardır ya. Katilin başta belli olduğu. Solcu vurulursa fail sağcı, sağcı vurulursa fail solcu. Tam bir ahmak avutmaca. Aslında tam olarak oda değil. Çünki gerçekte bunun böyle olmadığını herkes gibi onlarda biliyor. Biliyorlarda neden böyle konuşuyorlar öyleyse? Sebebi şu,buarkadaşlar kan bezirganı, kin bezirganı, ölen arkadaşlarının parçalanmış bedenleri ūzerinden sözde propaganda yapan alçaklar. Haaa unutmadan, efsanevi polis şefime bakarmısın? Bulduğu failere Uğur Dündar ikna olduğuna göre gerçekten efsaneymiş.
    Cevapla
  • yemez 4 yıl önce Şikayet Et
    Uğur Dündar yıllardır en cesur gazeteci en dürüst gazeteci seçilmiş peeh Körler sağırlar birbirini ağırlar.
    Cevapla